Maide suresi 54. ayetten anladığımıza göre Arapların yerine getirileceği ifade edilen milletin bir takım özellikleri vardır. Maide 54. ayette bu özellikler şöyle sıralanır:
1. Allah o milleti sever.
2. O millet te Allah’ı çok sever.
3. O millet Müslümanlara karşı alçak gönüllü ve merhametlidir.
4. O millet kafirlere karşı şiddetli, onurlu ve zorludurlar.
5. O millet Allah yolunda savaşır.
6. O millet Allah yolunda savaşırken, kınayanın kınamasından, kötüleyenlerin kötülemesinden çekinmezler, onlara aldırış etmeden dine hizmet ederler.
Sanki bu ayeti kerime kitleler halinde İslâm’la şereflenmiş olan yüce Türk milleti’nin tarihinin ve İslâm’a olan hizmetlerinin kısa bir özeti gibidir.
Elbette Yüce Allah Türk milletini çok sevmiş, bizi severek, isteyerek ve bir takım ilahi görev ve gayelere memur ederek yaratmış ve bu ilahi görevleri başarıyla yerine getirecek şekilde meziyetlerle donatmıştır ki bu özelliklerin en önemlileri, üstün cesaret, kahramanlık, askerlik, teşkilatçılık, cömertlik ve mertlik gibi başka milletler de ender görülen özelliklerdir.
Tarihi kaynakları incelediğimizde Türklerin tarih sahnesinde görüldüğü andan itibaren her şeyi yoktan var eden yüce ve bir Allah’a inandığı ve Yüce Tanrı tarafından Dünya nizamını sağlamakla görevlendirilme inancına sahip olduğu ve bu amaçla dünyanın dört tarafına seferler düzenlendiği görülmektedir. Bu düşünce “Türk Cihan Hakimiyeti Düşüncesi”ni doğurmuştur. Eski Türk Cihan Hakimiyeti düşüncesinin hedefi eski Türk dini ve töresi ile dünyaya nizam vermek ve bütün insanlığı Türk töresinin ve Türk devletinin himayesine alarak mutlu kılmaktan ibaretti. Bu düşünce İslâmiyet’le birlikte “Nizâm-ı Âlem Ülküsü” ne dönüşmüştü. Nizâm-ı Âlem’in hedefi de Allah’ın dini ile âleme nizam vermek ve ‘İ’lâ-yı Kelimetullah’tan yani Allah’ın adını yüceltmekten ibaretti. Bu yüce duygu ve düşünceler içerisinde Kaşgarlı Mahmud, Türk milletine “CUNDULLAH” (Allah’ın Ordusu) adını vermiştir. Osmanlı devleti ordularına “ASÂKİR-İ İSLÂM” (İslâm’ın askerleri) bu orduyu oluşturan askerlere de Peygamber Efendimizin adını vererek “MEHMETÇİK” denilmiştir.
Türk milleti, Allah yolunda cihat edip, âleme nizam verme ülküsü peşinde koşarken bir çok haksız iftiralara ve suçlamalara da maruz kalmıştır. Bu iftiraların en önemlisi ‘barbarlık’ suçlamasıdır ki bu suçlamayı yapanların gerçek barbarlar olduğunu bilmeyen yok gibidir. Hıristiyanlık Dünyasının bu tür suçlamaları bir tarafa İslâm’ın Bayraktarlığını yapmış olan aziz milletimize Araplar tarafından “Yecüc ve Mecüc” olma iftirası yapılmıştır. Fakat Türk milleti tıpkı Maide suresi 54. ayette belirtildiği gibi “kınayanların kınamasına, kötüleyenlerin kötülemesine aldırış etmeden” İslâmiyet’e hizmet etmeye devam etmişlerdir.