Muharrem Günay

ÇOĞUNLUĞA UYARSANIZ ONLAR SİZİ SAPTIRIR

Muharrem Günay

Allah katında gerçek ve son din (Ali imran: 19) olan ve mensubu olmaktan şeref duyduğumuz İslam dini: çoğunluğa değil, Allah ve Rasulüne itaati, kitap ve sünnete uymayı emreder. (Maide:92, Nisa:13, 69,80, Enfal:10, 20, 24, Nur:54, Ahzab:71; Hucurat:14).
Yüce Kitabımızda, Allah ve Rasulüne itaat etmeyenlerin yaptıkları amellerin boşa gideceği (Muhammed:33) Allah ve Rasulüne iman etmeyip karşı gelenlerin çekecekleri cezanın şiddetli olacağı (Haşr.4, Fetih: 17) belirtilmiştir.
İnsanların Çoğu Gafildir ve Şükretmez
Kur’an-ı Kerim’e göre: İnsanların çoğu kafirdir. (Nahl: 83). Çoğu Fasıktır. (Maide: 49, 81, Tövbe: 8, Hadid:16,27) Çoğu Müşriktir. (Rum: 42). Çoğu inanmaz, iman etmez. (Bakara:100, Hud: 17, Rad: 1) Çoğu gâfildir. (Yunus: 92). Çoğu Nankördür. (Furkan: 50.) Çoğu şükretmez. (Bakara: 243. Yunus: 60, Yusuf: 38).
Çoğunluğun gittiği yola uymanın ve bunların gittiği yolun doğru olduğunu zannetmenin yanlışlarına dikkat çeken Cenab-ı Hakk, aşağıdaki ayetlerde şöyle buyurmuştur:
Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya (zannettiklerine) uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar. (En’am 116) Yine Kuran ayetleri dikkatli bir şekilde okunduğunda çoğunluğun değer açısından hakikat karşısında bir şey ifade etmediği görülür. Örneğin ayetlerde insanların çoğunluğunun gerçeği örten inkârcılar olduğu,27 sahip oldukları tüm rızıkları kendilerine verenin Allah olduğunu bilmedikleri,28 doğru yoldan sapmış olduğu,29 gerçek manada iman etmediği,30 Allah’ın ayetlerine karşı umursamaz ve onlardan habersiz olduğu,31 Allah’a şükretmediği,32 nankör olduğu,33 yine çoğu insanın zanna uyduğu,34 yalancı olduğu,35 gerçekten hoşlanmadığı,36 akıl edip düşünmedikleri için hayvanlardan bile aşağı oldukları,37 Allah’ın ölüleri dirilteceğini bilmedikleri38 ve kıyametin geleceğine inanmadıkları39 ifade edilir.
Bugün dünyada 8 milyar insan var. Bu insanların ancak dörtte biri, 2 milyarı Müslüman. Hristiyanların sayısı ise iki milyar altı yüz milyon civarındadır. Beş yüz milyondan fazla Budist, yine sadece Çin’de beş yüz milyonun üzerinde yerel ve sahte dinlere inanan ve yine beş yüz milyonun üzerinde de kendisini ateist olarak tanımlayan insan var. Öte taraftan Allah’a ve son Peygamber Hz. Muhammed’e inandığını söylemesine rağmen Allah yokmuş gibi yaşayan milyonlarca Müslüman var. Dünya nüfusuna göre çoğunlukta olan bu insanların, inançları, yaşam şekilleri ya da kabul veya reddettikleri şeyler, sayılarının fazla olması hakikat adına bir şey ifade eder mi? Şüphesiz etmez. Hakikat, hakikat olarak kalmaya devam eder. Değerinden en ufak bir şey yitirmez.
BİZİM ÇOĞUNLUK TARAFINDAN BEĞENİLMEK, SEVGİ, SAYGI, İLGİ VE ALAKA GÖREN İTİBARLI BİR İNSAN OLMAK GİBİ NE BİR ARZUMUZ NE DE BİR DERDİMİZ OLABİLİR
Bizim, çoğunluk tarafından beğenilmek, ilgi, alâka görmek, itibar, saygı duymak, makam ve mevki sahibi olmak gibi bir derdimiz ve talebimiz olamaz. Biz dünyanın bütün makam ve mevkilerini elimizin tersiyle iter VE Peygamber Efendimizin dediği gibi “Bir elimize güneşi, bir elimize ayı verseler yine de davamızdan dönmeyiz” ve doğru olduğumuz yolda tek başına da kalsak yürürüz.
Dolayısıyla çoğunluğun ne dediğinin ya da neleri doğru ve gerçek diye kabul ettiğinin bizim için hiçbir önemi yoktur. Önemli olan, dinin sahibi olan Allah’ın ne dediğidir.
SUSARSAM SEN MATEM ET!
Millî şairimiz M. Emin Yurdakul, “Bırak Beni Haykırayım” adlı şiirinde:
“Bırak beni haykırayım, susarsam sen matem et;
Unutma ki şairleri, haykırmayan bir millet,
Sevenleri toprak olmuş öksüz çocuklar gibidir” dediği gibi biz de gerçekleri yazmaya devam edeceğiz.
Geçmişten günümüze insanların çoğunluğun yanında yer almalarının sebebi esasen kendilerini garanti altına almak istemeleridir. İnsanlar çoğunluk tarafından beğenilmek, sevgi, saygı, ilgi ve alaka gören itibarlı bir insan olmak isterler. Bu yüzden kimileri gerçeği bilmesine rağmen tepki görmekten korktuğu için susar, kimisi gerçeği bile bile vicdanını rahatlatmak için gerçeği yalan sayar kimisi de çoğunluğun kabul edip benimsediklerini gerçek sayar. Zira hakikatin yanında olmanın ve gerektiğinde kalabalıklara karşı durmanın bir bedeli vardır. Oysa unutmamak gerekir ki bedeli olduğu oranda da ahirette ödülü vardır. Şu ayetteki muhteşem vurgu hepimiz için vazgeçilmez bir ölçü olmalıdır:
“Şimdi söyler misiniz: Hakikati çıkarırsanız, geriye sapıklıktan başka ne kalır? Buna rağmen, nasıl oluyor da (hakikate) böylesine mesafeli durabiliyorsunuz? (Yunus 32)”
Yüce Allah (C.C) cümlemizi haktan, hakikatten, sıratı müstakimden ayırmasın. (Amin)
DİP NOTLAR:
27: Nahl 83
28: Sebe 36,
29: Maide 49,
30: Bakara 100,
31: Yunus 92,
32: Bakara 243,
33: Furkan 50,
34: Yunus 36,
35: Şuara 223,
36: Zuhruf 78.
37: Furkan 44,
38: Nahl 38,
39: Mümin 59.

Yazarın Diğer Yazıları