Muharrem Günay

HAÇLI SEFERLERİ FRANSIZLAR VE FRANSIZLARIN CEZAYİR KATLİAMI-10

Muharrem Günay

19 Ocak 2012 Perşembe 02:00:00
  RANSADAN KANUNİYE
GÖNDERİLEN MEKTUB (10)
“Ey yedi iklimin padişahı, dünyanın sığınağı yiğitlik memba’(kaynağı), ey şàhım benim halimden haberdar ol ve bu gönlü yaralıya lütuf ve merhametini gönder. Senin gibi bir dünya hükümdarı yok. Başka hükümdarlar senin kapında ancak kapıcı olabilirler. Sen şàha ben bütün gönlümle itaat eyledim. Senin kullarına dostum, düşmanlarına da düşmanım. Ben kendi halimce França ülkesine şàh bulunuyorum. Puta tapan Hıristiyanların sığınağıyım. Siz cihan padişahına durumumu anlatmak gerekirse, şunu beyan ederim ki; benim neslim Nüşin-Revàn’a çıkar. Bizim aramızdan kötü talihli bir adam (Şarlken), aslı cuhut(aslını inkar eden) ve mel’un(lanet) birisi Cezzar (zalim) oldum deyip, ortada dava kılıp, bu hile ile yüksek payelere yol buldu, ey şàh ben de bu hali görünce yanıma nice asker, kul topladım ki, varıp onunla savaşayım. Onu, o kötü adamı ortadan kaldırayım. O, Cezzarlık havasıyla bu tarafta dünyayı kargaşaya verdi ve Macaristan vilayeti tarafında Alaman vilayetinin kàim makamı olan kardeşi Ferendoş (Ferdinand), oradaki insanların ıstırap çekmelerıne sebep olup, kendilerinin vücutlarını bu dünya yüzünden kılıçla ortadan kaldırmak gerekir; hatta bu vacip (mecburi) olmuştur. Siz cihan padişahının kapısından şu beklenir ki, Avrupada kötü hükümdarları saldırıları ile bertaraf eden Hayreddin Paşa, donanma gemileri ile bu tarafa gelip yardım eder ve Macaristan tarafında da padişah hazretleri savaşa girerse, düşmanın fesadı kılıç ile ortadan kaldırılmış olur ve dünya yeniden eski parlaklığına kavuşur. Bunda şüphe yoktur”.
Kral mektubunda durumu arz etmiş ve yalvarmıştır. O zaman, França kralının isteği ve sonuçları dikkatle gözden geçirilmiş, fakat cevap verilmesi ertelenmiştir. Ondan sonra gelen ikinci bir elçi devlet büyüklerine varıp kral adına şöyle arzda bulunmuştur: “Benim dileğimi ve halimi sultana bildiriniz, çünkü beklemeye mecàlim yoktur. Cihan padişahına günlerce yüzüm sürüp bir cevap bekledim. Kendi kralımdan bir rica mektubu getirdim ve padişaha ilettim. Bunun cevabı bana verilmedi. Biz kendisinden doğru bir ce­vap beklemekteyiz”. Bunun üzerine elçinin sözleri padişah hazretlerine arz olundu. Padişah, nihayet savaşa karar verdi ve Fransa Kralı’na şöyle bir yanıt gönderdi.Fransa kralının yardım isteğine Süleyman’ın gönderdiği yanıt, Fransız arşivlerinde bulunup yayımlanmıştır. Metin şöyledir:
Ben Dünya Padişahıyım Sen ki Fransa Vilayetinin Kıralısın
“Ben ki; sultanların sultanı, hakanların hakanı, hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi; Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Şam, Halep, Karaman’ın ve Rum’un ve Dulkadriye vilayetlerinin ve Diyarıbekir’in ve Azerbaycan ve Van’ın ve Budin ve Temeşvar vilayetlerinin ve Mısır’ın ve Mekke ve Medine’nin, Kudüs’ün ve tüm kutsal toprakların bulunduğu Arap diyarının ve Bağdat ve Cezayir vilayetlerinin ve ulu ecdadımın Yüce Allah’ın bağışladığı güç ile fetheylediği ve benim de nice zaferlerle fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bàyezíd Han oğlu Sultàn Selim Han oğlu Sultàn Süleyman Hanım. Sen ki, França vilàyetinin kralı Françesko’sun.Hükümdarların sığınma yeri olan kapıma elçin Frangipan ile mektup gönderip memleketinizin düşman istilasına uğradığını, şu anda hapiste olduğunuzu bildirip, kurtuluşunuz hususunda bu taraftan yardım ve meded istemişsiniz. Söylediğiniz her şey dünyayı idaresi altında tutan tahtımızın ayaklarına arz olunmuştur. Bütün ayrıntıları ile bilgi sahibi oldum. Padişahlar sınmak ve hapsolunmak hayret edilecek bir şey değildir. Gönlünüzü hoş tutup üzülmeyesiniz. Bu durum karşısında bizim yüce atalarımız -Allah hepsinin mezarlarını nurlandırsın- daima düşmanları püskürtmek ve memleketler fethetmek için, seferden geri kalmamışlardır. Biz de onların yolunda olup her zaman memleketler ve sarp kaleler fetheylemekteyiz. Gece gündüz daima atımız eyerlenmiş ve kılıcımız belimizde kuşatılmış bulunmaktadır. Yüce Tanrı hayırlar bağışlasın. Tanrı’nın istediği ne hususta ise meydana gelir. Bundan başka her türlü durum ve haberler ne ise, gönderdiğiniz adamınızdan sorulup öğrenile, şöyle bilesiniz.
Bu yazı 1526 yılı Ocak ayının ilk günlerinde saltanat makamı Konstantaniye’de yazıldı.”

Yazarın Diğer Yazıları