Muharrem Günay

Allah'a Yönelen Mümin Takva Sahibi Olur

Muharrem Günay

Kur’an-ı Kerim’de Muttakilerin / takva sahiplerinin özelliklerinden bahseden çok sayıda ayetler vardır

Bunların en önemlileri şu ayetlerdir.

“Munîbîne ileyhi vettegûhu ve ekîmûSSalâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).” (30/Rûm–31)

O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.” (Rûm 30: 31)

Allahû Tealâ buyuruyor ki: “O’na, Allah’a yönel. Allah’a ulaşmayı dile ve Allah’a karşı takva sahibi ol.”
İnsanlar “Mü’min olan, takva sahibidir.” diyorlar. Mü’min olan takva sahibi değildir. Mü’min olan kişinin takva sahibi olabilmesi için Allah’a ulaşmayı dilemesi lâzımdır. Söylediğimiz Rum Suresinin 31. âyet-i kerimesinde Allahû Teâlâ: “Allah’a yönel ve takva sahibi ol.” diyor. Yani Allah’a yönelmeyen kişinin takva sahibi olmadığı vurgulanıyor. Allah’a ulaşmayı dileyen/Allah’tan hidayet talebinde bulunan kişi takva sahibidir. Burada, Allah’a inananlardan sadece Allah’a ulaşmayı dileyenler takva sahibi olabilirler. Rum Suresinin 31. âyet-i kerimesi bunu söylüyor. Enfal Suresinin 29. âyet-i kerimesine bakıyoruz. Allahû Teâlâ şöyle söylüyor: 

“Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettegullâhe yec’al lekum furgânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yağfir lekum, vallâhu zul faDlil aZîm(azîmi). (Enfâl 8: 29)
“Ey iman edenler, Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.” (Enfâl  8: 29)

Ey âmenû olanlar, Ey Allaha ve gönderdiği her şeye şeksiz şüpesiz iman edenler, eğer Allah’a karşı takva sahibi olursanız, o zaman Allah sizin için furkanlar kılar, sizi furkanların sahibi yapar, yani size hak ile batılı ayırma özelliği/bir anlayış veririr, tıpkı hak ile batılı ayıran Kur’an/Furkan gibi… ve sizin günahlarınızı örter ve size mağfiret eder. O Allah ki büyük lütuf sahibidir.

Yüce Allah kitabın anası, özü ve açış suresi olarak bilinen Fatiha suresinde “İhdinaSSıraTal müstegîm” diye yaratıcısından hidayet talebinde bulunan kulunun talebine hemen Bakara suresi ikinci ayette cevap verir ve:

“zâlikel kitâbu lâ raybe fîh (i) hüden lil müttegîn(e)” (2/Bakara–2)

Bu öyle bir kitaptır ki onda (ve onun ilahi kitap olduğunda) hiç şüphe yoktur. O muttakilere ( Allah’ın emirlerine uygun yaşamak/aykırı davranmaktan sakınmak isteyenlere) doğru yolu gösteren (öğreten)dir.” (Bakara 2: 2) der. Enfal suresi 29. ayette ise, Müslümanlara hitaben: “Eğer takva sahibi olursanız Allah size tıpkı yüce kitabımız Furkan gibi bir özellik, bir anlayış verir ki Kur’an’ın bir adı da Furkan/Hak ile batılı ayıran kitaptır. Siz size verilen bu özellik, Furkan sahibi olmak sayesinde doğru ile yanlışı birbirinden ayırırsınız” Denir.

“Elâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). (Yûnus 10: 62)
Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun da olmazlar, öyle değil mi?” (Yûnus 10: 62)

 “Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).” (Yûnus 10: 63)

Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.” (10/Yûnus–63)
O Allah’ın evliyası var ya onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar. Onlar âmenûdurlar ve takva sahibi olmuşlardır.” 
Bu 2. âmenû oluştur. Burada kişi takva sahibidir. Kişi, Allah’a ulaşmayı dilemiş ve takva sahibi olmuştur. Rum-31’de Allahû Tealâ: “Munîbîne ileyhi vettekûhu” diyor. Burada da “âmenû ve takva sahibi” ifadesi yer almaktadır. 
Demek ki iki nev’i âmenû olan/İnanan kişi vardır. Bunlar;

  1. Allah’a inanan kişi vardır. Bunlar Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için takva sahibi değildirler. 

Bu inananlardan, kim Allah’a mülâki olmayı/ulaşmayı dilerse, ruhunu Allah’a teslim edip ulaştırmayı dilerse, sadece onlar takva sahibi olurlar. 

Yazarın Diğer Yazıları