Muharrem Günay

ANADOLUNUN TÜRKLEŞMESİ VE İSLÂMLAŞMASI

Muharrem Günay

26 Ağustos 1071’de kazanılan Malazgirt zaferinden sonra Anadolu’nun kapılarının Türklere açıldığı ve bu zaferden sonra Anadolu’nun Türkleştiği fikri birçok tarihçi tarafından kabul edilen bir fikirdir. Bu görüş kısmen doğru olmakla beraber eksik bir görüştür. Çünkü Türkler Anadolu’da ve Balkanlarda binlerce yıl öncesinden vardılar. Anadolu’da var olmak bir tarafa Nuh Tufanı’ndan sonra Hz. Nuh’un oğlu Yafes Aleyhisselam’ın soyundan türeyen Türklerin ilk yurdu doğu-güney Anadolu idi.
“Anadolu tarihte ilk defa Türkler sayesinde birliği bulmuştur. Bizans, Roma, Yunanistan, İran, Asur hattâ Hititler Anadolu’yu sadece işlerine gelecek şekilde işletmiş, müstemlekeleştirmişlerdir. Bizzat Anadolulu olan Lidyalılar, Kayralılar, Likyalılar gibi kavimler bu kıtayı benimsemek şöyle dursun, dağınık kalmaktan başka bir şey yapmamışlardır.” (R.Oğuz Arık, Coğrafyadan Vatana, s:15) Bütün bu kavimler Anadolu’ya acı, ıstırap ve fakirlikten başka bir şey vermemişlerdir. Bu tarihlerde İç Anadolu ve Ege bölgesinde yaşayan nüfusun tamamı iddia edildiği gibi Grek asıllı değildi. Buralarda yaşayan halk, Hıristiyanlaşmış ve Rumlaşmış Eti kalıntıları idi. Doğu Anadolu’da ve Karadeniz bölgesinde de çok sayıda Hıristiyanlaşmış ve Rumlaşmış Türk nüfusu vardı.
Ayrıca şunu da belirtelim ki, M.Ö. 3. Ve 2. Bin yıllarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde oturan Hurriler’in, M.Ö. 9–6. Yüzyıllar arasında Van gölü ile Urmiye gölü arasındaki topraklara hâkim olan Urartular’ın, M.Ö. 8. Yüzyılın sonlarına doğru Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya girerek bu ülke tarihinde önemli roller oynayan Kimmerler’in ve İskitler’inde Türk oldukları, bugün artık bilinmektedir. (Memiş, Köstüklü, 1995,s. 12)
Yine Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlara inen Kıpçak-Kumanlardan, Uz-Oğuzlar ve Peçeneklerden çok sayıda Türk’ün Bizans tarafından Anadolu’ya yerleştirildiği bilinmektedir. Hatta Malazgirt meydan savaşında Bizans ordusunda yer alan Uz ve Peçeneklerin savaş sırasında milli duygularının tesiri ile Türklerin tarafına geçmiştir.
Günümüzden yaklaşık 4200 yıl önce Anadolu’da kurulmuş olan bir şehir devleti TÜRK adını taşıyordu. Gerçekten Şartamhari metinleri olarak bilinen ve Akad krallarından Naram-Sin’in Anadolu’ya yapmış olduğu bir seferi anlatan KB III, 13 numaralı metinden öğrendiğimize göre, M.Ö. 3. Bin yılın sonlarında (M.Ö.2200) Anadolu’da büyük bir devlet yoktu. Ancak her şehirde küçük bir krallık hüküm sürmekte idi. Aralarında hâkimiyet mücadelesi yaptıklarına şüphe olmayan bu şehir devletleri, dıştan gelen tehlikeler karşısında içlerindeki en güçlü şehir kralının liderliğinde birleşerek tek güç halinde mücadele etmesini de biliyorlardı. İşte söz konusu metinde 17 Anadolu kralının bir araya gelerek bir koalisyon oluşturdukları ve Akad Kralı Naram-Sin’e karşı mücadele ettikleri anlatılır. Bu 17 kraldan biri de metnin 15.satırında geçen Türki kralı İLŞU NAİL’Dİ. Burada geçen Türki kelimesinin Türk olduğuna şüphe olmadığı gibi, İL-ŞU ismi de pek yabancı gelmemektedir. (Memiş, Köstüklü, 2000, Yeni ve Yakın Çağda Türk Dünyası Tarihi, s.12)
Demek ki günümüzden yaklaşık 4200 yıl önce Anadolu’da çeşitli kavimler yaşamakta idi. Bu kavimlerden birisi de Türklerdi.
Muhtemelen M.Ö. 3500’lerde Sümer Türkleri Mezopotamya’ya yerleşirken, Kafkaslar üzerinden gelen başka bir Türk topluluğu da Doğu Anadolu’ya yerleşerek “Türkî Kırallığı” adında bir devlet kurmuştu.
M.Ö. 3500’lerde Orta-Asya’dan gelerek Ön Asya’ya yerleşen Sümerlerin de Türk olduğuna dair yeterli bilgiler ve tarihi belgeler mevcuttur. Ön Asya kadim tarihinin büyük âlimi Fr. Hommel, eserlerinin birinde, Sümerleri tamamıyla bir Türk kavmi saymıştır. O’na göre Türk kavimlerinin en eski cedlerinden bir şube M.Ö. 5000 senelerinde Orta Asya’daki anayurtlarından ayrılarak Ön Asya’ya gelmiş ve Sümerleri teşkil etmiştir. Diğer bir eserinde de, Sümerce’den 350 Kelimeyi Türkçe ile izah ederek, Sümerce diye kendisinden bir Türkçe cümle bile terkip eylemiştir. (Z.V. Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, s.12)
Çivi yazılarının ilk başarılı çözümünü yapan Sir Henry Creswicke Rawlinson “Sümer dili Turanî bir dildir” demiştir.
Sümerlerin Mezopotamya’nın yerli halklarından ve Sami kökenli olmadıkları, dillerinin Hint-Avrupa ve Sami dillerle akrabalık bağlarının olmadıkları bilinmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları