Muharrem Günay

İMAN YAZILARI – Kocatepe Gazetesi

Muharrem Günay

24 Ağustos 2011 Çarşamba 14:07:50
  İMAN NEDİR MÜ’MİN KİME DENİR (1)
Kuranda Allah insanları inanç bakımından iki guruba ayırmıştır; a. Kâfirler/İnkârcılar b. Müminler.
a Mümin
Allah’a, Hz. Peygamber’e ve O’nun haber verdiği şeylere yürekten inanıp, kabul ve tasdik eden kimseye mümin denir. Müminler âhirette cennete girecekler, orada pek çok nimetlere kavuşacaklardır. Günahkâr müminler, suçları ölçüsünde âhirette cezalandırılsalar da sonunda cennete konulacaklardır. Müminlerin ebedî cennetlik olacağına dair Kur’an’da pek çok âyet vardır. (Diyanet İlmihali; I)
b.Kafir
İslâm dininin temel prensiplerine inanmayan, Hz. Peygamber’in yüce Allah’tan getirdiği kesin olan ve tevâtür yoluyla bize kadar ulaşmış bulunan esaslardan (zarûrât-ı dîniyye) bir veya birkaçını yahut da tamamını inkâr eden kimseye kâfir denir. Meselâ namazın farz, şarabın haram oluşunu inkâr eden, meleklerin ve cinlerin varlığını kabul etmeyen kimse kâfirdir. Kâfir sözlükte “örten” anlamına gelmektedir. Gerçek ve doğru inancı örttüğü, yanlış şeylere inandığı için böyle kimselere kâfir denmiştir. Bir insan kâfir olarak ölürse ebedî cehennemde kalacaktır. Bu konudaki âyetlerden birinde şöyle buyurulmuştur: “(Âyetlerimizi) inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüş olanlara gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir. Onlar ebediyen o lânet içinde kalırlar. Artık ne azapları hafifletilir, ne de onların yüzlerine bakılır” (el-Bakara 2/161–162). (Diyanet İlmihali; I)
Kur’an’da inanç bakımından Münafiık, müşrik, fasık gibi kavramlara da yer verilir. Bu kavramları genel olarak Kafir/İnkarcılar kavramı içerisinde ele almak gerekir ki Yahudiler ve Hıristiyanlar hem müşrik hem de kâfirdirler.
Münafık
Allah’ın birliğini, Hz. Muhammed’in peygamberliğini ve onun, Allah’tan getirdiklerini kabul ettiklerini söyleyerek, müslümanlar gibi yaşadıkları halde, kalpten inanmayan kimselere münafık denir. Münafıklar aynı zamanda kafirdirler.Münafıkların içi başka dışı başkadır. Sözü özüne uygun değildir. Bir âyette şöyle buyurulur:
“Ve minennâsi men yegûlü âmennâ billâhi ve bil yev mil âhiri ve mâ hüm bi mü’minine (e ) (Bakara 2/8)
“İnsanlardan bazıları da vardır ki, inanmadıkları halde `Allah’a ve âhiret gününe inandık’ derler” (el-Bakara 2/8).
Münafıkların gerçekte kâfir oldukları bir başka âyette şöyle ifade edilir:
“zâlike bi ennehüm âmenû sümme keferû feTubia alâ gulûbihim fehüm lâ yefgahûne” (el-Münafigun63/3)
“Onların Allah yolundan sapmalarının sebebi, önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar” (el-Münâfikun 63/3).
Bir insan kendisine verilen irade/seçme hakkını kullanarak ya kâfir olur ya da mü’min olur. Bu duruma Kur’an-ı kerim’de şöyle dikkat çekilir:
İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiren ve immâ kefûrâ(kefûren). (İnsan 76/ 3)
“Doğrusu biz ona, gerçek yolu gösterdik; ister şükreden (mümin) olsun, ister nankörlük eden (kâfir)” (İnsan 76/ 3) (Ali fikri Yavuz)
Hz. Âdem’den beri gönderilen peygamberlerin de apaçık vazifeleri tebliğden ibarettir.
Ve etîûllâhe ve etîûr resûl(resûle), fe in tevelleytum fe innemâ alâ resûlinel belâgul mubîn(mubînu).
Allah’a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir.(Tegabun 64/12) (Diyanet işleri)

Not: Arapça ayet metinlerini Türkçe harflerle yazarken
sad harfi büyük S, peltek zel ve peltek se harflari küçük ve
koyu olarak (z,s), s,z harfleri küçük renksiz , Zı harfi büyük Z ile, Tı harfi büyük T, te harfi küçük te, Dat harfi büyük D,
dal harfi küçük d ile gösterilmiştir.

Yazarın Diğer Yazıları