Araplar için kız çocuğa sahip olmak zillet sayılırken Bay Bican’ın kızı olması için Oğuz beylerinden dua etmelerini istemesi; (Gökyay, O.Ş. 1939, s.32) erkek kahramanların kadınların cesaret, fedakârlık ve fizikî güçleri için kullandıkları akıllı, mantıklı, ileri görüşlü, asil, kadirşinas, liyakatli, korkusuz, fikir teatisinde bulunacak ve yol göstericiliğinden yararlanılacak kadar zeki, mis kokulu, ak yüzlü, pembe yanaklı, nur suratlı, topuğa kadar uzun saçlı, altın don gibi göz alıcı, kaz gibi ince ve uzun boyunlu (Yıldız, N. 1995. s.165,167,170,171,183,186) gibi sıfatlar, destanlarda kadına ne derece değer verildiğinin göstergesidir. Manas Destanı’ndaki bu benzetmelerin yanı sıra, Dede korkut Hikâyeleri’nde yer alan;
Beri gel başım bahtı, evim tahtı,
Evden çıkıp yürüdüğü vakit selvi boylum,
Topuğuna sarmaştığı zaman kar saçlım,
Kurulu yaya benzer çatma kaşlım,
Çifte badem sığmayan dar ağızlım,
Güz elmasına benzer al yanaklım,
Kadınım, direğim, dölüğim ” (Gökyay, O.Ş. 1939, s.10)
sözleri de kadının, fizikî özelliklerinin yanında, aile içinde temel fonksiyonunun önemini gözler önüne sermektedir. Türklerin İslâmiyet’i kabul etmelerinden sonra da, kadının devlet işlerinde etkisi ve yetkisi devam etmiştir.
Prof. Dr. Osman Turan, Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi adlı eserinde Türkistan hakanlarının, devlet işlerinde hatunları ile müşavere ettiklerini, onların fikirlerini üstün tuttuklarını; Selçuklu padişahlarının da onlar gibi hatunlarına büyük bir mevkii verdiğini anlatmaktadır. Selçuk sultanlarından Tuğrul Bey’in zevcesi Altun-can, Alp Arslan’ın hemşiresi ve El-basan’ın karısı Gevher, Melikşah’ın zevcesi meşhur Terken, Melikşâh’ın oğlu Mehmed Tapar’ın eşi Gevher ve ‘yeryüzü melikesi unvanını taşıyan Sultan Sancar’ın hatunu Terken, siyâsî askerî faaliyetlerde bulunan, devlet işlerinde büyük yetkilere sahip hatunlardır. (Turan, 1969, c.1s.126-127)
Tuğrul Bey’in hatunu Altun-can, eşi üvey kardeşi tarafından Hemedan’da kuşatılınca, derhal ordusunun başına geçerek şüpheli bazı devlet adamlarını tutuklamış ve emri altındaki askerleriyle hareket ederek Tuğrul Bey’i kurtarmıştır. Aynı şekilde, Alp Arslan’ın hemşiresi Gevher, eşi El-basan’ı kurtarmak ve Melikşah’a karşı mücadele etmek için Yabgulu Türkmenlerinin idaresini eline almıştır.
Sultan Melikşah üzerinde ve devlet işlerinde çok nüfuzu bulunan; güzel, akıllı ve sonsuz ihtirasları olan Terken Hatun ise, iç savaşlarla neredeyse Selçuklu İmparatorluğu’nun parçalanmasına sebebiyet veren menfi bir örnekti.
Bu örneklerin dışında, I. Kılıçarslan’ın şehit olmasından sonra, oğlu Tuğrul Arslan adına hüküm süren eşi; Dânişmend’li Emir Gazinin kız kardeşi; Harezmşah Sultan Alâeddin Muhammed’in annesi Terken Hatun; İbiş Hatun; Kutluğu Terken gibi birçok isim, Türk devletlerinde ya bizzat sultan konumunda bulunarak ya da naib sıfatı ile siyasî ve sosyal faaliyetlerde bulunmuşlardır. (Turan, 1993. s. 217-219-220,227-228)