Türk milletinin Cihan Hâkimiyetine giden yoldaki ara hedeflerinin genel adı olan Kızılelma, bu sefer Bursa’dır. Osman Gazi ölmeden önce bu Kızılelma’yı ele geçirmek istiyordu. Fakat hastalığı buna engel olacak, bu şeref oğlu Orhan Gazi’ye nasip olacaktı.
Küfre karşı akınlarla yetişip, yiğitliği, cesareti, bilgisi ve İslâmiyet’e olan sadakati ile düşmanların korkusunu, Müslümanların takdirini ve şükranını kazanan Osman gazi, 1326 yılında 70 yaşında hastalanmış ve hasta yatağında Bursa’nın fethine giden oğlu Orhan Gazi’den müjde bekliyordu. Hasta yatağında Bursa’nın fetih müjdesini alan Koca Gazi, kendisinden sonra gelecek olan Osmanlı Padişahlarına da bir siyasi vasiyetname özelliğinde ve Türk Devlet Felsefesinin bir özeti olan şu tarihi vasiyetini oğlu Orhan Gazi’ye yapmıştır:
“Allah’ın buyruğundan gayrı iş işlemeyesin, bilmediğini şeriat ulemasından sorup öğrenesin, iyice bilmeyince bir işe başlamayasın, sana itaat edenleri hoş tutasın ve askerine in’amı-ihsanı eksik etmeyesin (askerine bol nimet ve bahşiş veresin, iyilik edesin) ki insan ihsanın kulcağızıdır. Zalim olma, âlemi şenlendir ve cihadı terk etmeyerek beni şâd et. Ulemâya riayet eyle ki şeriat işleri nizam bulsun. Nerede bir ilim ehli duyarsan ona rağbet ikbal ve hilm göster. Askerine ve sahip olduğun mala güvenip gurur getirip şeriat ehlinden uzaklaşma. Bizim mesleğimiz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik davası değildir. Sana yakışan da budur. Daima herkese ihsanda, iyilikte bulun. Memleket işlerini noksansız gör, senin gibi bir evlat bıraktığım için ölümüme üzülmüyorum.”
Osman Gazi’nin Orhan Gazi’ye yaptığı vasiyet ve nasihatleri inceleyen Hüseyin Algül kuruluş devri Osmanlı devlet düşüncesini 14 madde halinde tespit etmiştir. Bunlar özetle şöyledir; 1. Kur’an ve Sünnete bağlılık 2. Din işlerine önem vermek 3. Adalet ve insafı ön planda tutmak 4. Allah ve kul haklarına riayet 5. Âlimler ve mutasavvıflarla samimi irtibat kurmak ve görüşlerine başvurmak 6. Devlete sadakatle hizmet eden devlet ricali ve askeri erkânla iyi ilişkiler kurmak 7. Beğler, silah arkadaşları, idari kadro ve ilim adamlarıyla dayanışmak 8. Vatan ve milletin hukuku ve hürriyetlerin muhafazası için azim ve cesaretle gaza ve cihad etmek 9. Beytülmalı (devlet hazinesini)koruyup geliştirmek 10. Îsâr, ihsan ve feragat sahibi olmak 11. Teşkilat ve müesseseleşmekte planlı çalışmak 12. İmaret ve vakıflarla yoksul, yolcu ve garipleri gözetmek 13. Komşu beylerle iyi ilişkiler kurmak 14. Gayrimüslim tebaaya şefkat ve adalet göstermek (Algül, H. tarihsiz, s. 533,538).
Osmanlı devletinin bünyesinde çeşitli milletler olmakla beraber devletin asıl unsurunu devletin kurucusu olan Türkler oluşturuyordu. Osmanlı padişahları her zaman Türk olduklarının bilincinde olup Oğuz Han soyuna mensup olmakla ve Türk olmakla iftihar ederlerdi. Osmanlı şehzadelerinin 2’si Korkut, 6’sı Orhan, 2’si Cengiz, 2’si Savcı, 2’si Ertuğrul, 1’i Oğuzhan, 3’ü Selçuk Sultan, 2’si Beyhan Sultan (kızlar) adındaydı. (İnan, 1966, s. 18) Devlette Müslümanlardan başka gayrı Müslim tebaa da vardı. Gayrı Müslimler devlete vergi verir, dini inançlarını ve ibadetlerini özgürce yaşar, savaş zamanlarında Müslüman tebaa gibi orduda yer alırlardı.