Muharrem Günay

BİZANS İMPARATORU HERAKLİYUS VE HZ. MUHAMMED – 2

Muharrem Günay

26 Eylül 2012 Çarşamba 03:00:00
  Eğer Ebu Süfyan’ın bu söyledikleri doğru ise kesinlikle o, bu iki ayağımın altındaki topraklara da hâkim olacaktır. Onun geleceğini biliyordum. Fakat Onun Araplardan olacağını zannetmiyordum. Onun yanına sağ-selamet varacağımı bilseydim onunla buluşmanın zorluklarına tahammül gösterecektim. Eğer ben onun yanında olsaydım onun ayaklarını yıkardım’. Sonra Hz. Peygamber’in mektubunu istedi. Hz. Peygamber bu mektubu Dıhyet’ul-Kelbî ile beraber Busrâ valisine göndermişti. O da onu Herakliyüs’e yollamıştı. Mektupta şunlar yazılıydı:
“Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla!
Allah’ın kulu ve peygamberi Muhammed’den Rum’un büyüğü olan Herakliyüs’e! Allah’ın selamı hidâyete tâbi olanın üzerine olsun. Bunlardan sonra, seni İslâm’ın davetiyle davet ediyorum. Müslüman ol, kurtul. Allah ecrini iki defa verecektir. Eğer sırt çevirirsen çiftçilerin de günahı kesinlikle senin boynunda olacaktır. Hizmetçiler, çiftçiler, amele takımları da sana bakıp müslüman olmuyorlar. Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda eşit olan bir kelimeye geliniz. Ancak Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da bir kısmımız diğer bir kısmımızı rabb edinmesin. Eğer onlar sırt çevirirlerse şöyle deyiniz: ‘Şahit olunuz ki biz müslümanlarız’[1]
Herakliyüs bunları söyledikten ve mektup okunup bitirildikten sonra huzurunda sesler yükseldi, feryatlar koptu ve bizi dışarı çıkardılar. Dışarı çıktıktan sonra arkadaşlarıma şöyle dedim: ‘Ebî Kebşe’nin oğlunun (Hz. Peygamber’i kastediyor) durumu çok büyüdü ve kuvvet buldu. Benî Esfer kralı yani Rum kralı bile ondan korkuyor!’ Artık o zamandan sonra kesinlikle biliyordum ki Hz. Peygamber gâlip gelecektir. Ta ki Allah Teâlâ bana iman nasip edecektir.
Kudüs emiri, Herakliyüs’ün dostu ve teb’ası ve Şam hristiyanlarının piskoposu olan İbn en-Nâtûr şunları söylüyor: ‘Herakliyüs Kudüs’e geldikten sonra bir gün çok rahatsız olarak sabahladı. Kumandanlarından bazıları ona
‘Betiniz-benziniz hoşumuza gitmiyor’ dediler. Herakliyüs zeki bir insandı. Yıldız ilmini biliyordu ve onlara bakarak hadiseleri çözerdi. Onlara şöyle dedi:
‘Yıldızlara baktığımda sünnet edilenlerin kralının ortaya çıktığını gördüm. Acaba bu milletlerden hangisi sünnet yapıyor?’ Çevresindekiler
‘Yahudilerden başka sünnet yapan yoktur. Yahudilerin durumu da seni hiç korkutmasın Şehirlerine, valilerine mektup yaz. O şehirlerde bulunan yahudileri öldürsünler’ dediler. Onlar bu durumda iken huzura Gassan kralının gönderdiği bir elçi getirildi. Ve bu elçi onlara Hz. Peygamber’in hadisesini anlattı. Bunu duyduğunda Herakliyüs etrafındakilere dedi ki:
‘Gidiniz, bakınız; bu adam sünnet edilmiş midir, edilmemiş midir?’ Baktılar ve sünnetli olduğunu söylediler. Herakliyüs ona Arapların da sünnet olup olmadığını sordu. O da
‘Araplar da sünnet olurlar’ dedi. Herakliyüs
‘İşte bu, Arapların kralıdır; ortaya çıktı’ dedi. Sonra bu hususu Roma’da bulunan bir arkadaşına yazdı. O arkadaşı da ilim bakımından Herakliyüs gibiydi. Herakliyüs Kudüs’ten Humus’a gitti ve o arkadaşından mektup gelinceye kadar da oradan ayrılmadı. O da Hz. Peygamber’in çıkışı ve peygamberliği hususunda Herakliyüs ile aynı görüşteydi. Böylece Herakliyüs, Rum ileri gelenlerinin Humus’ta bulunan şatoya toplanmalarını emretti. Sonra emir verdi, şatonun tüm kapıları kilitlendi. Daha sonra kalkarak şöyle dedi:
‘Ey Rum topluluğu! Kurtuluş ve doğruluğu ve mülkünüzün sizin için daima sabit kalmasını ister misiniz? O halde geliniz, şu peygambere tâbi olunuz!’ Onlar vahşi merkeplerin sıçrayışı gibi kapılara doğru sıçradılar. Fakat kapıların kilitli olduğunu gördüler. Herakliyüs onların bu nefretini gördü, iman etmeyeceklerini anladı. Bunun üzerine onların geri getirilmesini emretti ve şöyle dedi:
‘Ben bu sözü dininize olan bağlığınızı denemek için söyledim ve bağlılığınızı da gördüm’. Böylece onlar Herakliyüs’e secde ettiler ve ondan razı oldular. İşte bu, Herakliyüs’ün son şânı idi.[2]
———————————————————-
[1] Al-i İmran: 3/64
[2] Bidaye IV/266 (Buhari, İbn Abbas tarikiyle kitabın birçok yerinde; İbn Mace hariç diğer bazıları da Zühri, Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe b. Mes’ud, İbn Abbas tarikiyle); yine Bidaye IV/262 (İbn İshak, Zühri’den); Ebu Nuaym, Delail s. 119; Beyhaki IX/178.
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/118-121. (Son)

Yazarın Diğer Yazıları