Mâide suresi 54. Ayetin en gerçekçi tesitleri yapan tefsir alimlerimizden birisi de Celal Yıldırım’dır.
Eski Afyonkarahisar müftülerinden Celal Yıldırım Hoca “Hutbe Müslümanlara Öğütler” adlı 1966 baskılı eserinin 21. sayfasında hazırlamış olduğu Cuma Hutbesi’ne Maide suresi 54. âyeti konu olarak ele almış ve Türk milletinin Allah’ın sevgisine ve övgüsüne nail olduğunu belirtmiştir.
Celal Yıldırım bu ayetin tefsirini yaparken şu görüşlere yer vermiştir:
“Dört Halife’den sonra Emeviler devri başladı. Arap olmayan milletleri mevali ( azaldı köle) diye, adlandırmaları daha doğrusu onlara bu gözle bakmaları, İslâm’ın evrenselliğine ters düşmüş ve bir asır geçmeden İslâm’ı temsil etme doğrultusundan saptıkları görülmüş, şırı ırkçılık onların ruhuna kadar işlediği için Allah İslâm emanetini omlardan çekip almış, bu defa Abbasilerin hizmeti küçümsenmeyecek kadar geniş olmuş ve iki asırdan fazla İslâm emanetine hizmet şerefini omuzlarında taşımışlardır. Zamanla onlar da bu doğrultudan sapmaya başlayınca ilahi sünnet gereği Allah bu defa onlardan sözü edilen emaneti alıp hiçbir tazyik altında kalmadan kendiliklerinden İslâm’ı benimseyen ve kitleler halinde bu dine giren Türklere vermiştir. Türkler, ırklarından tevarüs ettikleri cesaret, kahramanlık, civanmertlik, âlicenaplık ve cömertlik gibi mümeyyiz vasıflarını sözü edilen beş vasıfla birleştirip bütünleştirdi. Böylece Türkler canla başla İslâm’a hizmet ettiler. Onuncu asırdan beri Türkler bu hizmeti temsil kudretini basiretle sürdürmektedirler.
Dinden dönüp onu temsil kudret ve liyakatini kaybettikleri gün yine ilahi sünnet gereği- İslâm’a hizmet şerefi onlardan alınıp Allah’ın sevdiği bir millete verilir ve bu böyle sürüp gider.
Dileğimiz bu şerefin milletimizden alınmamasıdır. Batı kültürünün istilasına uğramamız, dini bağları yer yer ve bazı kesimlerde zayıflatmıştır. Allah’ın muradı ne yönde ve hangi yolda tecelli edecek bilemiyoruz. ( C.Yıldırım, Hutbe Müslümanlara Öğütler, s:21, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri c:4, s:1715)