Muharrem Günay

ALLAH KATINDA EN SEVİMLİ AMEL AZ DA OLSA DEVAMLISIDIR

Muharrem Günay

22 Şubat 2013 Cuma 02:00:00
  Buhârî’nin rivayetinde, Hz. Aişe der ki:
Resulullah (s.a.v)’in en çok sevdiği amel, sahibinin üzerinde (sürekli ola¬rak) devam ettiği ameldir. (Buhârî, Rikak 18) “Aişe ile Ümmü Seleme’ye: Resulullah (s.a.v)’e en sevimli olan şey nedir?’ diye soruldu. Onlar
“Az da olsa devamlı olan (amel)” dediler. (Tirmizî, Edeb 70 (2856)
Ebu Davud’un rivayetinde ise Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:
“Güç yetirebileceğiniz ameler)i yapın. Çünkü siz usanmadikça Allah maz. Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı yapıla¬ndır.” (EbuDâvud, Tatavvu’,27(1368)
Resulullah (s.a.v): “Güç yetirebileceğiniz amel(ler)i yapın. (Çünkü siz usanmadıkça şanı yüce olan Allah usanmaz. Şam yüce olan Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı yapılanıdır’ buyurdu. “ Hadisi şerif, ibadet ile ilgili olarak kısaca şunu ifade etmektedir: Gücünüzün yettiği amelleri işleyin. Gücünüzün yetmediği için devam edeceğiniz amellere girişmeyin. Çünkü gücünü¬zün yetmeyeceği ameller, size bıkkınlık verir. Bu sebeple de onu terk etmek zorunda kalırsınız. Siz bıkmadan ibadete devam ettiğiniz müddetçe, Allah da o ibadetin mükâfatını ver¬meye devam eder. Fakat siz bıkıp ta bu amelinizi bırakıverecek olursanız, Allah sizin bu bıkkınlığınıza ve amelinizi terk edişinize karşılık olarak bu ibadetiniz için size vermekte ol¬duğu mükâfatı keser. Yani siz İbadetinize son vermedikçe Allah da sevab vermeye son vermez.”
ALLAH NASIL MİSAFİR EDİLİR
Musa Aleyhisselâmın ümmeti:
– Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız, dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. «Nasıl olur, Allah (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir» diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Turu Sina’ya çıktığında, Allah tarafından şöyle nida olundu:
– «Ya Musa neden kullarımın davetini bana getirip söylemiyorsun?»
Musa Aleyhisselâm:
“Ya Rabbi, böyle daveti size gelip söylemekten haya ederim. Dedi.
Allah (c.c.): “Söyle kullarıma, onların davetine Cuma akşamı geleceğim” buyurdu.
Musa Aleyhisselâm gelip kavmini durumdan haberdar etti, hazırlığa başlandı, koyunlar, sığırlar kesildi. Mümkün olduğu kadar mükellef bir yemek sofrası hazırlandı. Çünkü Kâinatın yaratıcısı misafir olarak gelecekti. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, akşamüstü uzak yollardan geldiği belli; yorgun argın, üstü-başı birbirine karışmış bir ihtiyar gelip:
«Ya Musa! Uzak yollardan geldim, acım, bana bir miktar yemek verin de karnımı doyurayım» dedi.
Hz. Musa:
– Acele etme, hele şu testiyi al da biraz su getir bakalım. Senin de bir katkın bulunsun. Biraz sonra Allah (c.c.) gelecek, dedi. Tabii adam daha fazla diretmeden çekip gitti. Yatsı vakti oldu, beklenen misafir halâ gelmedi. Sabah oluncaya kadar beklediler, halâ gelen giden yoktu. Neyse ümidi kestiler. Hz. Musa taaccüp içinde idi.
İkinci gün Hz. Musa Tur’a gidip:
– Ya Rabbi, mahcup oldum, ümmetim: «Ya Sen bizi kandırdın, ya Allah sözünde durmadı» diyorlar dediğinde, şöyle hitap olundu:
— Geldim ya Musa, geldim. Açım dedim, beni suya gönderdin, bir lokma ekmek bile vermedin. Beni ne sen, ne kavmin ağırladı.» Bunun üzerine Hazreti Musa Kelîmullah:
— Ya Rabbi bir ihtiyar geldi sadece, o da bir kuldu, Allah değildi. Bu nasıl olur? dediğinde Cenabı Allah:
—İşte ben o kulum ile beraberdim. Onu doyursa idiniz, beni doyurmuş olacaktınız. Çünkü ben yere göğe sığmam ancak aciz bir kulumun kalbine sığarım. Ben o kulumla beraber gelmiştim. Onu aç olarak geri göndermekle, beni geri göndermiş oldunuz buyurdu.

Yazarın Diğer Yazıları