Muharrem Günay

Karahisar Kalesi Yıkılır mı?

Muharrem Günay

​Afyonkarahisar, sadece coğrafi olarak Anadolu’nun kilidi değil, aynı zamanda Türk demokrasi tarihinin de turnusol kağıdıdır. Şehrin üzerinde yükselen Karahisar Kalesi, yüzyıllardır değişmeyen bir duruşun, "biz bize" olmanın ve tarihsel bir özgüvenin sembolüdür. Peki, son günlerde siyaset kulislerini hareketlendiren gelişmeler ışığında sormak gerekir: Afyon’un siyasi iradesi tesadüflerle mi şekillenir, yoksa derin bir sosyolojik köke mi dayanır?

​1946: "Sopalı Seçimler"den Liderliğe

​Türk demokrasi tarihine "açık oy, gizli tasnif" garabetiyle geçen 1946 seçimleri, Afyon’un demokratik rüştünü ispatladığı ilk büyük sınavdır. Baskılara rağmen Demokrat Parti’ye (DP) tam destek vererek Meclis’e sekiz milletvekili gönderen üç ilden biri olan Afyon, adeta "Demokrasi Ligi"nin kurucu lideridir.

​Bu listenin başında yer alan Sadık Aldoğan Paşa, şehrin siyasi karakterini özetleyen bir figürdür. Çanakkale’den İstiklal Harbi’ne kadar cephe cephe savaşmış bir kahraman subayın, emekliliğinin ardından CHP statükosuna karşı bayrak açması, Afyon’un "hırçın ama demokrat" tavrının ilk somut yansımasıdır. Aldoğan’ın temsil ettiği "Müfrit Muhafazakar Demokrat" çizgi, bugün bile bölge siyasetinin ana damarını besleyen kültürel zemini oluşturmaktadır.

​Sosyolojik Bir Kale: Neden Afyon?

​Afyon’un siyasi tercihlerini anlamak için sadece seçim sonuçlarına değil, şehrin demografik ve kültürel dokusuna bakmak gerekir.

​Demografik Homojenlik: 1914 verilerine göre %97,5 gibi rekor bir Türk nüfus oranına sahip olan şehir, tarih boyunca dış etkilerle asimilasyona uğramamış, kendi kültürel havzasında kalmıştır.

​Varlık Vergisi Yarası: 1942-44 yıllarında uygulanan Varlık Vergisi, İstanbul veya İzmir’de "azınlıklara yönelik bir uygulama" gibi algılanırken; Afyon’da bizzat yerli çiftçinin, üreten Türk köylüsünün "ekmeğine vurulan bir darbe" olarak görülmüştür. Bu durum, şehri daha da "Deli Demokrat" yapmış, devlete değil ama mevcut iktidara karşı kalıcı bir muhalif tortu bırakmıştır.

​İstatistiklerin Dili: Değişmeyen Yatak

​1950’den günümüze kadar uzanan seçim sonuçları, Afyon’un siyasi yatağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Darbelere, muhtıralara ve siyasi yasaklara rağmen şehir, merkez sağ ve milliyetçi çizgiden neredeyse hiç sapmamıştır:

​1961’de darbe sonrası "inadına" CKMP diyen,

​1977’de Ecevit’in haşhaş hamlesine ve rüzgarına rağmen CHP’yi %27 bandında tutan,

​Son 20 yılda AK Parti ve MHP ekseninde konsolide olan bir iradeden bahsediyoruz.

​2024 Parantezi ve "Emanet" Mazbata

​Peki, CHP tarihinde görülmemiş bir oranla Burcu Köksal’ın kazandığı 2024 yerel seçimlerini nasıl okumalıyız? Bu bir eksen kayması mı, yoksa şahsiyetli bir "tek kişilik muhalefet" mesajı mıydı?

​Afyon halkı, uzayan iktidarlara karşı duyduğu alerjiyi ve yerel yönetimdeki değişim isteğini, Burcu Köksal gibi tanıdık ve "milli hassasiyetleri yüksek" bir isim üzerinden yansıtmayı seçti. Ancak bu zafer, CHP’nin ideolojik bir başarısından ziyade, Afyon’un "HDP ve etnik kolonizasyon" korkusuna verilen bir teminatın (Kapıların kapalı kalacağı sözü) sonucuydu.

​Sonuç: Yatağına Dönmekte Olan Nehir

​Bugün gelinen noktada, Burcu Köksal’ın CHP’den istifası ve siyasi yol haritasını yeniden çizmesi, aslında tarihsel determinizmin bir sonucudur. Afyon’un iradesi, kısa bir parantezin ardından kendi tarihsel mecrasına geri dönmektedir.

​Karahisar Kalesi yıkılmamış, sadece bir dönem farklı bir bayrağın gölgesinde dinlenmiştir. Sonuçta Afyon, her zaman olduğu gibi "biz bize" kalmanın ve kendi öz evlatlarıyla bayramlaşmanın yolunu bulacaktır.

​"Yayladan gel allı gelin yayladan, kesme ümidini kâdir Mevla’dan..."

Afyon’un siyasi sularında sular durulurken, geriye değişmeyen tek gerçek kalıyor: Bu şehirde tarih, her zaman köklerinin üzerinde yükselir.

Yazarın Diğer Yazıları