Müslümanların cemaat halinde namaz kılmaları üzerinde titizlikle durulmasının bir takım sebep ve hikmetleri vardır. İslam dini birlik ve beraberlik dinidir. Kur’an-ı kerim’in üzerinde durduğu en önemli konuların başında Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde bulunmaları gelir. Çeşitli ayeti kerimelerde ve hadisi şeriflerde bu konu üzerinde önemle durulmuştur. Cemaat halinde namaz kılmak müminlerin birlik ve beraberliğine vesile olan en önemli ibadettir. Müslümanlar ancak camilerde beş vakit bir araya gelmek suretiyle birbirlerinden haberdar olur ve görüşüp konuşma ve toplumsal ve bireysel dert ve problemlerine çare bulma fırsatı bulurlar. Nasıl ki namaz kılmaya ve ibadet etmeye ahlakımızı düzeltmek için bizim ihtiyacımız varsa cemaat halinde namaz kılmamıza da bizim ihtiyacımız vardır. Yani cemaatle namaz kılmamız kendi yararımız içindir.
Eğer bir ülkede bütün Müslümanlar camilerde cemaat halinde namaz kıldıkları halde aralarında birlik ve dayanışma yoksa o ülkede cemaat halinde namazın kılındığından söz etmek mümkün değildir.
Yüce dinimiz İslâm, Tevhit dinidir. Hepinizin bildiği gibi “Lâ ilâhe İllallah Muhammedün resûlullah: Allah’tan başka İlah (mabut yoktur)Muhammed O’nun elçisidir” sözüne, kelime-i tevhit denir. Tevhit, tek Allah inancı etrafında birleşmektir.
Yüce Allah Kur’an-ı kerim’de:
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.” (Al-i İmran, 3/103, 105); “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” (Hucurat 49/10) buyuruyor.
Rum suresinde: “Allah’a yönelerek O’na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, dinlerinde ayrılığa düşüp fırka, fırka olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla sevindiği müşriklerden olmayınız.” (Rum suresi 31, 32) denilirken; Din konusunda ayrılığa düşmüş müşriklere dikkat çekilerek sakın sizde onlar gibi fırka fırka olmayın deniliyor. Yine başka ayetlerde de:
“Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, (Habibibm) senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. (Onların seninle, senin de onlarla hiçbir bağın kalmamıştır) Onların işi Allah’a kalmıştır.”(Enam/159); “Ey iman edenler! Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; Sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz/devletiniz gider” (Enfal, 8/46) buyrulmaktadır, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) ise; “Cemaatten uzaklaşan Allah’tan uzaklaşır”; “Birlik rahmettir, ayrılık azaptır” ; “Allah’ın rahmeti topluluk üzerinedir” “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçekten iman etmiş olamazsınız”;“Bölücülük yapan bizden değildir”(Camius-Sağir Men maddesi) buyurmaktadır.
“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumaktabir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da busebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” (Buharî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)
Ebu Musa’dan (şöyle demiştir): Peygamber (S.A.V.): “Mü’min ile mü’min (birbirine karşı) duvar gibidir, birbirini sımsıkı tutarlar” buyurdu da bunu söylerken parmaklarınıbirbirine geçirip sımsıkı kilitledi. (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987, Cilt 2 syf.569
Ebu Musa (el-Eş’ari- r.a.)’dan rivayet edilmiştir:
Peygamber (S.A.V.) ” Mü’minin mü’mine dayanışması, parçaları birbirinebağlayıp kuvvetlendiren bina gibidir” buyurdu. (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, Ötüken Yayınları, İstanbul 1987)
Ebu Hüreyre (Radiyallahü anh)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (S.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Kim bir müslümandan dünya kederlerinden bir keder giderirse Allah ondan ahiret günü kederlerinden bir keder giderecektir. Kim de müslümanı örterse Allah onu dünya ve ahirette örtecektir. Ve kim bir fakir borçluya kolaylık gösterirse, Allah ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterecektir. Kul, (din) kardeşinin yardımında olduğu müddetçe Allah da onun yardımcısıdır. Kim bir yola giderek onda ilim ararsa, bu çalışması sebebi ile Allah ona Cennet’e giden bir yolu kolaylaştıracaktır. Allah’ın evlerinden birisinde toplanıp Kur’an okuyarak onu birbirlerine öğreten her cemaatı melekler ziyaret eder, onların etrafından dönerler, o toplumun üzerine iç huzuru ve rahatı iner, ilahi rahmet onları kaplar, katında bulunan melekler yanında Allah onları (övgü ile) anar…” (İbni Mace/ 1. cilt/.389)
Enfal suresinde dünyadaki küfür hâkimiyetinin ve fitnenin çıkış sebebinin Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde olmayışları olduğuna dikkat çekilip şöyle buyruluyor:
“İnkâr edenler de birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur. (Fite çıkar, küfür hâkimiyeti olur)”(8/Enfâl, 73)
Günde beş vakit camilerde bir ve beraber olan Müslümanlar bu sayede birbirlerinden, birbirlerinin dert ve problemlerinden haberdar olacaklar, vatan savunmasında, Allah yolunda cihat etmede, iyi ve kötü günlerde, düğünlerde, bayramlarda, hastalıkta, ölümde, yardımlaşma ve dayanışmada kısacası her alanda birlik ve beraberlik içerisinde olacaklardır. Cemaatle namaz kılmanın tek başına namaz kılmaktan 27 derece daha üstün tutulması birlik, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma amacına hizmet etmesinden dolayıdır. Bu amaca hizmet etmeden birlikte kılınan namazlar ve topluca yapılan diğer ibadetler cemaat halinde yapılmış sayılmazlar.