Muharrem Günay

ADALET YAZILARI: KIZIL BELAYA SEBEP OLAN İŞLER

Muharrem Günay

Bir toplumun hak, hukuk, adalet, emanetleri ehline vermemek yani devlet işlerine yeteneksiz kimseleri atamak, ahlakın ve namus anlayışının bozulması, zekât vermemek, rüşvet, içki, kumar, zina, eşcinsellik, çıplaklık gibi ahlaksızlıkların çoğalması o toplumun başına büyük belaların, savaş, terör, yangın, sel, deprem, bulaşıcı hastalıklar, kuraklık, kıtlık, hayat pahalılığı, cinayetler gibi felaketlerin geleceğine bir işarettir. Ayet ve hadislerde bunlara dikkat çekilmiştir. Dünya üzerinde birçok devlet ne parasızlık, ne topsuzluk, ne tüfeksizlik yüzünden değil ahlaksızlık ve adaletsizlik yüzünden yok olmuşlardır. Üzerinde yaşamakta olduğumuz Anadolu coğrafyası ise bu duruma çok güzel örnektir. Bu topraklarda, Sümerler, Etiler, Firikler, Bizans, Roma, Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük devlet ve medeniyetler kurulmuştur. Bu gün bu medeniyetlerin ve devletlerin yerinde yeller esmektedir.
Tarih çok zengin ve varlıklı oldukları halde ahlaksızlıkları, haksızlıkları, adâletsizlikleri ve insanlara yapmış oldukları zulümleri yüzünden birçok devlet ve milletin tarih sahnesinden silindiğine şahittir. Yüce kitabımız Kur’an’da da bu kavimlerden ve kıssalarından söz edilir. (Bak. Hud: 65-67; Neml:50-52; A’raf: 78; Hicr: 83-84; Şuara: 158-159 vb.)
Tirmizi’nin Fiten bahsinin 38. bölümünde (IV/494) rivayet edilen hadis-i şerifte, 15 kadar kötü davranış ve tutumun; yangın, sel, deprem ve kanlı olaylar gibi kızıl belalara sebebiyet verebileceği haber verilmektedir. Hadis-i şerife göre bu belalar, deprem, yerin dibine batırılma veya “siretin bozulması/mesh” (domuz ve maymun siretine dönüşme) olabilir. Hadis-i şerifte bela olarak zikredilenlerden “kızıl rüzgar”, bünyesinde kan ve ateş ihtiva eden musibetler olarak yorumlanmaktadır. Suretin (siretin) bozulması (mesh) ise, insani ve İslami değerlerden uzaklaşan bir ruhla, Allah’ın hükümlerine uymayan şeyleri meşru kabul eder hale gelmeyi, yani bir nevi değer yargıların bozulmasını ifade etmektedir.
Hadisi şerifte, bu cezaların sebebi olarak sayılan kötü fiiller şunlardır:
1- Ganimetin (topluma, devlete ait malın) zimmete geçirilmesi, kişisel yararda kullanılması veya çarçur edilmesi,
2-“Emânet”in ganîmet gibi görülüp hıyânet edilmesi,
3- Zekâtın, büyük bir yük ve angarya olarak görülmesi (Zekatın ihmal edilmesi veya baştan savma ifa edilmesi),
4- (Gayr-i meşrû işlerde) kişinin hanımına itaat etmesi,
5- Anneye karşı saygısızlık edilmesi, hukukunun çiğnenmesi,
6, 7-Kişinin, arkadaşına iyilikte bulunduğu hâlde babasına kaba davranması,
8- Camilerde seslerin yükselmesi, (huşunun kaybolması, riyanın ortaya çıkması, dünyalık seslerin yükselmesi),
9-Toplumdaki kötülerin iş başına getirilmesi,
10-Kötü insanlara şerlerinden korkulduğu için saygı duyulması,
11-İçkinin (sarhoşluk veren maddelerin) yaygınlaşması,
12-(Erkeklerin) ipek elbise giymesi (haram giysilerin giyilmesi veya başkasına caka satma amacıyla elbise giyilmesi),
13- Şarkıcı vs. kadınlara ve çalgı aletlerine ilgi duyulması (çalgıya, şarkıcılara ve dansözlere, gayri meşru eğlenceye düşkünlük ve itibar gösterilmesi),
14-İlmin (İslami ilimlerin) dünyalık amaçla tahsil edilmesi,
15-Sonradan gelen neslin önceki hayırlı nesilleri lanetlemesi, (gerici, yobaz gibi niteliklerle) kötülemesi. (Tirmizi, Fiten, 38, IV/494; No: 2210).
Aynı konuda gelen diğer rivayette, bu filleri işleyenlerin cezası olarak, kızıl bir rüzgar (yangın ve kanlı kavgalar gibi kızıl bir bela), yere batırılma, domuz ve maymun suretine (sîretine) çevrilmenin yanı sıra, zelzele ve gökten taş yağma afetleri de eklenmiş ve bunların, ipi kopmuş gerdanlığın ard arda düşen taneleri gibi birbirini takip edeceği haber verilmiştir (Tirmizi, Fiten, 38, IV/494; No: 2211).(Gelişgen, 2012)
Eski Türkler helal lokma, helal kazanç ve alın terine büyük önem verirler, haksız kazançtan, haramdan şiddetle kaçınırlardı. İnsanın kazancı “Ananın ak sütü gibi helal ve temiz” olmalıydı. Çocuk anne rahmine besmele ile düşmeli ve helal lokma ile beslenmeliydi. Haram lokma ile beslenmek kötülüğün başlıca sebebi olarak görülürdü. Kutadgu Bilig’de haram konusunda şöyle denilmektedir: “Harama el uzatma, kendini gözet; ey hükümdar, iyi bil ki, haram gönülü karartır.” (5347. beyit) “Başkasının malını alma ve kan dökme; ölüm döşeğinde insan bu iki günah yüzünden inler.” (Kutadgu Bilig 1395. Beyit) , “Ey şöhretli insan, takva sahibi olmak istersen, helal ye, nasibini helalden al.” (5348. b.) Türk töresi aç gözlü olmayı hoş karşılamaz. “Aç gözlü kimseye zenginliğin bir faydası yoktur; ey gönlü tok olan aç gözlüye acı.” (5388. b.) “Aç gözlüye bütün dünya malı az gelir; olana kanaat eden kimsenin ömrü saadet içinde geçer.” (5389. b.) “Gözü aç olan insan kara toprağın tozu gözüne doluncaya kadar mala doymaz.” (5390. b.) Türk töresi insanın nefsini, hava ve hevesini kontrol altında tutmasını ister. “Gayret et, akıl ile hava ve hevesini zapt ve rapt altına al; kendisini hava ve hevese kaptıran kimsenin hayatı heder olur.” (5403. b.) “Sen meniden türemişsin “ben” deme; sen “ben” dersen, bak işte değerin.” (5413. b) “ Nefsinin esiri olma, nefse uymak esirliktir. Onun esiri olma .” (1438. b) “….İyi kanun koy; kötü kanun yapan kimse, daha hayatta iken ölmüş demektir.” (1458. b.) “ Fakirliğe düşmek ve daima zengin kalmak istersen, hiç bir vakit zina etmemeğe gayret et.” (4409. b.)

Yazarın Diğer Yazıları