Muharrem Günay

HERKESİ DİNİNDE SERBEST BIRAKTIK – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay

21 Nisan 2015 Salı 03:00:00
  Yüce dinmize göre dine girmede mecburiyet değil muhtariyet asıldır. Dileyen iman eder, dileyen küfründe ısrar eder çünkü dinde zorlama yoktur.
Ünlü tarihçi Arthur Gibbons da “Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu” adlı eserinde şöyle der:
“Şu bir gerçektir ki, Türkler yeni zaman içinde milliyetlerini tesis ederken din hürriyeti fikrini temel taşı olarak koşmuş bir millettir. Sürekli Yahudi ve Hıristiyan tazyiklerine mukabil, Türklerin Balkanlar’a girmesinden sonra Gayrimüslimlerle yeni gelen Müslümanlar yüzyıllarca ahenk içinde yaşamışlardır “.(C.Yalçın: 44)
Hz Peygamberin “İstanbul mutlaka fetih olunacaktır. Onu fetheden asker ne güzel askerdir. Onu fetheden emir-sultan ne güzel emirdir-sultandır” başta olmak üzere çok sayıda hadisinde hedef gösterdiği ve fethinin müjdesini verdiği İstanbul 29 Mayıs 1453 günü Türklerin eline geçmişti. İstanbul’un fethi ile bin yıllık Bizans tarihin derinliklerine gömülüyor, İslam’ın sekiz yüz yıllık ülküsü gerçekleşiyor; Türk Cihan Hakimiyeti’nin-Nizamı Alemin yeni ve parlak bir devri başlıyordu. Padişahım çok yaşa! , Padişahım çok yaşa! Sesleri arasında şehre giren Fatih “Allah’ın Ordusu” ve “İslâm’ın Askeri” olmak şerefine erişen gazilere şöyle sesleniyordu:
“Ey kahraman mücahitler! Allah’a hamdü senalar olsun. İşte bundan böyle sizler Kostantiniyye fatihlerisiniz. Hz. Peygamberin, Kostantiniyye şehri elbette feth olunacaktır. Onun fethine muvaffak olan hükümdar, ne güzel hükümdar ve askerleri de ne kahraman askerlerdir” buyurduğu ve lisan-i Peygamberin şereflendirdiği şerefli askerler siz oldunuz. Gazanız mübarek olsun. Zinhar çocukları, din adamlarını, sizinle harp etmeyen insanları öldürmeyin, kadınlara dokunmayın, Peygamberin size layık gördüğü şerefin ehli olasınız.” (Z.Kitapçı, 2. cilt: 146 )
Hz İsa’nın ruhaniyetine sığınan ve Meryem Ana’nın gelip kendilerini kurtarmasını bekleyen halk Ayasofya’ya doluşmuştu. Meryem Ana yerine karşılarında Fatih’i buldular Ayasofya’ya giren Fatih onlara elleriyle susmalarını emretti ve şöyle dedi:
“Ayağa kalk! Ben Sultan Mehmed, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki; Bu günden itibaren artık ne hayatınız ne de hürriyetiniz hususunda benim gazabımdan korkmayınız.” (M. Doğan:181) dedi ve Hıristiyanlara Bizans döneminde görmedikleri derecede bir din hürriyeti tanıdı. Fatih, tarih boyunca sahip oldukları topraklarda din ve vicdan hürriyetine son derece saygı gösteren bir milletin evladı olarak Ortodokslar’a da aynı şekilde muamele etti.
“Fatih İstanbul’u aldıktan bir kaç gün sonra Papaz Gennadios’u bir dost olarak, huzuruna davet etti; ona geliş ve dönüşünde tantanalı merasimler yaptı. Kendisine verdiği imtiyaz fermanı ile onu patrik tayin etti; patriğe bir at ve bir de murassa patriklik asası ve alametleri hediye etti. Patrikhaneye dini ve kültürel tam bir hürriyet bahşeyledi. Böylece Bizans tarihinde imparatorların emrinde, çoğu zaman, bir siyasi vasıta olarak kullanılan Patrikhane, ilk defa olarak, Türk idaresinde muhtariyete kavuşuyordu. Fakat daha mühimi Rumların dinlerini Katolik papaya satmaktan kurtulmaları idi. Rumlara göre Avrupalılar barbar, zalim ve dinlerine göz dikmiş ve Hıristiyanlıktan çıkmış insanlardı. Avrupalılar da Bizanslıları, Rafızî, hilekâr ve Hıristiyanlığa hıyanet etmiş sayıyorlardı. İki mezhep arasındaki bu kadim düşmanlık Dördüncü Haçlı seferindeki Latinlerin İstanbul’u, Bizans’a ait bir takım sahilleri işgaliyle artmıştı.” (O.Turan 2: 63) Bu gün Türk milleti aleyhinde birçok faaliyetlerde bulunan Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi, Katolik Avrupa’nın baskısından ve zulmünden Türkler sayesinde kurtulmuş ve muhtariyet kazanmıştı.

Yazarın Diğer Yazıları