“Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder…” (Nisa, 4/ 58)
Emanet EMN kökünden gelen bir kelimedir. Emn ise korku ve endişeden emin olmak demektir. Emanetin kelime manasından da anlaşılacağı üzere, korku ve endişeden uzak bir hayat yaşamak için her alanda emanetleri ehline vermek gerekir.
Peygamberlerde bulunması gerekli beş nitelikten birinin “EMANET” olması, emanetin mana ve önemini ifade etmektedir.
“Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan Allah’ın elçiliğini tebliğ etmemiş (emanete hıyanet etmiş) olursun” (el-Maide 5/67) mealindeki ayet, bu sıfattan söz etmektedir.
Allah’a, Peygambere ve Millete hainlik etmeyiniz!
Allah’ın emir ve yasaklarına, gönderdiği son Peygamberin sünnet ve tavsiyelerine uymayan kimse yüklendiği bu emanete karşı görevini yapmamış olur. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruluyor:
“Allah’a ve Peygamberine hainlik etmeyiniz ki bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmiş olmayasınız.” Enfâl, 8/ 27.
Yahudi ve Hıristiyanları dost ve veli edinmek, onlardan emir ve icazet almak, onların plan ve projelerine hizmet etmek emanete hıyanet etmek olup, bu işi yapanlar hain olup; Allah ve Rasulüne hainlik edenlerdir.
Bir müslümanda emanete hıyanet huyunun asla bulunmayacağına dikkat çeken Peygamberimiz:
“İki özellik vardır ki bunlar mü’minde huy haline gelmez. Bunlar, hıyanet ve yalandır.
Vatan Kutsal Bir Emanettir
Kur’an bir emanettir; Din bir emanettir; Vatan bir emanettir. Aynı zamanda Sevgili Peygamberimizin ifadesiyle: “Vatan sevgisi imandandır.”
Vatan basit bir toprak parçası değildir. Bir toprak parçası, zengin tarihi mirasıyla, uğrunda akıtılan şehit kanlarıyla ancak vatan olur.
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır” sözü bunu güzel bir şekilde ifade etmektedir.
Vatan bir müslümanın her şeyidir. Çünkü din, namus, şeref ve bağımsızlık gibi kutsal değerler ancak vatan sayesinde kazanılabilir. Müslüman milletin birliğine, vatanın bütünlüğüne sahip çıkar. Vatan ve milletin birlik ve bütünlüğü konusunda hassasiyet göstermeyen insanların Müslümanlık ve dindarlık iddiaları yalan ve gerçek dışıdır.
Emaneti olmayan yani taşıdığı emânete riâyet etmeyen kimse olgun mü’min olamaz. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de mü’minin özellikleri sayılırken emanete de yer verilmiş ve şöyle buyrulmuştur:
“0 mü’minler ki, emanetlerine ve ahitlerine riâyet ederler.” (Müminun 8)
Peygamberimiz de şöyle buyurmuştur:
“Emaneti olmayanın imanı yoktur. Peygamber efendimiz emanete hıyaneti münafıklığın üç büyük belirtisi arasında saymış ve şöyle buyurmuştur:
“Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verirse sözünde durmaz. Kendisine bir şey emanet edilirse ona hıyanet eder.” Müslim’in rivâyetinde: “Oruç tutsa, namaz kılsa ve kendini müslüman saysa da:” ilâvesi vardır.
Devlet Ve Millet İşleri Emanettir
Mü’minin yüklendiği emanetlerden birisi de kamuya ait işlerdir, yani devlet işleridir. Kur’an-ı Kerim, devlet işlerinin önce ehline verilmesini emretmekte ve şöyle buyurmaktadır:
“Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz vakit adâletle hükmetmenizi emrediyor.” (Nisa, 4/ 58)
Bu âyet-i kerimenin şu olay üzerine nazil olduğu rivayet ediliyor:
İslâmiyetten önce Kâbe ile ilgili bazı hizmetler belli kişiler tarafından yürütülüyordu. Peygamberimiz Mekke’yi fethettiği gün Kâbe’nin anahtarlarını Osman b. Talha b. Abdüddar taşıyordu. Peygamberimiz bu zatı çağırtarak Kâbe’yi açmasını emretti. Orada hazır bulunan Peygamberimizin amcası Hz. Abbas, eskiden sorumluluğunda bulunan hacılara su dağıtma görevi ile beraber Kâbe anahtarlarının da kendisine verilmesini istedi. Bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu. Peygamberimiz de Kâbe’nin anahtarlarını eskiden beri taşıyan Osman b. Talha’ya vererek:
– Ey Ebû Talha evlâdı, atalarınızdan kalma olan Kâbe kapıcılığı sizde kalmak üzere, işte anahtarlarını alınız, bunu, haksızlık yapmadan hiç kimse sizden alamaz, buyurdu ve anahtarlarını eskiden olduğu gibi aynı sahibine tekrar verdi.
Bir adam Peygamberimize gelerek:
– Ey Allah’ın Resûlü, kıyâmet ne zaman kopacak? diye sordu. Peygamberimiz:
– Emanet zayi olduğu zaman kıyâmeti bekle, buyurdu. Adam bunu anlamamış olacak ki tekrar sordu:
– Emânetin zayi olması nasıl olur? Bunun üzerine Peygamberimiz:
– İşler ehil olmayan kimselere verildiği zaman kıyâmeti bekle, buyurdu.
Unutmayalım ki Allah’a, dine, millete, vatana hainlik edenler kadar onlara emaneti verenlerde emanete hıyanet etmiş olurlar.