Eski Türkler helal lokma, helal kazanç ve alın terine büyük önem verirler, haksız kazançtan, haramdan şiddetle kaçınırlardı. İnsanın kazancı “Ananın ak sütü gibi helal ve temiz ” olmalıydı. Çocuk anne rahmine besmele ile düşmeli ve helal lokma ile beslenmeliydi. Haram lokma ile beslenmek kötülüğün başlıca sebebi olarak görülürdü. Kutadgu Bilig’de haram konusunda şöyle denilmektedir:” Harama el uzatma, kendini gözet; ey hükümdar, iyi bil ki, haram gönülü karartır.” (5347. b.) “Ey şöhretli insan, takva sahibi olmak istersen , helal ye, nasibini helalden al.” (5348. b.) Türk töresi aç gözlü olmayı hoş karşılamaz. “Aç gözlü kimseye zenginliğin bir faydası yoktur; ey gönlü tok olan aç gözlüye acı.” (5388. b.) “Aç gözlüye bütün dünya malı az gelir; olana kanaat eden kimsenin ömrü saadet içinde geçer.” (5389. b.) “Gözü aç olan insan kara toprağın tozu gözüne doluncaya kadar mala doymaz.” (5390. b.) Türk töresi insanın nefsini, hava ve hevesini kontrol altında tutmasını ister. “Gayret et, akıl ile hava ve hevesini zapt ve rapt altına al; kendisini hava ve hevese kaptıran kimsenin hayatı heder olur.” (5403. b.) “Sen meniden türemişsin “ben” deme; sen “ben” dersen, bak işte değerin.” (5413. b) ” Nefsinin esiri olma, nefse uymak esirliktir. Onun esiri olma .” (1438. b) “….İyi kanun koy; kötü kanun yapan kimse, daha hayatta iken ölmüş demektir.” (1458. b.) ” Fakirliğe düşmek ve daima zengin kalmak istersen, hiç bir vakit zina etmemeğe gayret et.” (4409. b.)
Eski Türklerde ırza tecavüz suçları çok az görülürdü. Oğuz destanında ırza tecavüz edenlerin öldürüldüğü veya gözlerine mil çekildiği belirtilir. (N. Sevinç: 18)
Türk töresi ikiyüzlü adamlara sır vermeyi (1298. b.) yasaklar. Töreye göre sırrına sahip olursan o senin esirindir. Sırrına sahip olamazsan sen onun esiri olursun… Töre başkalarını kıskanmayı, hayâsızlarla arkadaşlık yapmayı, çok fazla yiyip içmeyi de yasaklar.(1298.1302.1309. b.)
Adalet Eğrilirse Kıyamet
Kopar-İnsanlık Adaletten İbarettir
Adliye, törenin, kanunların uygulanması ve adli teşkilat konusunda elde mevcut olan bilgiler çok azdır. Bu konuyla ilgili olarak Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu şöyle demektedir:
“Törenin hususi ve cezai hükümleri, eski Türklerde yargı usul ve şekilleri hakkında bilgimiz pek azdır. Yabancı kaynaklarda rastlanan dağınık haberlere göre, suçlar oldukça şiddetli cezalandırılmakta idi; adam öldürmenin cezası idamdı, soygun, hırsızlık ve hayvan kaçırma kesin surette yasaktı. Ele geçirilen soyguncu, suçüstü yakalanan hırsız öldürülür, malları müsadere edilir, ailesi efradının hürriyetleri kısıtlanırdı. Barış zamanında başkasına kılıç çekmenin cezası da ölümdü. Irza tecavüz en ağır suçlardan sayılırdı. Hafif suçlular on günü aşmamak suretiyle hapsedilirdi. Eski Türk devletlerinde ceza işlerinin kesin hükümlere bağlanması, yani suçun devletçe takibata uğraması, toplulukta “kan gütme” geleneğinin yerleşmesine yer bırakmıyordu.
Adli teşkilatın biri hükümdarın başkanlığında yüksek devlet mahkemesi, öteki de “yargucı” lar ve maiyetinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Attila kendisine suikast hazırlayan suçlulardan Bigilas’ı bir heyet önünde sorguya çekmişti. Gök-Türk “aygucı” sı meşhur Tonyukuk, Kapağan kağan tarafından bu mevkiden uzaklaştırıldığı yıllarda (705–716) yüksek devlet mahkemesi üyeliği yapmıştı. İslam kaynaklarının belirttiğine göre, Hazar hakanlığı başkentinde 7 baş yargucı vardı. Bunlar ikişer ikişer Müslümanların ve Hıristiyanların ve Musevilerin, biri de İslavların ve diğerlerinin davalarına bakardı. Yukarıda kuvvetli hukuki cephesini belirttiğimiz eski Türk siyasi teşekkülünde herhalde bilemediğimiz teferruatlı bir adliye teşkilatı mevcut bulunuyordu.” (İ. Kafesoğlu TDEK: 205 )
Töre ve yasalar önünde herkes eşitti. Türk töresinin değişmez temel prensiplerinden birisi de “könilik” yani adaletti. Kutadgu Bilig’den öğrendiğimize göre: “Köni eğri bolsa kıyamet kopar-Adalet eğrilirse (köni eğri bolsa) kıyamet kopardı.” (K.B.808. b.) “Beylik çok iyi bir şeydir, fakat daha iyi olan töreyi adaletle tatbik etmektir.” (456. b.) Türk devletinde adalet mülkün-devletin temelidir. Çünkü cihana huzur ve barış getirmekle yükümlü olan Türk devletleri adalet-könilik temeli üzerine kurulur, beyliğin esası adalet yoludur. (821. b.) Çok ince olan bu adalet yolunda yürümek istersen, ey temiz kalpli (kılkı silig = temiz tabiatlı) insan önce yediğinin helal olmasına dikkat et. (4407. b.) Töre güneşi ancak adaletle mukimdir; parlaklığını adaletten alır (2789. b.) Yüce Tanrı’nın verdiği ‘Kut’a yükselmek ve sahip olmak içinde insana könilik-adalet lazımdır. (Yani Yüce Tanrı adil olanlara kut verir.) Bu nokta da insanlık adaletten ibarettir. (865. b.)
Yine Türk töresine göre “Töre konuşunca hakan susar; Zor kapıdan girerse töre bacadan çıkar.” Adalet mülkün-devletin temelidir, adalet kendini dahi kayırmamaktır. Adalet zamanında sağlanmalıdır. Geciken adalet adalet değildir.
Demek ki eski Türk ili ve toplumunda tam bir adalet anlayışı vardı. Yasalar karşısında hakan olsun halk olsun, Türk olsun olmasın herkes eşitti.