Muharrem Günay

HAÇLI SEFERLERİ FRANSIZLAR VE FRANSIZLARIN CEZAYİR KATLİAMI-7

Muharrem Günay

16 Ocak 2012 Pazartesi 02:00:00
  FRANSIZLARIN CEZAYİR KATLİAMLARI (7)
Ermeni Soykırım tasarısını kabul eden Fransa aslında kendi tarihi ile yüzleşmelidir çünkü Fransa, sadece 1945-1963 yılları arasında 1.5 milyon Cezayirli Müslüman Arabı katletmiştir.. Bu, hiç şüphesiz tarihte görülen en büyük soykırımların başında yer alır.
Cezayir, ilk kez 1830 yılında bir Fransız kolonisi olmuştur. Cezayir halkı, Fransızlara karşı ayaklandığında, Fransızlar bu direnişi bastırmak için ülkeye 400 bin asker yerleştirdi.
Fransız askerleri, ayaklanmayı bastırmak için birkaç kente hava ve kara saldırısı düzenledi. Bu hava ve kara saldırılarında 45 bin civarında Cezayirli Müslüman öldürüldü Avrupalı tarihçilere göre bu rakamı 15 bin ya da 20 bin civarındadır.. Fansız saldırıları sadece Cezayir topraklarında değil, Fransa’da yaşayan ve Cezayir’in işgaline karşı çıkan Cezayirlilere karşı da devam etti. 1961 yılındaki Paris katliamı buna en canlı örnektir: 17 Ekim tarihinde, Fransız polisi ülkelerinin Fransızlar tarafından işgaline karşı çıkan silâhsız Cezayirli göstericilerin üzerine ateş açtı. Bu saldırıda 200 civarında Cezayirli göstericinin öldüğü bilinmektedir.
Cezayirlilerin vermiş oldukları bağımsızlık savaşı boyunca da idamlar ve geniş çaplı tutuklamalar olmuştur. Cezayir köylüler rastgele havadan bom-balandı, denizden kruvazörlerle top ateşine tutuldular. İşgalci Fransızlar tarafından kurulan ölüm timleri binlerce Müslüman’ı öldürdü.
1945 katliamları ise Fransızların Cezayir’de giriş-tiği en trajik katliamlardan biri oldu. Le Monde gazetesinin de aktardığı gibi, “Fransa, 8 Mayıs 1945’te Avrupa’da zaferi kutlarken, bu ülkenin ordusu Setif ve Guelma’da binlerce masum sivili katlediyordu; bu olaylar Cezayir bağımsızlığının gerçek başlangıcı olmuştu.”
Ahmed Bin Bella’nın da dile getirdiği gibi Fransızlar, insanlara ve Cezayir kültürüne karşı bir soykırım işlemişti: “Cezayir’in yerli halkının büyük bir bölümü Fransız kolonel yönetiminin başlarında yok edilmişti, 1830’da dört milyonun üzerinde, 1890’da ise 2,5 milyon kişi öldürülmüştü.
Cezayirliler Canlı Canlı La Sinn Nehrine Atıldı
2005 yılındaki El Cezire televizyonundaki bir proğrama katılan Ahmed Bin Bella, yüzlerce Cezayirlinin Fransızlar tarafından 17 Ekim 1961’de canlı canlı La Sinn Nehri’ne atıldığını anlattı. Bu insanların tek suçu bağımsızlık istemeleri ve Fransız işgaline karşı çıkmaları idi.
Cezayir gazetesi, la Tribune’in editörü Abdülkerim Gazali, Fransa’nın Cezayir’in işgalini, Nazi Almanya’sının pek çok Avrupa ülkesini işgaline benzetmiş ve bunun ırkçılık olduğunu yazmıştı. 2005 yılında Cezayir, Fransa’dan işlediği suçlardan dolayı özür dilemesini talep etti.
Fransızlar Özür Bile Dilemedi
Cezayir Senatosu sözcüsü Amar Bakhouche, Fransa’nın katliamlar için özür dilememesine tepki göstermişti. Bu konuda Fransa’daki arşivler bugüne kadar kapalı tutuldu. Fransızlar, katliam ve soy-kırıma dair tüm belgeleri topladı. Pek çok kişi için kapalı tutulan bu arşivler, Fransa’nın Cezayir’deki soykırımının birer kanıtı. Bakhouche, Fransa’nın arşivlerini kapalı tutmasına da tepki gösterdi. Bakhouche, bu dönemde tutulan arşivlerin büyük bir bölümünün Fransa’ya götürüldüğünü ve gizlendiğini belirterek: “Arşivler Fransız ve Cezayirlilere açık değil. Bir an önce bunların kamuya açılmasını istedi” Fransa Cezayir’de yaptığı bu insanlık dışı uygulamalara karşı özür dahi dilememiştir.
Fransa Ermenileri Osmanlıya
Karşı İsyana Teşvik Etti
Ayrıca Osmanlıya karşı Ermenileri isyanda da Fransa başrolü oynamış ve Ermenileri Türklere karşı isyana teşvik etmiş ve silahlandırmıştır. Fransız Parlamentosu’nun, sözde Ermeni soykırımını inkârı suç sayan kararına karşılık Türk Parlamentosu da Fransızların Cezayir’de işlediği soykırımı yasadışı sayan bir tasarıyı gündemine almalıdır.
Ayrıca Fransa’daki Ermeniler Fransız politika-cılar tarafından iç siyasete malzeme olarak her zaman kullanılmışlardır. Bu günkü yasa çalışmaları da bu kapsamdadır.
Değişen zaman ve şartlara göre Haçlı seferlerinin yöntem ve şekilleri değişmiş, fakat bir şekilde Türkleri Anadolu’dan atmak veya Hıristiyanlık dünyasının Anadolu’daki Türk egemenliğini sona erdirmek amacı asla ortadan kalkmamıştır. Bilhassa 20. yüz yılda ortaya çıkan “Modern Mandacılık Anlayışı” ile egemenlikler başta Türkiye’de olmak üzere birçok Müslüman ülkesinde ve az gelişmiş Asyalı ülkelerde ya Batılıların eline geçmiş ya da onlarla paylaşılır hâle gelmiştir. İşin en garip tarafı bu egemenlik devrinin başta Türkiye olmak üzere sözü edilen bu ülkeleri idare eden iktidarlar eli ile gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bazen bu egemenlik devri ve Haçlı seferleri Irak ve Afganistan, Libya örneğinde olduğu gibi çeşitli bahanelerle ABD’nin güç kullanması ve işgal ile de gerçekleşmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları