ANADOLUNUN FETHİ VE HAÇLI SEFERLERİ 1
Malazgirt zaferinden sonra, Anadolu’nun kapıları açılmış ve Türkler akın akın Anadolu’ya gelmeye başlamışlardı. Tarihte Anadolu Selçuklu devleti ve Türkiye Selçukluları adıyla bilinen devlet bu Türk akınlarından sonra kurulmuştur. Bu devletin kurucusu olan Süleyman Şah, Kutalmış’ın oğludur.
Alp Aslan’a karşı girişmiş olduğu saltanat mücadelesinde Kutalmış 1064 yılında mağlup ve maktul düşünce oğulları Anadolu’ya Bizans hududuna sürgün edildi. “Alp Aslan’ın ölümünde, Selçuk Bey’in torunlarından Kutalmış Oğlu Süleyman Bey taht üzerinde hak iddia etmeye kalktı. Bağdat Halifesi iki tarafa da, “Kan ve din kardeşlerisiniz; birbirinizin kanını akıtacağınıza, birleşip Rumlara karşı savaşın” önerisinde bulundu. Bu kabul edilerek Melik şah Batı’da alınacak yerlerin valiliğini Süleyman Beğ’e verdi. O da ertesi yıl 100.000 kişiden oluşan aşiretlerle yola çıkıp Marmara’ya kadar Anadolu’yu aldı.” (R, Erer, Türklere Karşı Haçlı Seferleri s.18) Anadolu’ya geçen Süleyman Şah 1075’te İznik’i fethedip kendisine payitaht yaptı. Böylece Anadolu Selçuklu Devleti kurulmuş oldu.
Büyük Selçuklu devletinin parçalanması Türk ve İslâm dünyasının zayıflamasına ve duraklamasına sebep olmuş, Hıristiyan papazların teşvikleriyle Türkleri Anadolu’dan çıkarmak ve Müslüman’ları yok etmek isteyen Haçlılarla mücadele etmek görevi Anadolu Selçuklularına kalmıştı. Malazgirt zaferi Anadolu’nun kapılarını açmış, peygamberimizin müjdelediği İstanbul fethine bir yol açılmıştı. Bu durum Avrupa’yı dehşet içinde bıraktı. Bizans’ın yok olması ve Avrupa kapılarının Türklere açılması bir an meselesi idi.
Avrupa Sefalet ve Cehalet İçinde İdi
On birinci yüz yılda İslâm ülkeleri zenginlik içerisinde yüzerken, Avrupa yoksulluk ve karanlıklar içinde idi. Türk ve İslâm ülkelerine gelen Avrupalı tüccarlar ve seyyahlar bu ülkelerin zenginliklerini anlata anlata bitiremiyorlardı. Bu durum Avrupalıların iştahını kabartıyordu. İslâm ülkelerinin dillere destan bu zenginlikleri, kilise-nin halkın dini duygularını istismar ederek Kudüs’ün Müslümanlardan kurtarılmasını vaat etmesi ve Türklerin Anadolu’ya yerleşmeleri Haçlı Seferlerini hazırlayan başlıca sebepler olmuştur.
Fransızlar Hep Başı Çekti
“Beşinci ve Altıncı seferler bir yana bırakılırsa, Haçlı ordularına katılanların başında her zaman Fransızlar gelir. Fransız aslından olan Papa İkinci Urban tarafından ilk sefere Fransa’da karar veril-miş, gidenlerin çoğu da Fransızlardan olmuştur. Bundan ötürü, çağdaşları arasında en iyi tarihi yazmış olan Benedikten keşişi Guibert de Nogent (1053–1124) bu seferlere “Ges Dei per Francorum”, yani “Fransızlar aracılığı ile Allah’ın istemleri” adını vermiştir.”(R.Erer, s:24)
“Hıristiyanların ahlakı bozuldukça, onların cezalarını affettirmek için ödeyeceği bedel de artırılmıştı. Hıristiyan mezheplerinin çoğuna göre, günah işleyenleri, Allah değil, Allah’ın vezirleri sayılan Papazlar affederdi. Günahların affedilmesi için,” Zengin bir günahkâr, her yıl 26 solidi (dört İngiliz altını), fakir de 3 solidi (dokuz şiling) öderse günahı bağışlanıyordu. Bu kefaret akçeleri kilisenin (yani, papaz toplumunun) ihtiyacına harcandı ve böylece bir servet ve kudret kaynağı elde edildi” (R.Erer, s:26, Gibbon’dan nakil) Altın ve gümüşü olmayanlar, bedel olarak arazi verebiliyorlardı. Arazisi olmayanlar için ise Papazlar sopa usulünü getirdiler, günahkârlar günahlarından kurtulmak için papazlar tarafından tespit edilen sopayı yani bir kimse başkasının yerine sopa yiyebiliyordu. Bu şekilde günahlardan kurtulduklarına inanıyorlardı.