Muharrem Günay

EMEKLİ ASGARİ ÜCRETLİ VE MEMUR MAAŞLARDAKİ ADALETSİZLİK EN ÖNEMLİ BEKA SORUNUDUR

Muharrem Günay

2023 Temmuz ayında memur, emekli ve asgari ücretliye yapılan zamlar, özellikle emeklileri memnun etmemiş ve büyük bir infiale neden olmuştur. Yanlıştan kısa sürede dönülmezse korkarım ki bunun faturası 31 Mart 2024’te yapılacak olan seçimlerde AKPARTİ’ye kesilecektir. Bu tepki maaşların azlığına veya çokluğuna değil adaletsiz bir şekilde uygulanmasınadır.
En düşük memur maaşının 22 bin liranın üzerine çıkmasıyla birlikte ülkede gelir dağılımında çok büyük bir adaletsizlik ortaya çıkmıştır. Özellikle emeklilerin mağduriyeti çok büyüktür. Ortalama memur maaşının 25-30 bin bandında olduğunu düşünürsek bu mağduriyetin ne kadar büyük olduğu anlaşılacaktır. Emeklilerin çoğunluğunun tek maaşlı, memurların ise çoğunun çift maaşlı olduğunu ayrıca unutmayalım.
Asgari ücretlinin de durumu hiç iç açıcı değildir. Çünkü mevcut asgari ücret en düşük memur maaşının yarısı kadardır. Emekli maaşlarının büyük bir bölümü ise asgari ücret altında kalacaktır. Memura seyyanen veriken 8 binin altında kalacak emekli maaşları vardır.
Böyle bir uygulama değil Türkiye’de hangi ülkede olursa olsun, o devletin bekası için en büyük sorundur. Durup dururken ülkede böyle bir soruna sebep olmak ise akıl kârı değildir.
2022 Yılı SGK verilerine göre Türkiye’deki emekli sayısı 13.1 milyondur. Bu rakam EYT’den emekli olanlarla birlikte 16 milyonu aşmıştır. Yine SGK verilerine göre bu sayıya her yıl 400 ila 500 bin kişi ilave olmaktadır. Yurdumuzda çalışan asgari ücretli sayısı ise 5 milyon 400 bin civarındadır. Emekli sayısı ile asgari ücretli sayısının toplamı ise 21 milyon 500 bin civarındadır. 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerinde 52.972.934 geçerli oy kullanılmıştır. Bu oyların yaklaşık olarak 31 milyonu emekliler ve asgari ücretliler tarafından kullanılmıştır.
İslam’da devlet iki önemli temel üzerine kurulur. Bunlardan birincisi Allah’a iman, ikincisi adalettir. Yüce Allah’ın en güzel isimlerinden birisi olan “adl” kelimesi, “adaletli, adil” demek olup Allah mutlaka ve daima adil olarak hükmeden, kesinlikle zulmetmeyen adl’dir.
Adalet; her şeyi düzenli ve dengeli yapmak, yerli yerinde davranmak, her şeyin hakkını vermektir. Adalet zulmün zıddıdır ve İslam’a göre en büyük zulüm adaletsizliktir. İslam dininde adalet: Dini, dili, ırkı, rengi, kültürü, mevkii ve bilgi farkı gözetmeden tüm insanlara insan olmaları yönünden eşit davranmak ve insanlara haklarını vermektir.
Peygamber Efendimiz (sav.): “Allah’tan korkun, adâletten ayrılmayın, yerle gök adâlet üzerine kurulmuştur” hadisi ile adaleti emretmiştir. Hz. Ali (r.a.) de adalete büyük bir önem vermiş ve “Devletin dini adalettir” buyurmuşlardır.
Cenâb-ı Hakk, yüce kitabımızda bizden her zaman adil olmamızı ve adaletle hükmetmemizi istemiş ve şöyle buyurmuştur:
“Ey iman edenler! Allah için adaleti (hakkı) ayakta tutan (hâkimler), adalet timsâli şahitler olun. Bir kavme (Topluluğa) duyduğunuz kin sizi adaletten ayırmasın… “ (el-Mâide 5/ 8 )
“Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder…” (en-Nisâ 4/58)
“… Aralarında adâletle hükmet. Allah âdil olanları sever” (el-Mâide 5/42).
“Ey Dâvud! Biz seni yeryüzünde halîfe yaptık. O halde insanlar arasında adâletle hükmet…” (en-Nisâ 4/58)
Hz. Âdem’den başlayarak gönderilmiş olan bütün peygamberler Allah’ın varlığını birliğini ve dinini îlan ederken aynı zamanda haksızlığa, adâletsizliğe, köleliğe ve zulme karşı çıkmışlar, zâlimlerin karşısında, mazlumların yanında olmuşlardır.
Bir devletin bekası, yani sonsuza dek yaşaması için mutlaka adil olması gerekir. Adaletsizlik en büyük beka sorunudur. Tarihte birçok devlet ve topluluk topsuzluk, tüfeksizlik, parasızlık yüzünden değil, adaletsizlik ve ahlaksızlık yüzünden yıkılmışlardır. Yüce kitabımız Kur’an’da da bu kavimlerden ve kıssalarından söz edilir. (Bak. Hud: 65-67; Neml:50-52; A’raf: 78; Hicr: 83-84; Şuara: 158-159 vb.) Anadolu’da kurulmuş olan nice büyük devletler ve imparatorluklar da adaletsizlik ve halka zulüm yaptıkları için tarih sahnesinden silinmişlerdir. Anadolu bu açıdan bir milletler medeniyetler mezarlığıdır.
Bu konuda Muzaffer Özak şöyle diyor:
“Bir millet, şaref-i İslâm ile müşerref olmuş olsa dahi, eğer zulüm ve haksızlık yollarına sapar, zalime yardımcı olur ve ahlaksızlığı alkışlarsa, o millet mutlaka cezasını görür ve asla beka bulamaz. (yani yaşayamaz) Buna karşılık, kâfir bile olsa hak ve adaletle milletini sevk ve idare ederse, payidar olur. Çünkü birincisi kavlen yâni sözde Müslüman’dır. İkincisi ise fiilen yani icraatıyla Müslümandır. Bunun içindir ki, kavlen Müslüman olan yıkılır, fiilen Müslüman olan beka bulur.”(Özak, 1977, s. 274)
Buna benzer sözleri Siyasetnamesinde ünlü Selçuklu veziri Nizamül Mülk söylemiştir:
“Bir melik (devlet başkanı) inkâr ve küfürle ayakta kalır, fakat adaletsizlikle ayakta kalamaz” (El Siyasetname)
Bindiğimiz dalı kesmeyelim. Almayalım mazlumun âhını çıkar âheste âheste…

Yazarın Diğer Yazıları