Muharrem Günay

ESKİ TÜRKLERDEKİ TANRI İNACININ ALLAH İNANCI İLE BENZERLİKLERİ

Muharrem Günay

Yüce Tanrı tarafından dünya nizamı ile görevlendirildiklerine inanan Türk hakanları “Gök” e götürülüp orada Tanrı’nın kut (bağış ve izin) vermesiyle tahta oturtulduklarına inanırlardı. Bir hakan tahta çıkacağı zaman bir keçe üzerine oturtulup dokuz defa döndürülürdü. Çünkü eski Türk dini inancına göre gök dokuz kattı. Böylece hakan göğün dokuzuncu katına çıkmış ve hakanlığı Yüce Tanrı tarafından kutlanmış-onaylanmış olurdu. Osman Gazi de bey seçildiği zaman bir keçe üzerine oturtulup havaya kaldırılmış ve dokuz defa döndürülmüştür (Günay, 2004, s.94.)
Eski Türkler, göğü, yeri ve ikisi arasındaki her şeyi yoktan var eden, kâinatın tek ve mutlak kudret sahibi olan bir yaratıcıya iman ediyorlar ve O’na Gök Tanrı adını veriyorlardı. Buradaki gök, gökyüzü manasında olmayıp ulu yüce büyük manalarına gelmektedir. Çünkü Gök Türk kitabelerine göre “gök” ve “yer” ve ikisi arasındaki “insanoğlu-kişioğlu” Tanrı tarafından yaratılmıştır. Yâni gökü yaratan da Allah’tır. Bu bakımdan Gök Tanrı’ yı “Ulu Tanrı-Yüce Tanrı” şeklinde anlamak gerekir.
Gök Tanrı, vasıfları ve taşıdığı sıfatlar itibarıyla İslâmi ölçülerdeki Allah inancına paralel düşmekteydi. Yani kâinat ve hayatın sahibi, düzenleyicisi, ölüm ve hayatın kaynağı, nimet ve sıkıntıları veren yüce varlıktı. O, kadim (Bayat), bâki (Mengü), vâhid (Bir), kendi kendine mevcut ve sıkıntılardan uzak (Mungsuz), hayy (diri), iradesi (erki) ve kudreti (ogan) olan hâlık (törütgen) ve yarattıklarına hitap eden (deyici) vâcibu’l- vücûd bir varlık idi (Başer, 1990, s.1).
Said Başer “Türklük Ve İslamiyet” üzerinde bir söyleşisinde ise Allah inancı ile Gök Tanrı inancı arasındaki benzerliklere şöyle dikkat çekiyor:
Başer: Allah Kadim, Tanrı Bayat; Allah Bâki, Tanrı Mengü; Allah irade sahibi, Tanrı Erkli; Allah Kâdir-i mutlak, Tanrı Ogan; Allah, Semi, Basar; Tanrı duyan, işiten; Allah muhalefetün- lil havadis ve müstağni, Tanrı Mungsuz; Allah Halim, Tanrı Tüzün; Allah Hâlık, Tanrı Törütgen’dir (Saitbaser.com).
Eski Türklerdeki bu bir ve tek tanrı anlayışı hayatın her bölümünde kendisini gösterdiği gibi devlet hayatında ve hâkimiyet anlayışında da kendisini göstermiştir. Başta Gök -Türk kitabeleri olmak üzere çeşitli kaynaklardan öğrendiğimize göre Türk hakanları Tanrı tarafından kut ve ülüg (kısmet) ile donatıldığı için işbaşına gelebilmektedirler. Bu tarihi kayıtlardan da anlaşılıyor ki, eski Türk devletinde siyasi iktidar kavramı “kut” tabiri ile ifade ediliyordu. Kutadgu Bilig’de açıklandığına göre; kutun tabiatı hizmet şiarı adalettir. Fazilet ve kısmet kuttan doğar. Beyliğe yol ondan (kuttan) geçer. Her şey kutun eli altındadır. Bütün istekler onun vasıtası ile gerçekleşir. Tanrı (iduk)tur. Bey bu makama sen kendi gücünle gelmedin onu sana Tanrı verdi. Hükümdarlar iktidarı Tanrı’dan alırlar (Kutadgu Bilig beyit: 674, 676, 1430, 1933, 1960, 5469, 5947. Beyitler).
MÖ II-I. yüzyıllarda Hunların kağanları “kut” kelimesini “Tengri kutı” şeklinde bizzat unvanlarında kullanmışlardır. Asya Hun hakanlarının unvanları “Gök Tanrı’nın tahta çıkardığı Tanrı Kutu Tanhu” idi. Gök-Türk hakanları da idare etme hakkını Tanrı’dan alırlardı. Uygur Hakanları da hâkimiyeti Tanrı’dan aldıklarına inanırlardı. 856 yılında hakan olan Mengli’nin unvanı “Uluğ Tanrı’da kut bulmuş Alp Külüg Bilge” idi (Çeçen, 1986: 117.)
İlk Uygur Hakanı olan “Kül Bilge” de “Kutluğ Kül Bilge” unvanını taşıyordu. O’nun yerine tahta geçen Mo-yen Çur’un unvanı da “Tanrı’da bolmuş İl Etmiş Bilge Kağan” idi.

Yazarın Diğer Yazıları