Osmanlı İmparatorluğu sonrasında gündeme getirilen İyonya devleti oluşumu, küreselleşme süreci içerisine girildikten sonra yirmi yıldır yeniden konuşulmağa başlanmıştır. Özellikle, batı Anadolu’da yaşamakta olan gayrimüslim vatandaşların ülkedeki İslami gelişmelerden rahatsız olarak , eskisi gibi bir Hıristiyan ya da gayrimüslim bir siyasal yapılanma arayışını yeniden Ege bölgesinde gündeme getirmeğe çalıştıkları görülmektedir. Milattan önce onuncu yüzyılda başlamış olan İyonya macerasının bir üçüncü perdesini, yeniden tarih sahnesinde sunmak üzere bazı gayrimüslim unsurların batı ülkelerinin desteği ve önderliğinde girişimlerde bulundukları göze çarpmaktadır. Onların bu tür girişimleri küresel emperyalizmin global Balkanizasyon projesine uygun düştüğü için, dışarıdan yardım görmekte, batı emperyalizminin bütün kurumları ve tekelci şirketleri dünyaya yayılırken, Ege bölgesine de gelerek yerleşmektedirler. Osmanlı imparatorluğunun çöküş aşamasında Balkan bölgesindeki küçük halkların ayrı devletler oluşturarak bağımsızlıklarını elde etmesi, dünya siyaset sahnesine Balkanizasyon diye bir kavramı getirmiştir. Yeni dönemde küreselleşme rüzgarları Balkanizasyon sürecini Anadolu yarımadasına taşımakta ve her coğrafi bölgede ayrı bir küçük devletçik yaratabilme çabasını tırmandırmaktadır. Osmanlı devleti dağılırken birinci dönem Balkanizasyon sürecinde Balkan yarımadasında küçük küçük devletçikler ortaya çıkmıştır . Aradan geçen bir asırlık dönemden sonra, şimdi ikinci Balkanizasyon süreci Anadolu’da gerçekleştirilmeğe çalışılırken, Ege bölgesinde bir İyonya devleti arayışına kalkışıldığı görülmektedir. Tarihin ilk dönemlerinden gelen İeyonya olgusunun yeniden canlandırılmak istenmesi, günümüz konjonktüründe emperyal güçlerin ve onların bu ülkedeki gayrimüslim işbirlikçilerinin işlerine gelmektedir. Orta çağ sonrasında Akdeniz ticareti gelişirken, Avrupa’dan gelen gayrimüslimlerin deniz kıyısındaki kentlere yerleşerek bir Lövanten yapılanma oluşturmaları, bu tarihsel maceranın günümüzde yeniden hortlatılmasına giden yolu açmıştır. Lövantenler ve onlara bağlı olarak batı Anadolu’da yaşamakta olan gayrimüslimlerin yeni dönemde bir İonya devleti arayışı içine girmeleri, Türkiye cumhuriyetinin vatan topraklarının bütünlüğü açısından çok büyük bir bölücü tehditi gündeme getirmektedir.
İkibinli yılların başlarında Egeli işadamlarının, kamuoyuna kapalı olarak yaptıkları bir toplantıda, Avrupa Birliğinin Türkiye Cumhuriyetini içine almayacağı, bu nedenle Ege bölgesinin Türk devletinden koparak İyonya Cumhuriyeti adı ile Avrupa Birliği içinde yer alması açıkça teklif edilmiş ve tartışılmıştır. Avrupa’ya girebilmek için Türk devletinden kopmayı bile göze alabilecek derecede hırslı davranan bu Egeli iş adamlarının hukuken Türk vatandaşları olmalarına rağmen bir Türk gibi hareket etmedikleri anlaşılmaktadır. Kendi çıkarları ve kazançları için ülkelerinden kopmayı, devletlerini parçalamayı, Türk kimliğinin ötesinde bir gayrimüslim kimlik ile Avrupa ile bütünleşmeyi hayal eden bu oportünist işadamlarının öncülüğünde, Ege bölgesinde gündeme gelmiş olan yeni İyonya projesinin Yunanistan devleti ve Rum lobileri tarafından da destek gördüğü anlaşılmaktadır. Özellikle, Amerika ve Avrupa ülkelerinde zengin ticaret yapılanmaları içerisine girmiş olan bu bölgenin eski Rum ahalisinin bugünkü torunlarının, dedelerinin yaşadığı bölge olan batı Anadolu’yu yeniden İyonya olarak görmeyi arzuladıkları anlaşılmaktadır. Batı Anadolu’yu yeniden İyonyalaştırma hedefi doğrultusunda dünyanın çeşitli ülkelerinden Ege bölgesine sermaye akışı hızlanmıştır. Yunan Kilisesinin vakfının denetimindeki bir banka, Türkiye’nin önde gelen bankalarından birisini satın alarak Ege bölgesinin ekonomisinde öne geçen bir ekonomik yapılanmayı ısrarlı bir biçimde tırmandırmaktadır. Ege ve Trakya köylüsüne yarı fiyatına kredi açan