Bir insanın güzel ahlak sahibi olması yetmez, güzel ahlak sahibi bir insan çevresinde olan biten ahlaksızlara seyirci kalmaması gerekir. İyiliği emretrnek ve kötülüğe engel olmak “Emri bil ma’ruf ve nehyi anil münker” görevini yerine getirmeyen bir Müslüman ne kadar ahlaklı olsa da gerçekte ahlaksızdır.
Bir Kur’an kavramı olan el-emr-i bi’l ma’ruf ve’n-nehyi anil münker; “iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak” anlamına gelir. Bütün peygamberlerin ortak görevi olan bu husus, iyiliğin yaygınlaştırılıp çoğaltılması, kötülüklerin yasaklanması yoluyla toplumun ıslahını esas alır.
“İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak”, namaz, oruç ve zekât gibi Kuran’da emredilen ve her Müslüman’ın üzerine farz olan bir ibadettir. Dolayısıyla Kuran’ın pek çok ayetinde bildirilen bu ibadeti yerine getirmek İslam ahlakının temel özelliklerinden biridir. Kuran’da şu şekilde bildirilir:
“Kuntum hayra ummetin uhricet lin nâsi te’murûne bil ma’rûfi ve tenhevne anil munkeri ve tu’minûne billâh(billâhi), ve lev âmene ehlul kitâbi le kâne hayran lehum, minhumul mu’minûne ve ekseruhumul fasigune “ (Ali İmran 110)
“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.” (Ali İmran 110)
“Her kim müspet (örnek) bir çığır açar da, kendisinden sonra onunla amel edilirse, yaptığı güzel şeyin sevabını aldığı gibi, o davranışı örnek alarak iyilik yapanların sevabından da kendisine bir pay verilir, ama onların sevabından hiçbir şey eksilmez. Her kim de menfî bir çığır açarsa kendi davranışının cezasını üstlendiği gibi, kendisini örnek alarak o davranışı sürdürenlerin günahlarından da kendisine bir pay verilir, ama onların günahlarından da hiçbir şey eksilmez.” (Müslim, İlim, 15)
Kötülüğü Emretmek, İyiliği men
Etmek Münafıklık Alâmetidir
Münafıklar kötülüğü emreder, iyiliği men ederler, cimridirler, Allah’ı unuturlar, hak yoldan çıkmış insanlardır. Toplumda kötü söz, fiil ve davranışların yayılmasını isterler, bu onların genel karakteridir. Yüce Allah bu hususu şöyle bildirmektedir:
“Münafık erkek ve münafık kadınlar birbirlerindendir. Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unutmuşlardır. Şüphesiz münafıklar fâsıkların ta kendileridir” (9/Tevbe-67).
Yüce Allah bir başka ayette ise iyiliği emretme ve kötülükten men etme ibadetini yerine getirenlerin ahirette alacakları karşılığı şöyle müjdelemektedir:
“Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır. ” (Al-i İmran Suresi, 104)
Sahabe-i Kiram ve tâbiîn (Allah hepsinden
razı olsun), beş işle meşgul olurlardı:
1) Kur’an okumak;
2) Mescidleri (ibadetle veya servetle) tâmir etmek;
3) Allah’ı anmak;
4) Durmadan emr-i bi’l-mâruf yapmak;
5) Durmadan nehy-i an’il-münker yapmak.
Böyle yapmalarının sebebi Hz. Peygamberden dinledikleri bir hadîs-i şerîf idi;
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Âdemoğlunun bütün konuşmaları kendi aleyhindedir. Ancak üç konuşma bu hükmün dışındadır:
1) Mârufu (iyiyi) emretmek,
2) Münkeri (kötüyü) yasaklamak,
3) Allah’ı zikretmek.