Hazret-i Ebû Zerr radiyallâhu anhden: Sevgili Peygamberimiz:
“Can ve gönülden îman eden, kalbini her türlü fenalıktan temizleyen, dili doğruyu söyleyen, gönlünü hoş tutup hâline razı olan, ahlâkını düzelten (güzel) sözleri dinleyip ibret nazarı ile bakan kurtulmuştur” buyurmuştur.” (Ahmed ve Beykakî)
Safvân b. Süleym’den: Peygamber Efendimiz:
“Bedene kolay ve hafif gelen ibadeti size bildireyim mi? Susmak ve güzel ahlâk sahibi olmaktır.” buyurdular. (İbn-i Ebud-Dünyâ)
“Onlar boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size. Size selam (barış) olsun. Biz kendini bilmezleri (arkadaş edinmek) istemeyiz, derler.” (Kasas suresi 28/55)
Hazret-i Ebû Hüreyre radiya’llâhu anhden: Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e:
— insanların, cennete girmelerine en çok vesile olan şeylerden sorulunca, Resûl-i Ekrem:
— Allah’dan korkmak ve güzel ahlâktır, buyurmuştur. Ve insanların cehenneme girmelerine en çok sebep olan şeyler sorulunca da, Resûl-i Ekrem:
— Ağız ve tenasül uzvudur, buyurmuştur.” {Tirmizi)
Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.):
“Benim katımda en sevimliniz ve kıyamet gününde meclisime en yakın olanınızı size haber vereyim mi? Bunu iki veya üç defa tekrar buyurdular. Ashab:
Evet, yâ Resûlallâh, dediler. Resûl-i Ekrem:
“Ahlâkça en güzel olanınızdır” buyurdu. (Ahmed ve lbn-i Hibbân)
Ebû Hüreyre radiya”llâhu anhden, Resûl-i Ekrem sallal-lâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Gerçekten siz, mallarınızla insanları (memnun etmeğe) güç yetiremezsiniz. Ancak onları sizin güler yüz ve güzel huyunuz memnun edebilir. (Ebû Yalâ ve Bezzâr)
Hazret-i Âîşe radiyallâhu anhâ’dan:
Resûl-i Ekrem salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Hiç bir (günah) yoktur ki tövbesi kabul olmasın. Ancak kötü ahlâk sahibi hariç; Zira o, bir günahtan tövbe eder, döner ondan daha kötüsünü işler.” (Taberânî)
İslâmiyet ahde yani verilen sözün yerine getirilmesine büyük bir önem vermiş, verilen sözün tutulmayışını Münafıklığın en büyük alâmetlerinden saymıştır.
Kur’an-ı Kerim de müminlerin özellikleri sayılırken onların ahde vefa gösteren kimseler olduğu belirtilmektedir.
“Onlar ki Allah’ın ahdini yerine getirirler, verdikleri sözü bozmazlar.” (13/Ra’d–20)
“Onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.” (23/Müminun–8;Mearic,70/32)
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.” (Saf 2 ve 3)
Bir diğer ayette mealen şöyle buyrulur. “Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir.” (Nahl 91)
Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:”Emaneti olmayanın imanı yoktur. (Yani olgun mü’min değildir.) Emânete hıyaneti Peygamberimiz nifak belirtisi saymıştır. Şöyle buyuruyor:
“Âyetül münafigu selasetün ve izâ veade ehlafe,ve izâ haddese kezebe, ve ize’tümine hâne: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verirse sözünde durmaz. Kendisine bir şey emanet edilirse ona hıyanet eder.” Müslim’in rivâyetinde: “Oruç tutsa, namaz kılsa ve kendini müslüman saysa da:” ilâvesi vardır.