Muharrem Günay

ERTUĞRUL BEYİN VEFATI VE YERİNE OSMAN BEYİN GEÇİŞİ

Muharrem Günay

Ertuğrul Gâzi 90 yaşında iken Hakkın rahmetine kavuşunca, beyliğin başına Cihan devletine adını verecek olan Osman Gâzi geçti. Osman Gâzi Türk Töresi gereğince bir ak keçeye oturtuldu. Dokuz defa havaya kaldırıldı. Beyler birer birer Osman Gâzi’nin önüne gelip, diz çökerek O’na itaat edeceklerini bildirdiler. Osman Gâzi’nin bir keçe üzerinde dokuz defa yukarı kaldırılıp, döndürülerek bey olarak ilan edilmesi, Türk Töresi ’ne göre Osman Bey’in beyliğinin, dokuz kat göğün üstünde olan Yüce Allah tarafından onaylanması, kutlanması, Allah’tan kut alması, hakan olarak görevlendirilmesi anlamına gelir. “Yüce Tanrı kut verirse kişi hakan olur” ifadelerinden de anlaşılacağı gibi, eski Türk hâkimiyet anlayışına göre hakanlar idare etme-hakan olma hakkını Yüce Tanrı’dan alırlardı. “Orada bulunan Ahi Evren, Osman Gâzi’ye kılıç kuşattı. Dursun Fakih dua okudu” (Doğan, 1978, s. 136).
Rivayetlere göre, Ertuğrul Gâzi, Osman Gâzi doğmadan, bir gece rüyasında, ocağından bir suyun kaynayıp, gittikçe çoğaldığını, büyük bir deniz haline gelerek bütün yeryüzünü doldurduğunu gördü. Uyanınca gördüğü rüyayı arif bir kimseye anlattı, tâbir etmesini istedi. O da Ertuğrul Gâzi’nin rüyasını: ”Senin bir çocuğun olacak. O ve soyu bütün yeryüzüne yahut da büyük bir kısmına hükmedecekler” şeklinde tâbir eyledi. Bir veya birkaç gün sonra Osman Gâzi doğdu. Yine Ertuğrul Gâzi, bir gece ulemadan bir kimseye misafir olup, bulunduğu odada bir kitap gördü. Sorunca ev sahibi, “Bu kitap, Allah sübhanehü ve Teâlâ hazretlerinin, Resul-i Ekrem’ine inzal buyurdukları (indirdikleri) Kur’an-ı Kerim’dir” dedi. Sonra ev sahibi uyumak için gidip de Ertuğrul Gâzi mushafın bulunduğu odada yalnız kalınca, kalkıp, sabaha kadar Mushaf-ı şerifin huzurunda, hürmet ve tazim için ayakta durdu. Fakat bir ara uykuya varınca, rüyada kendisine, ”Sen kelamıma hürmet ve saygı gösterdin, ben de senin evladına kıyamet gününe kadar daim olacak ulu bir devlet ihsan eyledim” diye hitap edildi (Müneccimbaşı, Tarihsiz, c. 1 s. 44–45).
Moğolların geniş istila hareketlerine giriştiği ve Anadolu’ya akın akın Türkmen göçlerinin olduğu bir sırada Bizanslılar, Osman Gâzi adında bir akıncı ve Oğuzların Kayı boyundan Türkmenlerle tanıştılar. Bu devirde Anadolu’da kurulan birçok beylik yayılmak ve genişlemek mücadelesine girişmişlerdi. Bu beylikler arasında Söğüt’te kurulan Osmanlı Beyliği hem Bizans’a karşı, hem de beylikler arası mücadelede pek şanlı görünmüyordu. Fakat Türklerin savaşçılık ruhu ve Cihan Hâkimiyeti Ülküsü, İslâmiyet’in Allah yolunda cihadı kutsal ve mübarek sayan düşüncesiyle birleşmiş büyük bir volkan haline gelmişti. Bu sefer İslâm’ın bayraktarı ve kılıcı olmak sırası Osmanlılara gelmişti.
Anadolu Selçuklu devletinin dağıldığı ve Anadolu’da birçok beyliğin kurulduğu bir dönemde Osmanlı devletini kuran Osman Gazi, “Karaca Hisar’ı alınca şehrin evleri boş kaldı. Germiyan vilayetinden ve başka vilayetlerden birçok halk geldi. Osman Gazi’den ev istediler, o da verdi. Kısa zamanda şehir mamur oldu. Birçok kilise camiye çevrildi. Ayrıca Pazar kuruldu.
Şehir halkı bir araya gelerek “Cuma namazı kılalım bir de kadı isteyelim” dediler. Dursun Fakıh adında bir aziz vardı. O yerin halkına imamlık yapardı. Ona söylediler. O da geldi Osman Gazi’nin kaynatası Edebâlı’ya durumu anlatırken, Osman Gâzi çıkageldi. Sordu, isteklerinin ne olduğunu öğrendi. “Ne gerekiyorsa yapın” dedi. Dursun Fakih, “Han’ım sultandan izin almak gerekir” dedi. Osman Gâzi, “Bu şehri kendi kılıcımla aldım. Sultanın bunda ne dahli (katkısı) var ki ondan izin alam. Ona sultanlık veren Allah bana da hânlık verdi. Eğer minneti şu sancaksa ben de kendi sancağımı kaldırıp savaştım. Sonra o ‘Ben Selçuklu soyundanım’ derse, ben de, Gök Alp nesliyim derim. ‘Bu vilayete ben onlardan önce geldim’ derse Süleyman Şah onlardan daha önce gelmiştir” dedi. Halk Osman Gazi’nin bu sözlerini işitince razı oldular. Osman Gazi de kadılığı ve hatipliği Dursun Fakih’e verdi. Cuma hutbesi Karaca Hisar’da; bayram hutbesi Eskişehir’de okundu (Aşıkpaşazâde, 2018, s.58-59; Güngör, 1988, s.184)
Karaca Hisar’ın fethi, Osman Gâzi adına hutbe okunması ve Karaca Hisar’a kadı ve imam tayin edilmesi ile birlikte Osmanlı Devletinin kuruluşu tamamlanmış oldu.
Mevlana Celâleddîn-i Rumi hazretleriyle ilgili bazı menkıbelerde hikâye olunduğuna göre, Ertuğrul Gazi, Konya’ya her gelişinde kendilerini ziyaret ederlerdi. Bir keresinde, henüz küçük bir çocuk olan Osman Gazi’yi beraberlerinde şeyhe getirip hayır dua rica ettiler. O sırada Selçuklu hükümdarı bulunan kimsenin kalenderi olan bir şahsa bağlandığını işiten Hz. Mevlâna “Hoş şimdi hükümdar kendine bir baba bulduysa biz de kendimize bir oğul bulduk” diyerek Osman Gazi’nin elinden tutarak hayır dua eylediler. O’nu ulu ve devamlı olacak bir devletle müjdelediler. “Mademki bunun oğulları ve torunları benim neslime inanırlar ve bağlanırlar, devletleri daim olsun diye de dua buyurdular ” (Müneccimbaşı, Tarihsiz, c.1, s.46)

Yazarın Diğer Yazıları