Muharrem Günay

ALLAH KUT'U VERDİĞİ GİBİ KUTA LAYIK OLAMAYANDAN VERDİĞİ KUTU GERİ ALIRDI

Muharrem Günay

“Kutadgu Bilig’de Kut ve Töre” adlı eserde Sait Başer kut konusunda aşağıdaki bilgileri aktarıyor:
Devrin Gök Türk alfabesiyle yazılıp günümüze kadar ulaşan Irk Bitig adlı fal kitabında görüldüğü üzere, bir insan Tanrı’ya tâ’zim ve hürmetle niyaz ederek O’ndan kut isteyebiliyordu. Tanrı’da “kut ve sürüler” veriyor, “uzun ömürler” ihsan ediyordu. Demek ki kut, menşe (kaynağı) itibariyle Tanrı’dan gelmekte idi.
M.Ö. 209-174 seneleri arasında hüküm süren Mo-Tun, Tanrı’dan kut almış bir Hun hakanı idi. Yine M.Ö. 74’ten önceki Hun tarihinde unvanı “kutlu” olan bir hakandan söz edilmektedir.
Kaynaklarımıza göre “Tanrı’nın kendisine kut ve sadet verdiği kulun işi her gün yükselirdi.” “Tanrı kime destek ve yardımcı olursa o kul kut bulur (K.B. 1267-1268.b.).” “Tanrı kime inâyet ve yardım ederse dünya onun olur ve kuta kavuşur (K.B. 6192. B.)” du. “Kut Tanrı’nın fazlındandı (K.B.6193.b.). ” Ve “Kutu yükselten de O idi (K.B.1258. b.).” “Kut’un güçlenmesinin bir diğer sebebi de halkın hayır duası idi (K.B. 6424.b.). “Fakat “Beyin (hükümdarın) dili ve tabiatı düzgün olmazsa kut o memlekette dolaşamaz kaçardı (K.B. 2012.b.)” (Başer, 1990: 2, 3).
Yüce Tanrı’nın kut vererek hakanlık makamına oturttuğu hakan kuta layık olamaz ve töreye uygun hareket etmez ise Yüce Tanrı ondan kutunu geri alır ve onu hakanlık makamından düşürürdü.
Hun hakanı Tuman (Teoman)’ın oğlu Mete ile girdiği saltanat mücadelesinde nereden geldiği belli olmayan bir ok ile vurulması ve ölmesi de kut’unu kaybetmesi olarak yorumlanmıştır. Çünkü Tuman Han yerine Çinli bir prensesten olma küçük oğlunu tahta oturtmak istiyordu. Onun bu davranışı töreye aykırıydı. Tuman’ın töreye aykırı hareket etmesi ve halka zulmetmesi sonucu Yüce Tanrı kutunu geri almış ve O’nu hakanlık makamından düşürmüş ve yerine M.Ö. 209 yılında Mete hakan olmuştu. Aslında Tuman’ı öldüren ne Mete, ne Mete’nin askerleriydi. Gerçekte O’nu öldüren ve vermiş olduğu kut’u geri alarak hakanlık makamından düşüren Yüce Tanrı idi.
Gök-Türk tarihinde genç hakan İnal Kağan’a karşı yapılan 716 yılı ihtilali bu gerekçeye dayanmıştır. 581 yılında Gök Türk Hakanı Ta-Po’nun yerine O’nun vasiyet ettiği Ta-Lo-Pien’in hakanlığını töreye uymadığı için devlet meclisi reddetmişti. (Günay, 2004: 31) Yine İlteriş Kutluğ Kağan’ın ölümünden sonra Bilge ve Kültigin’in yaşlarının küçük olması nedeniyle hakanlık makamına oturan Kapkan Kağan’ın çok büyük zaferler elde etmesi ve çok büyük işler başarmış olmasına rağmen halka kötü davranmasından dolayı Tanrı’nın kut’unu geri aldığı ve hakanlık makamından düşürdüğü anlatılır. (Kapağan, Kapağan eski Türkçe de fatih demektir) Kapağan kağan 716 yılında bir seferden dönerken pusuya düşürülmüş ve öldürülmüştür (Günay, 2004: 31).
Yine Kapağan Kağan’ın ölümünden sonra hakanlık makamı töreye göre Bilge Kağan’ın hakkı iken tahta geçmeye yeltenen İnal Kağan’ın öldürülüşü “Tanrı’nın kut vermemesi ve töreye uygun hareket etmemesi olarak açıklanmıştır(Gök -Türk Kitabeleri, Bilge Kağan Anıtı, Doğu Cephesi 35. Satır.).
Gök-Türk kitabelerinden öğrendiğimize göre Yüce Tanrı sadece beylere değil Türk milletine de kut verirdi. Tanrı’nın Türk milletine verdiği en büyük kut “İl” yani devlet idi. Bu durum kitabelerde “İl berigme Tanrı-İl veren Tanrı” yani devlet veren Tanrı olarak geçer. (Kül Tigin Antı, Doğu Cepesi: 25-26 satır, Ergin: 1973.24)
“Tanrı irade ettiği için tahta oturdum, dört yandaki milletleri nizama soktum” diyen Bilge Kağan; “Tanrı güç (kut) verdiği için Türk askerleri kurt gibi ve düşman askerleri koyun gibi idi” der. Çin esareti zamanında da “ Tanrı Türk milleti yok olmasın diye babam İl-Teriş Kağan’ı ve anam İl-Bilge Hatunu gökten tutup yükseltmiştir.” Fakat Tanrı, sevdiği ve himaye ettiği milletin hanları, beyleri ve halkı doğru yoldan, milli örf ve nizam (türe)den ayrıldığı zaman onları cezalandırır; kendilerini Çin esaretine düşürürdü (Turan, 1969:1.94). Yani töreye uymadıklarından dolayı onlardan kut’unu geri alır ve onları Çin esaretine düşürerek cezalandırırdı.
Aynı düşünce Tonyukuk anıtında da “Tanrı onları cezalandırdı ve mahkûm etti” şeklinde geçer (Turan, 1969:1.94). (Tonyukuk Anıtı, 1. Taş, Batı cephesi 4. Satır, Ergin:1973: 52)
Kut, Allah’ın bir bağışı olması yanında yetkisini kötüye kullanan, töreye uymayan veya halkın beklentilerini yerine getirmeyen idarecilere karşı koyma, onu tahttan indirme hakkını halka ve devlet meclisine veren bir güçtür. Bu özelliğiyle Kut, hem Türk halkını hem de Türk devletini korumuş, hem de hükümdarlığa layık olmayanların bu mevkide kalmasını önlemiştir.

Yazarın Diğer Yazıları