Muharrem Günay

İSTANBUL KIZIL ELMASI ELİMİZE GEÇİYOR-2

Muharrem Günay

12 Haziran 2015 Cuma 03:00:00
  (Dünden Devamı)
Rumlara göre Avrupalılar barbar, zalim ve dinlerine göz dikmiş ve Hıristiyanlıktan çıkmış insanlardı. Avrupalılar da Bizanslıları, Râfızî, hilekar ve Hıristiyanlığa hıyanet etmiş sayıyorlardı. İki mezhep arasındaki bu kadim düşmanlık Dördüncü Haçlı seferinde Latinlerin İstanbul’u ve Bizans’a ait bir takım ada ve sahilleri işgaliyle artmıştı.(O.Turan, a.g.e. s.63)
Dördüncü Haçlı seferinde İstanbul’u işgal eden ve burada bir Latin Kırallığı kuran Haçlılar, 1204 Nisanının 9. günü şehre girdiler. Şehri yakıp, yıkıp, yağmaladılar. Olayda hazır bulunup bu seferin tarihini yazan Villehardouin, “Fransa’nın en büyük kentlerinden üçünün toplam evlerinden fazla ev yandı” demektedir. (Râşit Erer, Türklere Karşı haçlı Seferleri, s:101) Villehardouin diyor ki: “yağma edilen altın, gümüş, mücevherler, ipekli kumaşlar, kürkler, hiçbir kimsenin hesap edemeyeceği çokluktaydı. Dünya yaratıldığından beri hiçbir kentte bu kadar yağma olmamıştır…”(R.Erer, a.g.e. s.102)
Haçlı seferleri sırasında ve Bizans’ın baskılarından bıkıp İstanbul’u terk eden Hıristiyan halk, İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra tekrar İstanbul’a yerleştiler. Böylece İstanbul’a Türklerden çok Hıristiyanlar üşüşmüş oldu.
Fransız kaynaklarında Latinler’in işgalinden sonra isteyenlerin gitmesine izin verilince Rumların İstanbul’dan kaçışı şöyle anlatılır:
“Zenginler, kaçarken yırtık pırtık elbise giyip yoksul görünmek sayesinde kurtulma umuduna kapılanlar, kızlarının ırzını korumak amacıyla o zavallıların yüzlerine çamur sıvayanlarla Senato üyeleri de bunların arasındaydı. İstanbul Ortodoks Patriği ise, yalnız başına, âdeta çıplak bir kılıktaydı. Ayakkabılarını bile Haçlılar almış oldukları için bir köylünün verdiği eşeğe binmiş, bu cefa diyarından kaçabilmek umuduyla kıyıda dolaşıp bir kayık aramaktaydı. Haçlılardan canlarını, ırzlarını kurtarmak isteyen Rumlar, işte ancak böyle kurtulabildiler.”(Larousse, cilt 6, s. 365’ten nakil, R. Erer, Türklere Karşı Haçlı Seferleri, s:104)
Bizans’ta Latinlerin hüküm sürdüğü elli yedi boyunca Ortodoks mezhebi yasak edilmiş ve on sekiz tane Katolik Patriği seçilip, her biri Roma’ya giderek Papa’nın duasını, bu arada icazetlerini de almıştı. (Gibbon’dan nakil, R. Erer, s.110)
İşte bu yüzdendir ki İstanbul’un Türkler tarafından fethedilmesi Hıristiyan halk için bir felâket değil saâdet getirdi. Çünkü Ortodoks Hıristiyanlar, Türkler sayesinde din hürriyetine kavuşmuşlar, Ortadoks tapınaklarına ve dinine hakaret etmeyi günah ve ayıp saymayan Katoliklerden Türkler sayesinde kurtulmuşlardı. (Son)

Yazarın Diğer Yazıları