Muharrem Günay

Cennet Müttakiler/Takva Sahipleri İçin Hazırlanmıştır (1)

Muharrem Günay

Cenâb-ı Allah Kur’an-ı kerim’de takva sahipleri için hazırlamış olduğu ve genişliği gökler ve yer kadar olan cennetten söz eder ve muttakilere cennete koşun der. 

“Ve sêirû ilê mağfiretin min rabbiküm ve cennetin arDuhassemâvâtü vel arDu. Üıddet lil müttegîn (e): Rabbinizin mağfiretine/bağışına ve takvâ sahipleri/Allah’tan sakınanlar için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!”(Ali imra 3:133)

“Şüphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı. Onlar geceleyin pek az uyurlardı. Onlar seher vakitlerinde Allah'tan bağışlanma dilerlerdi. Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı.” (Zariyat 15-19)

“Ellezîne yünfigûne fisserrêi veDDarrâi vel kâZımînel ğayZa vel Âfîne aninnâsi. Vallâhu yühıbbul muhsinîn (e): O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.”  (Ali İmran 3: 134)

“Vellezîne izê fealû fâhişeten ev Zalemû enfüsehüm zekerullâhe  festeğferû li zünûbihim. Ve men yağfiruzzünûbe illellâhü. Velem yüSırrû alâ mâ fealû vehüm ya’lemûn (e) Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.” (Ali imran 3: 135)

“Ülâike cezâühüm mağfiretün min rabbihim ve cennêtün tecrî min teHtihel enhêrü hâlidîne fîhê. Ve nı’me ecrul âmilîn (e ): İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir!” (Ali İmran 3: 136)

Kur’an’ I Kerimde Muttakilerin Karşılaşacakları Mükâfatlar Şöyle Belirtilmektedir

 Müttakilerin Cennete, meleklerin refakatinde emniyet içinde girecekleri Kur’an’da şöyle anlatılır:

“Rablerine karşı gelmekten sakınanlar ise bölük, bölük cennete sevk edilir. Oraya varıp da kapıları açıldığında bekçileri onlara;’selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedi kalmak üzere girin buraya ‘ derler.” (39/Zümer–73)

“Onlara,’girin oraya esenlikle, güven içinde’ denilir.” (15/Hicr–46)

“Oraya(cennete) selametle girin. İşte bu, ebedi yaşamın başladığı gündür. Orada kendileri için her şey vardır” (50/Kaf,34–35)

“Haydi, girin cennete, Size korku yok, siz üzülecek de değilsiniz” (7/A’raf–49)

Artık,”İyiler kesin kes cennettedirler. Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar. Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün (fark edersin). Onlara mühürlü saf bir içki sunulur. Onun sonu misktir. İmrenenler ona imrensinler. O, Allah’ yakın olanların içecekleri bir kaynaktır.” (83/Mutaffifin–22–28)

“Koltuklara yaslanmış olarak, ne yakıcı bir sıcak hisseder ve ne de dondurucu bir soğuk. Cennet ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların meyvelerini koparmak onlara kolaylaştırılmıştır. Kendilerine gümüş kaplar ve billur kâselerle hizmet sunulur. Büyüklüğünü, hizmet sunanların tespit edeceği billur gümüş kâselerle ölçüp, ölçüp dağıtırlar. Orada zencefil karışımı bir kadehle kendilerine ikram edilir. O cennet pınarına “Selsebil” denilir. Çevrelerinde hiçbir zaman ihtiyarlamayacak olan gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış inciler sanırsın. Onun neresine baksan, bol nimet ve büyük bir saltanat görürsün.” (76/İnsan 13–20)

Cennette ipek elbiseler giyecekler.

“Sabırları sebebiyle, onları cennet ve ipekle mükâfatlandırır.”(76/İnsan–12)

Yazarın Diğer Yazıları