Kadınların kocaları üzerinde birçok hakları vardır. Bunların başında erkeklerin eşlerine karşı iyi huylu olmaları, güzel davranmaları ve bazı eziyetlerine katlanmalarıdır.
Allah’ü Teâla Nisa Suresi 19. ayette şöyle buyuruyor:
“-Ey Müminler kadınlara zorla mirasçı olmanız ve kendilerine vermiş olduğunuz mihrin bir kısmını elde etmek için onlara baskı yapmanız helal değildir. Meğerki arayı açacak bir fuhuş irtikâp etmiş olsunlar. Onlar ile iyi geçininiz. Eğer hoşunuza gitmemişlerse, olabilir ki, hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah birçok hayır takdir etmiş olur.( Nisa,19)
Bir hadisi şeriflerinde ise Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
“Hiç bir Mümin erkek hiç bir Mümin kadına buğz etmesin. Şayet onda beğenmediği bir huy varsa beğeneceği başka bir huy vardır.” (Müslim 1469)
Bu ayette ve hadisi şerifte eşlerle iyi geçinmek, hoşumuzu gitmeyen davranışları varsa onları görmezden gelmek (çünkü daha başka birçok hoşa giden davranışları vardır) tavsiye ediliyor. Yine eşlerimize mihir olarak verdiğimiz takı vesairesin boşanma durumunda eşlerden gerisingeri alınmayacağı ifade ediliyor. Yine Nisa suresi 36. ayette:
“Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmayınız; O’na kulluk ediniz. Ana babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, eşinize, yolda kalmışlara ve eliniz altındakilere (eşinize-çocuklarınıza) karşı iyi davranın. Hiç şüphesiz Allah’ü Teâlâ kendini beğenmiş ve böbürlenen kimseleri sevmez. “
Sevgili Peygamberimiz ölürken üç şeyi vasiyet etti. Konuşurken pelteleşen dili sonunda sustu, şöyle buyuruyordu:
“Namaza, namaza. Eliniz altındakilere… Onlara güçlerinin üzerinde yük yüklemeyin. Kadınlar hakkında Allah’tan korkun, Allah’tan korkun. Onlar sizin elinize düşen bir esirdir… Onları Allah’ın emaneti olarak aldınız. Avret yerleri Allah’ın buyruğu üzere size helal oldu. “ (İ.Gazali, Mükaşefetül Kulub/528)
Bir başka hadislerinde yine şöyle buyurdu:
“Kadının huysuzluklarına sabırla katlanan erkeklere Ulu Allah, karşılaştığı belalara katlanan Eyyüb’e verdiği mükâfatı verir. Kocasının huysuzluklarına katlanan kadınlara da Firavun’un karısı Asiye’ye verdiği sabrı verir.” (İ.Gazali, a.g.e./528)
Bilinmelidir ki, kadınlara karşı iyi huylu olmak sadece ona karşı fena davranmamak değil, ondan gelen sıkıntılara katlanmak hatta bu konuda Peygamber Efendimizi örnek alarak kadınların sinirli ve taşkın hallerinde onlara karşı yumuşak davranmaktır Peygamberimizin eşleri, bazen O’nun sözlerine karşılık verirlerdi. Hatta zaman zaman içlerinden bazıları, O’nunla akşama kadar bir gün küs kalırlardı.
Bir gün Hz. Ömer’in (r.) eşi kendisine sözle karşılık verince Hz. Ömer eşine: “Bana mı karşılık veriyorsun.” dedi. Eşi de: “Peygamberimiz senden daha üstün olduğu halde ona bile eşleri karşılık veriyor.” dedi. Hz. Ömer “Eğer Hafsa Peygamberimize karşı koyuyorsa aldandı ve yandı .“ dedi. Arkasından kızı Hafsa’ya Peygamberimizi sözle karşılık vermemesini tembih ederek: “Sen Ebu Bekir’in kızına bakıp, Peygambere sözle karşılık verme, O, Peygamberimizin sevgilisidir.” dedi.
Diğer bir seferinde Peygamberimiz Hz. Aişe validemizle tartışmıştı, araya Hz. Ebu Bekir’i hakem koymuşlar. Peygamberimizin Ayşe’ye (r.) “Sen mi konuşacaksın, yoksa ben mi konuşacağım .“ diye sorunca Hz. Ayşe Peygamberimize. “Sen konuş, fakat sadece doğruyu söyle.” dedi. Bu söze sinirlenen Ebu Bekir kızına sert bir tokat atarak ağzını kanattı ve ona “Ey nefsinin dostu! O doğrudan başka bir söz söyler mi ki. “ dedi. Dayağı yiyen Hz. Aişe validemiz hemen Peygamberimizin arkasına geçti O’na sığındı. Peygamberimiz de Ebu Bekir’e “Seni bunun için çağırmamıştık ve böyle yapmanı istememiştik.” dedi.
Peygamberimiz Hz. Aişe’ye: “Ben senin öfkeli ve hoşnut anlarını ayırt edebiliyorum” dedi. Hz.Aişe , ”Nasıl anlıyorsun?” diye sordu. Peygamberimiz: “ Hoşnutken Muhammed’in (s.) Rabb’i hakkı için hayır “ dersin. Buna karşılık öfkeli iken “ İbrahim (a.)in Rabb’i hakkı için hayır “ dersin, buyurdu. Hz. Aişe validemiz de Peygamber Efendimize “İyi bildin, kızınca adını anmıyorum. “ dedi (İ.Gazali, /529)
Enes bin Malik buyuruyor ki: “Peygamberimiz kadınlara ve çocuklara karşı insanların en şefkatlisi idi”.
