Muharrem Günay

HAÇLI SEFERLERİ FRANSIZLAR VE FRANSIZLARIN CEZAYİR KATLİAMI-2

Muharrem Günay

10 Ocak 2012 Salı 02:00:00
  GÜNAHLARDAN KURTULMAK İÇİN HAÇLI SEFERLERİNE KATILIN! (2)
Papa İkinci Urban ise günahların affı için çok daha kolay bir yol bulmuş idi, hem de bu sayede Türklere karşı düzenlenen Haçlı seferlerine katılanların sayısı artacaktı.
1095’te Papa Urban, dini bir meclis toplamış ve çok ateşli bir konuşma yapmıştı. Papa Urban, Türkleri Anadolu’dan çıkarmak üzere bir çağrı yayınlamıştı. Bu çağrıya göre bu sefere katılanların bütün günahları, hem de hiçbir türlü cezaya ve kefarete gerek kalmaksızın, büsbütün affedilecekti.
Papa Urban’ın çağrısı üzerine, bütün papazlar köy köy, şehir şehir dolaşarak Haçlı Seferlerinin hazırlanması için propaganda yapmaya başladılar. Bunlardan birisi olan Piyer Lermit, eline aldığı büyük bir haçla bütün Fransa’yı topal bir eşek üzerinde dolaşmıştır. Bu propagandalar kısa zamanda sonuç verdi. Ne kadar haydut, katil ve kundakçı varsa, yüz binlerce Haçlı sürüsü yollara düştü. Haçlı ordusu Anadolu Selçuklu devletinin başkenti İznik’i ele geçirmek üzere yola çıktılar. Ancak, İzmit yakınlarında, Selçuklu birlikleri tarafından yok edildiler. Fakat Haçlıların asıl büyük ordusu yolda olup, henüz Anadolu’ya ulaşmamıştı. 600 bin kişilik Haçlı ordusu İznik’e kadar ulaşıp şehri kuşattı. Yapılan savaşta her iki taraf ta çok büyük kayıplar verdi. Bu kadar çok kalabalık bir orduyla başa çıkamayacağını anlayan I.kılıç Arslan, Haçlı ordusuna sık sık baskınlar yaparak, güneye doğru ilerleyen Haçlılara büyük darbeler vurdu. Bu baskınlar sonucunda Haçlılar 500 bin kayıp verdiler.
Haçlı orduları ilerlemeye devam ederek, Antakya ve Kudüs’ü işgal ettiler. Haçlılar bu yerlerde on binlerce Müslüman’ı katlettiler. (1099)
Antakya çevresine yayılıp yağma eden, ya da zevk ve safaya dalan Haçlılar, Türkler tarafından dağıtılıyor, ya da kesilip yok ediliyorlardı.
“Kıtlık ve açlık günden güne fecaat halini almaktaydı. Bu sefere katılmış olan Faucher de Chartres adındaki papazın ifadesine göre, Haçlılar çevrede yağma etmedik bir şey bırakmadıklarından, ot, ağaç kabuğu ve kökü, at, eşek, deve, köpek, hatta fareleri ve atların koşumlarını ve kayışlarını bile yiyorlardı. En had düzeye gelen açlık, zaten ahlakı zayıf olan bu güruhun bütün insanlık duygularını yok etti. Tek olanak olarak büyük bir hevesle, insan etiyle karınlarını doyurmaya başladılar.”(R.Erer, s:45, F.Funck Brentono’dan nakil)
Bu olay konusunda, sefere katılmış olan Richard de Pelerin (Hacı Rişar)’ın yazdığı Chanson d’Antioche (Antakya Destanı) adındaki eserde görülen şiirlerin bazıları dikkate değecek kadar önemli olduğu için aşağıda sunulmaktadır:
“Asaletlü Piyer I’Ermit otağının önünde oturuyordu.
Kral Tafur bir çok adamları ile çıka geldi.
Bunlar bin kişiden fazla ve açlıktan şişmiştiler.
‘Asaletmeab! Rahmeti Rahman adına bana yol göster,
Zira açlıktan ve zayıflıktan ölüyoruz’ dedi.
Piyer cevap verdi: ‘Cebin (korkak, yüreksiz) olduğunuzdandır’ dedi.
Haydi şurada ölmüş yatan Türkleri toplayınız,
Tuzlar ve pişirirseniz, pekâlâ yenir onlar.
Kral Tafur, ‘Doğru söylüyorsunuz,’ dedi.
Otağdan ayrıldı, avanesini çağırdı,
Toplandıklarında on bin kişiden çoktular.
Türkler yüzüldü, barsakları çıkarıldı
Etlerinden haşlama ve kebap yapıldı.
Doyasıya yediler, amma ekmeksiz yediler
Bunu gören putperestler (Türkleri kasdediyor) pek korktular,
Et kokusundan hep duvarlara dayandılar.
Yirmi bin putperest, bu avaneyi seyret.;
Ağlamadık Türk kalmadı.” (Antakya Destanı, Brentano, 57–58) (R.Erer, s:45–46)

Yazarın Diğer Yazıları