bu banka, daha sonra da borcunu ödemede zorlanan Türk köylüsünün elinden arsalarını alarak bölgenin yeniden Rum inisiyatifinin denetimine geçmesini bankanın ekonomik ağırlığı üzerinden sağlamaktadır. Yunan ticaret odaları ve şirketleri de Ege bölgesindeki ekonomik kuruluşlarla ortaklıklarını artırarak, İyonya yolunda önemli bir adım daha atmaktadırlar. Özellikler Yunan sermayesi ile kurulan ortak içki şirketlerinin fabrikaları hep Ege bölgesinin çeşitli ilçelerinde fabrika sahibi olmuşlardır. Yunanistan devleti, Rum lobileri ve Egenin gayrimüslim ahalisi ile kıyılarda yerleşmiş olan Lövanten burjuvazi öncelikle şunu bilmek zorundadır; Türk ulusal kurtuluş savaşı önce Ege bölgesinde başlamıştır. Bu kutsal mücadele zaman içerisinde yükselerek zafere ulaşmış ve Yunan ordularını Akdenize dökmüştür. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk, Türk ordularına ilk hedef olarak Akdeniz’i öne sürmüştür. Dünya uygarlığının beşiği olan Akdeniz gibi merkezi bir denizden Türklerin kopmaması için, Atatürk Türk ordularına Akdenizi başlıca hedef olarak göstermiştir. Türk orduları Yunan ordusunu yendikten sonra askerleri kıyılara kadar kovalayarak Akdeniz ve Ege kıyılarına dökmüştür. Bu aşamadan sonra Ege bölgesi de Türkiye Cumhuriyetinin Misakı Milli sınırları içerisinde hak ettiği yeri almıştır. Tarihin akışı tıpkı ırmaklar gibi ileriye doğru olduğu için, tarihi gelişme çizgisini kimsenin geriye çevirme hakkı olamaz. Geçen yüzyılın başlarında bir büyük işgal ve kurtuluş savaşına sahne olan Ege bölgesinin, yeniden yirmi asır öncesi gibi bir İyonya yapılanmasına dönmesi mümkün değildir. Ancak Megalo İdea gibi hayaller peşinde koşan Helen emperyalizminin duygusal yandaşları bu tür rüyalar görebilirler. Rüya görmek de yeni bir devlet oluşturabilmek için yeterli olamaz. Batı emperyalizminin güdümündeki küresel sermaye bütün dünyaya yayılırken, ulus devletleri ve üniter yapıları parçalamayı hedeflemekte ve bu doğrultuda, bir küresel Balkanizasyon sürecini dünyanın her köşesine taşımaktadır. Yeni Sevr haritaları da bu doğrultuda Türkiye’nin payına düşen planlardır. Doğu Anadolu’da Büyük Ermenistan ile beraber Kürdistan ve Pontus devletlerini oluşturmayı düşünen küresel emperyalizm, Türkiye’nin batısında da bir Trakya, İyonya, Anzak ve Bizans devletçikleri oluşturabilmenin arayışı içindedir. Egede ulusal kurtuluş savaşının ilk adımlarını atmış olan Türk milletinin, böylesine haçlı planlarına alet olması düşünülemez. Yunanlılar ve Rum lobilerinin, Türkiye’nin Ege bölgesinde yeni bir İyonya kurabilmenin arayışından önce giderek azalmakta olan nüfus yapılarını düzeltmeleri gerekmektedir. Hızla azalmakta olan nüfus yapıları nedeniyle Yunanlıların kendi ülkelerini ve Ege adalarını ellerinde tutabilmeleri gelecekte pek mümkün görünmemektedir. Bu durumda, Helen ulusunun yeni İyonya projesi iflas etmektedir ama benzeri bir projeyi Türkiye’de yaşamakta olan Yahudilerin ya da Sabatayların devreye sokmaları ihtimali de bulunmaktadır. Özellikle son zamanlarda ülkenin giderek İslamcı bir çizgiye kayması, Türk Yahudilerini çok rahatsız ettiği için, onlar da ülkenin batısına çekilerek bir yeni İyonya devletinin çatısı altında kendi kimliklerine uygun bir yaşam düzeninin arayışı içindedirler. Türkiye’yi bugün yönetenlerin ve yetkili makamların bu gibi oluşumları izleyerek gerekli önlemleri almaları ülke bütünlüğü açısından zorunlu görünmektedir. Türkiye Cumhuriyeti yaşadıkça, İyonya devleti kurulamaz, kurulursa o zaman da Türkiye Cumhuriyetinden söz edilemez. Kaynak: İYONYA DEVLETİ KURULAMAZ – Prof. Dr. Anıl Çeçen https://www.ngazete.com/ iyonya-devleti-kurulamaz-1251yy.htm
ABD’ye başkan seçilen J. Biden’in seçim çalışmaları sırasında “Erdoğan’ı düşürme ve muhalefeti destekleme” konusundaki açıklamalarına da yukarıdaki bilgiler açısından bakmakta ve ona göre tavır almakta da büyük faydalar vardır.