Erkeğin karısına karşı görevlerinden birisi de neşe, şaka ve oynaşma ile kadının karşılaştığı sıkıntıları gidermektir. Çünkü böyle davranmak onların gönlünü hoş edecek en geçerli yoldur.
Peygamberimiz eşleri ile şakalaşır, davranış vu tutumlarında onların anlayış seviyesine inerdi. Hatta bildirildiğine göre Hz. Aişe ile aralarında koşular düzenler, bazen biri, bazen da öbürü kazanırdı. Peygamberimizin kazanınca “Bu senin kazandığın filan koşunun karşılığıdır.” diye buyururdu.
Peygamberimiz buyuruyor ki:
“İmanı en olgun Müminler, huyu en güzel olan ile eşine karşı en tatlı davrananlardır.”
“En iyiniz eşlerine karşı en iyi davrananınızdır. Ben, içinizde eşlerine karşı en iyi davrananızım.”
“Hz. Ömer ( r) bütün sertliğine rağmen buyurur ki:
“Erkeğin ailesi içinde çocuk gibi olması ve gerektiği zaman erkekliğini ortaya koyması gerekir.”
“Ulu Allah burnu havada ve huysuz kimselerden nefret eder” manasına gelen hadisi izah edilirken, burada eşene karşı sert davranan kendini beğenmişlerin ikaz edildiği ileri sürülmüştür.
Ayrıca “Kaba, hırçın ve sonra da alçak (kimselere uyma) mealindeki ayette geçen “kaba “ deyiminden “Eşine karşı katı kalpli olanın kaba sözleri” nin kastedildiği ileri sürülmüştür. (Kalem suresi/13)
Kadının kocası üzerinde diğer bir hakkı da şakalaşmada, iyi huyluluk ta belirli bir ölçüyü muhafaza etmesi, itibarını düşürecek söz ve şakalardan kaçınması eşine gerektiğinden fazla yüz vermemesidir. Yani kadınlar eşlerinin kendilerine olan, güzel ve içten duygularını istismar etmemelidirler. Dilimizde buna samimiyeti istismar etmek denir. Eşine alçak gönüllü ve sevecen davranan erkek gerektiğinde kükremesini de bilmeli ve bunu kadınına hissettirmelidir. Yani erkek işi “kılıbıklık“ derecesine düşürmemeli, yuları karısının eline vermemelidir. Çünkü ailenin reisi erkektir. Evin, eşin ve çocukların bakımını erkeğe yükleyen dinimiz bu sorumlulukların karşılığında da ailede reisliği erkeğe vermiştir. (Yani hâkimiyet mesuliyet nispetindedir.)
Hasan-ül Basri (r.) buyuruyor ki: “Allah adına yemin ederek söylüyorum, karısının her arzusuna uyan erkeği Allah, Cehenneme atar.” ( İ.Gazali, Mükaşefetülkulub/531 )
Eşlerine karşı son derece nazik, kibar davranan ve sizin en hayırlınız eşlerine hayırlı olanınızdır diyen Peygamberimiz aynı zaman da : “Karısına köle olan mahvolur.“ buyurmuştur. Peygamberimizin böyle buyurmasının hikmeti şudur: Erkek karısının arzularına uyunca, onun kölesi olur ve mahvolur. Çünkü çoğu kadın komşum şunu almış bende isterim, falan falan yere tatile gitmiş biz niye gitmiyoruz der, var mı, yok mu, mali durum müsait mi düşünmez.
Ulu Allah erkeği kadına hâkim kılmışken ve hâkim olacak fıtratta-özellikte yaratmışken kendini karısının boyunduruğuna teslim eden erkek, yaradılış hikmetini tersine çevirmiş, ilahi hükmü ters yüz etmiş olur.
Nisa suresi ayet 118 ve 119. ayetlerde şeytanın “insanlardan yaratılış hikmetini değiştirenleri-ters yüz edenleri aldatacağı “ ifade edilmektedir. İnsanın yaratılış hikmetinde erkeklerin kadınlara hâkim olmak yani aile reisi olmak vardır. İnsan bu şekilde yaratılmıştır. Dolayısıyla yularını kadınlara kaptıran erkekler yaratılış fıtratına ters hareket etmiş ve şeytanın emellerine alet olmuş olurlar. Fakat bu eşlerinizle istişare etmeyiniz, onları ciddiye almayınız demek değildir. Aile bir ortaklık olduğuna göre; elbette bir işi yaparken eşlerimize de danışacağız, istişare hem sünnet hem de farzdır. Eşlerimizin görüşü doğruysa uyacağız, fakat sırf onları hoş tutmak uğruna aklımızın yatmadığı bir işi yapmayacağız. Yani ailenin reisi olduğumuzu ne unutacağız ne de unutturacağız. Kadın da her zaman yuvanın reisinin erkek olduğunu bilecek ve ona göre davranacak. Velhâsılı Müslüman kadın erkek ilişkilerinde de aşırılıktan uzak “DENGE İNSANI” olacaktır.