Donanmanın Yola Çıkışı Kanun’inin Macaristan Seferi (11)
Bu cevabın üzerine, Hıristiyan denizcilerine dehşet veren kahraman savaşçı Hayreddin Paşa, İstanbul’a davet edildi. Hayreddin Paşa fermanı alınca derhal Edirne’de bulunan padişahın huzuruna geldi ve konuşmalar sonunda Hayreddin Paşa’nın 100 pare gemi ile França Kralı’nın yardımına gitmesi kararlaştı. Hayreddin Paşa, “Emir padişahımındır, canımız yoluna fedadır, buradan França Krallığı’na 3000 mil mesafe vardır, yardımınız-la o diyara giderim. İspanya ile gönülden savaşır, onun ülkesini elinden alırım” dedi. İgriboz, İçil, Kastamonu, Ankara sancaklarının tımarlı ordusu ile birlikte 2.000 tüfekli yeniçeri Zağarcıbaşı Ahmed kumandası altında gemi-lerle sefere emrolundular. Elçi, donanma ile hareket etmek üzere Edirne’den İstanbul’a gönderildi. Süleyman, elini öpen ve yere baş koyan Hayreddin Paşa’ya şöyle hitap etti; “Ey denizcilerin önderi, deniz ilminin ve tekniğinin bilgisine sahip Kapudan (Kaptan): Sana bu deniz seferinde tam yetki veriyorum, sen de bütün gereken şeyleri gör, her durumda adamlarınla meşveret et (konuşup anlaş), o diyarı fethet”. Hayreddín Paşa, Sultanın bu sözlerinden sonra, padişaha dua edip, hareket etti. Sultan ise, Edirne’de Macaristan seferi için hazırlıklar yapmaya başladı. Hayreddin Paşa 17 Nisan 1543’de donanmayla denize açıldı. Süleymannàme adlı eserde, Toulon şehri ve donanma ile şehri gösteren bir minya-tür yayınlanmıştır. Bu minyatürde Toulon Limanı’nda üslenmiş kadırgalarla, yüksek bordalı üç tane büyük yelken gemisi tasvir edilmiştir. Süleymanname’de Fransız amiralinin Toulon’a gelip Hayreddin’i Marsilya’ya davet ettiği kaydedilmektedir. Hayreddin, donanma ile Marsilya’ya varmış, Fransız donanması Hayreddin’i karşılamış, Hayreddin Paşa top ateşiyle şehri selamlamış, Marsilyalılar Kaptan-ı Derya’yı karşılayıp türlü şenlikler ve şàdilikler(sevinçlikler) yapmışlardır. Şehrin ileri gelenleri paşaya ziyafet çekmişlerdir.
Barbaros Hayreddin Paşa’nın Nice’i kuşatması Kanuni Sultan Süleyman’ın da Macaristan seferine çıkması neticesinde; Şarl-ken, İtalya üzerindeki isteklerinden vazgeçmesi koşuluyla Fransuva’yı serbest bıraktı (14 Ocak 1526).
Fransa ile sağlanan bu yakınlaşma, Fransa’nın ikiyüzlü siyasetine rağmen, Nice ve Toulon’un 1543’de İspanyollardan alınması sırasındaki işbirliği ile devam etmiştir. Nice ve Toulon’u üs olarak kullanan Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması; Sardunya ve İspanya’ya kadar olan bölgede kontrolü sağlayarak, Akdeniz hâkimiyetini tamamlamıştır. (KAYNAK: Doğu Batı Makaleler-I, Halil İNALCIK)
Türk’ün Türkten Başka Dostu Yoktur.
Hemen her zaman olduğu gibi Batı’nın Türk düşmanlığı bitmemiştir. Haçlı seferlerinin yöntem ve şekilleri değişmiş, fakat bir şekilde Türkleri Anadolu’dan atmak veya Hıristiyanlık dünyasının Anadolu’daki Türk egemenliğini sona erdirmek amacı asla ortadan kalkmamıştır.
Sözde Ermeni Soykırımını reddedenlerin cezalandırılmasını öngören tek yanlı, haksız ve asılsız teklifin Fransa Ulusal Meclisi Genel Kurulunda görüşülecek olması, vahim, kabul edilemez ve tarihi bir hatadır. Bu günkü Ermeni Soykırımı tasarılarının başta Fransa olmak üzere batılı parlemontolarda kabul edilmesi, Fransa’da soykırımı reddedenlere ceza verilmesini öngören yasa teklifinin Fransa parlematosunda gündeme alınması Haçlı Seferlerinin bir devamıdır. Bilhassa 20. yüz yılda ortaya çıkan “Modern Mandacılık Anlayışı” ile egemenlikler başta Türkiye’de olmak üzere birçok Müslüman ülkesinde ve az gelişmiş Asyalı ülkelerde ya Batılıların eline geçmiş ya da onlarla paylaşılır hâle gelmiştir. İşin en garip tarafı bu egemenlik devrinin başta Türkiye olmak üzere sözü edilen bu ülkeleri idare eden iktidarlar eli ile gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bazen bu egemenlik devri ve Haçlı seferleri Irak ve Afganistan, Libya örneğinde olduğu gibi çeşitli bahanelerle ABD’nin güç kullanması ve işgal ile de gerçekleşmektedir. Bu olaylar Türk milletinin uyanmasına, birlik ve beraberliğine vesile olmalıdır. Unutmayalım ki Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. (Son)