Muharrem Günay

ALLAH TARAFINDAN ÖVÜLMÜŞ MİLLET – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay

5 Haziran 2015 Cuma 03:00:00
  Maide Suresi 54. ayet: “-Ey iman edenler! Aranızdan kim dininden dönerse (şunu) bilsin: Allah onun yerine öyle bir millet getirecek ki, Allah onları sever, Onlar da Allah’ı severler. Mü’minlere karşı mütevazi, kafirlere karşı ise (fevkalade) onurlu ve güçlü, Allah yolunda cihad eden ve hiçbir kınayanın kınamasından kormayan bir millet getirecektir. Bu Allah’ın bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah’ın lütfü ve nimeti geniştir, O bilendir. Birçok müfessir, bu ayet-i kerimede kastedilen milletin, Abbasilerin zayıflmasından sonra öne çıkan “Türk Milleti” olduğunu ifade etmiştir. Elmalılı Hamdi YAZIR, “Hak Dini Kur’an Dili” adlı tefsirinde bu ayeti şöyle yorumluyor. “…Bu defa Allah Türkleri göndermiş; Arapların kadrini bilemeyip, zayi ettikleri devlet-i İslamı ele alarak İstanbul’a ve oradan kıtaat-ı arzın her tarafına yaymışlar; binaenaleyh Ebnay-i Faris Hadisi’nin delaleti; feth-i Kostantıniyye (İstanbul’un fethi) Hadisi’nin serahati ve “Fe asellahü en ye’tiye bilfethi’ va’di İlahisi’nin işareti ile Türkler bu ayetin tebşirine (müjdesine) nail olmuşlardır. (Yazır 1960)
Ashaptan insanlar Peygamber Efendimize sormuşlar; “Ya Resullallah İslam dinini direk birinci elden sen bize anlattın. Nasıl ibadet edeceğimizi sen bize öğrettin. İslam yolunda mallarınızı harcayın dedin verdik, İslam için cihad edin ve mertebelerin en yükseği olan şehitliğe yükselmemizi söyledin, birçoklarımızda İslam için şehit olduk. Senin her dediğini harfi harfine yaptık. Takva olarak bizden daha üstün birileri var mıdır?” dediler. Peygamber Efendimiz de “evet vardır dedi. ” “Öyle bir millet gelecek ki Onlar beni görmedikleri halde beni görmüş gibi iman edecekler. İslamı yüceltip İslam adaletini ve medeniyetini dünyaya yaymaya çalışacaklar ve onlar İslamın koruyucuları olacaklar. İşte ONLAR BENİM CENNETTEKİ KARDEŞLERİMDİR. Takva bakımından da sizden üstündürler. Tarihimizi daha iyi inceleyip, araştırdıkça bu örneklerin yüzlercesiyle karşılaşmak mümkündür. Bir çok tarih ve din kitaplarında (Arap ve Türk kaynaklarında) milletimiz için ; “Milleti memduha (övülmüş millet)” ; İlahi nusretle müeyyed (Allah’ın yardımı ile te’yid ettiği) millet” ; İ’lay-ı kelimetullah ile muvazzaf (Allah isminin yüceltilmesi ile görevli) millet” tabirleri kullanılır. (Elmalılı Hamdi Yazır 1960) (Ömer Nasuhi Bilmen 1966)
Maide suresi 54. Ayet nazil olduğunda henüz Türkler Müslüman değillerdi. O zaman Araplar Müslüman idi. Öyle ise burada “kim dininden dönerse” ikazı, o zamanın Müslüman Araplar’a yapılmıştır. Peki “yerine getirilecek olan kavim” kim olmuştur? Elbetteki asırlar sonra İslam’ın Bayraktarlığını yapan ve İslam Dinini Üç kıtaya yayan Türkler olduğu anlaşılmıştır. Said-i Nursi; “Bu Ayeti okuduğumda, Vallahi bu Ayet Türkler’e işret ediyor dedim.” Diyor. Vani Mehmet Efendi, Elmalılı Hamdi Yazır, Ömer Nasuhi Bilmen, Celal Yıldırım gibi tefsir âlimleri de aynı görüştedirler.
Kaşgarlı Mahmud’un “Allah’ın Ordusu” (D.L.T. cilt 1, s.17) dediği Türklere bu düşünceye parelel olarak Osmanlı Padişahları da “Asâkir-i İslâm” (İslâm’ın askerleri) adını vermişlerdi. “Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır, yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir” diyen Osman Gazi, oğlu Orhan Gazi’ye, “Osman Ertuğrul oğlusun, Oğuz Karahan neslisin, Hakk’ın bir kemter kulusun, İstanbul’u aç, gülizâr yap” diyerek İstanbul’un fethini hem hedef gösteriyor hem de vasiyet ediyordu. İşte kökleri tâ İslâm öncesi devirlere dayanan mânevî sebepler yüzünden Türkler fethe hazır bir durumda idiler.

Yazarın Diğer Yazıları