HAÇLI ZİHNİYETİ SADECE FİLİSTİN'DE DEĞİL YUKARI KARABAĞ'DA, DOĞU TÜRKİSTAN'DA, IRAK'TA VE AFGANİSTAN'DA DA YAŞIYOR.. (IV)
Muharrem Günay
Haçlılardan canlarını, ırzlarını kurtarmak isteyen Rumlar, işte ancak böyle kurtulabildiler.” (Larousse, cilt 6, s. 365’ten nakil, R. Erer, Türklere Karşı Haçlı Seferleri, s:104)
Bizans’ta Latinlerin hüküm sürdüğü elli yedi yıl boyunca Ortodoks mezhebi yasak edilmiş ve on sekiz tane Katolik Patriği seçilip, her biri Roma’ya giderek Papa’nın duasını, bu arada icazetlerini de almıştı. (Edouard Gibbon: Histoire de La Decandence et de la Chute de I’Empire Romain, 2/42’den nakil R.Erer, s.110)
Değişen zaman ve şartlara göre Haçlı seferlerinin yöntem ve şekilleri değişmiş, fakat bir şe-kilde Türkleri Anadolu’dan atmak veya Hıristiyanlık dünyasının Anadolu’daki Türk egemenliğini sona erdirmek amacı asla ortadan kalkmamıştır. Bilhassa 20. yüz yılda ortaya çıkan “Modern Mandacılık Anlayışı” ile egemenlikler başta Türkiye’de olmak üzere bir çok Müslüman ülkesinde ve az gelişmiş Asyalı ülkelerde ya Batılıların eline geçmiş ya da onlarla paylaşılır hâle gelmiştir. İşin en garip tarafı bu egemenlik devrinin başta Türkiye olmak üzere sözü edilen bu ülkeleri idare eden iktidarlar eli ile gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bazen bu egemenlik devri ve Haçlı seferleri Irak ve Afganistan,Yukarı Karabağ, Doğu Türkistan,Filistin örneğinde olduğu gibi çeşitli bahanelerle ABD’nin güç kullanması ve işgal ile de gerçekleşmektedir.
KUTSAL TOPRAKLAR VE ATATÜRK
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, şu anda İsrail’in işgali altında bulunan Filistin, bir diğer ifadeyle ‘Kutsal Topraklar’ hakkında acaba ne düşünüyordu? Atatürk halen yaşasaydı, İsrail’e, NATO, AB ve ABD’ye karşı acaba nasıl bir tavır takınırdı? Lübnan’da ve Irak’ta yaşanan insanlık dramına ve Irak’ın ABD tarafından işgaline müdahale mi eder, yoksa seyreder miydi? Veya Atatürk sağ olsaydı ABD Irak’ı işgal edebilir miydi?
Atatürk’ün 1937’de Meclis’te yaptığı bir konuşmada kutsal topraklarla ilgili olarak şunları söylüyor: “Şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet’in mukaddes yerlerinin Museviler’in ve Hristiyanlar’ın nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmiyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet’e lakayt olmakla ittiham edildik. Fakat bu ittihamlara rağmen Peygamber’in son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima İslam hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız. Cetlerimizin, Selahaddin’in idaresi altında, uğrunda Hristiyanlar’la mücadele ettikleri topraklarda yabancı hâkimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, Allah’ın inayeti ile kuvvetliyiz.” Bazı çevrelerin Atatürk’le ilgili iddialarına son verecek olan bu belge, İçişleri Bakanlığı Matbuat Umum Müdürlüğü antetini ve 20 Ağustos 1937 tarihini taşıyor. Dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Cumhurbaşkanlığı’na hitaben yazdığı ön sunuş yazısında ‘Bombay Chronicle gazetesinin 27.8.1937 tarihli nüshasında ‘FİLİSTİN’E EL SÜRÜLEMEZ, KEMAL PAŞA AVRUPA’YA İHTAR EDİYOR’ başlığı altında bir yazı intişar etmiştir. Bu yazının Türkçe örneği ilişik olarak sunulmuştur. Bu vesile ile saygılarımı tekrarlarım’ diyor. Belgeden anlaşıldığına göre Mustafa Kemal Atatürk’ün, Meclis’te yaptığı bu konuşmayı, önce, Ankara’da Türkçe yayınlanan Hâkimiyeti Milliye Gazetesi yayınlamış. Hindistan’da yayınlanan Bombay Chronicle Gazetesi de bu açıklamayı Hâkimiyeti Milliye Gazetesi’nden almış. Aslı Ankara’da Milli Arşiv’de 030 10 266 793 25 numaralı dosyada saklı tutulan belgeye göre, Mustafa Kemal Atatürk’ün Kutsal Topraklarla ilgili olarak Meclis’te yaptığı bu konuşmanın tam metni şöyledir: “Arapların Avrupa siyasetine nüfuz edemeyip sözde istiklal kelimesine inandıkları ve bu uğurda Arap memleketlerini Avrupa emperya-lizmine esir kıldıkları çok şayanı teessüftür. Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa birkaç sene Araplardan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet’in mukaddes yerlerinin Musevilerin ve Hıristiyanların nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki; buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet’e lakayt olmakla ittiham edildik. Fakat bu ittihamlara rağmen peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima İslam hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız. (Devamı yarın)