Muharrem Günay

BÂTINİLER VE HASAN SABBAH (2)

Muharrem Günay

Hasan Sabbah, 1162 yılında 80 yaşında, 34 yıldır hiç çıkmadığı Alamut Kalesi’nde öldüğü vakit, öncüsü olduğu hareket yok olmaz. Halefi olarak tayin ettiği kişi İmam’ın odasına geçip oturma cesareti ni gösteremedi. Hasan Sabbah’ın ölümünden yıllar sonra dahi, Alamut halkı, onun oturduğu yerin duvarlarından bile ürkmüşlerdi. “Hayaletine rastlarız” korkusu ile artık kimselerin oturmadığı o semtte dolaşmaktan bile korkarlardı. Haşhaşilerin yaşamları, Hasan’ın vermiş olduğu talimat doğrultusunda aynı çilekeş durumları sürüp gitmekteydi. Reisin ölümü ile hiçbir şeyin değişmediğini göstermek için bile olsa daha fazla cinayet ve şiddet oluyordu. Hasan Sabbah’a yapılan bu biatlı disiplin, onun ölümünden sonra onlarca yıl sürdü.
Aylar yıllar geçtikçe, çocuklar büyüyüp geliştikçe kendilerini, Haşhaşilik durumlarını kendi kendilerine eleştirmeğe, ne ki birçoğu tüm gençliklerinin her türlü eğlencenin yasak olduğu bir çeşit garnizon-manastır karışımı bu yerde neden geçirdiklerini sorgulamaya, soruşturmaya, söylenmeye başladılar. Gençler, bir oğul, bir kardeş ya da bir kocayı asla geri döndürmeyen bir görev uğruna kaybetmiş kadınlar tarafından teşvik edilir olmuşlardı.
“Şeriat Yok Beş Vakit Namaz Yasaktır”
Bu gizli, bastırılmış özlemleri dile getiren bir adam ortaya çıktı, Hasan’ın halef olarak atadığı adamın torunu idi, babası öldüğünde tarikatın dördüncü reisi olacaktı. Veliaht’ın adı da Sabbah gibi Hasan idi, onu görenler, “işte kurtarıcımız” diye fısıldıyorlardı. Bu veliaht 1164 yılında Alamut Halkını meydana topladı şu tuhaf konuşmayı yaptı: “
-Dünyada oturan herkese sesleniyorum: Cinler, insanlar ve melekler! Çağdaş İmamınız sizi kutsuyor, geçmiş ve gelecek bütün günahlarınızı af ediyor. Şeriatı kaldırdığını ilan ediyor, çünkü diriliş vaktidir. Tanrı sizi Şeriat ile zora koştu, cenneti hak edersiniz diye. Hak ettiniz. Bugünden itibaren cennet sizindir. Artık Şeriat yok. Bütün yasaklar kaldırılmıştır. Beş vakit namaz yasaktır. Mademki artık cennetteyiz ve Tanrı ile iletişim halindeyiz, o halde sadece belirli saatlerde o’na başvurmamız gerek yok; beş vakit secde etmekte direnecek olanlar dirilişe inanmayanlardır. Artık dua etmek secde etmek inançsızlıktır”.
Kur’an’ın cennetin içkisi diye nitelediği şaraba izin çıkmıştı. İçmemek günahtı. O yıllarda yaşamış olan bir Acem tarihçi şöyle yazar: “Önüne gelen saz çalmaya hatta minberin basamaklarına çıkıp şarap içmeye başladı”. Alamut’da büyük değişiklikler olmaya başladı, İslam kentlerini dehşete düşüren cinayetler son bulmuştu. İsmaililer köktendinci olmalarına karşın daha hoşgörülü olmaya başladılar. Olaylar, yaşam böylece yüz yıl kadar devam ederken birden bire Moğolların istilası başladı.
Cengiz Han yönetimindeki Moğolların istilası ile Pekin, Buhara, Semerkant gibi nice ünlü kentler yerle bir edilmiş, halkı öldürülmüş, insanları hayvan gibi boğazlanmış, kadınlar subaylara peşkeş çekilmiş, esnaf köleleştirilmiş, geriye kalanlar kılıçtan geçirilmişti.
160 yıl boyunca, bütün istilacılara kafa tutmuş olan Haşhaşiler kalesi, Moğolların saldırılarına dayanamadı, nice kentler, kaleler, beldeler gibi teslim oluverdi. Moğol hükümdarı Hülagü tarafından 1256 yılında yıkılarak ortadan kaldırıldı. 245 yıl ayakta kalan devlet, Hasan El Sabah tarafından 1011′de kurulmuştu.
Cengiz Han’ın Torunu Hülagu Han, bu askeri deha yapıtını görmeğe geldi Alamut’a. Anlatılanlara göre, Hasan Sabbah’tan beri onlarca yıl korunmuş, el değmemiş erzak bulundu. Böylece dünyanın en vahşi terör grubu Haşhaşiler, başka bir vahşi terör grubu Moğollar tarafından yok edildi.
İşte Yavuz Selim, yukarıda izah edildiği gibi Şah İsmail’in Anadolu’ya yaymak istediği o korkunç hurafeleri, batıl itikatları ve ehli bidat mezheplerin intişarını önlemek, Şark’ı ve Elh-i İslam’ı bu korkunç tehlikelerden muhafaza etmek, vahdet ve ittihad-ı İslam’ı (Birlik ve İslam Birliğini) temin etmek gayesiyle Doğu’ya dikkat kesilmiş ve İlâhi kaderin kendisine çizdiği bu yolda yürümek için ilk seferini İran’a yapmaya karar vermiştir.

Yazarın Diğer Yazıları