Adaletten ayrılan devlet başkanı, idare ettiği milletin huzur ve saadetini temin edemez, bilakis onlara zulmetmiş olur. Malumdur ki, insanlara zulmedenin davacısı Allah’tır. Bir kimsenin de davacısı Allah olunca, gideceği yer ancak Cehennem’dir. Evet zulüm kadar Allah’ın kahr ve gadabını tacil edecek hiçbir şey olamaz. O’nun intikamına dayanacak kuvvet ve kudret ise hiçbir kimsede yoktur. Allah Teâla ile büyüklük/azamet yarışına kalkışan Firavun ve Nemrutların akıbetleri ortadadır. Allah Teâla her zalimi zelil; kendini büyük gören her mütekebbiri hakir eder.
Peygamber efendimiz buyuruyor ki: Mazlumun âhından çekininiz! Çünkü onun âhı ile Allah arasında perde yoktur.
Zulmün çeşitlerini Peygamberimiz (S.A.V.) bildirmiştir:
“Zulüm üç türlüdür:
1.Bir zulüm var ki: Allah onu affetmez.
2.Bir zulüm var ki: Allah onu dilerse affeder.
3.Bir zulüm var ki: Allah onun mutlaka hesabını sorar.
Allah’ın affetmediği zulüm: Şirktir. Çünkü Yüce Allah “Muhakkak ki şirk, en büyük zulümdür” buyurmuştur. (Lokman Sûresi: 13).
Allah’ın affedeceği zulüm: Kulların kendi nefislerine karşı işledikleri zulümdür. Allah ile kul arasındaki işlerde, emir ve yasaklarda yaptıkları hatalardır.
Allah’ın hiç bırakmayıp mutlaka hesabını soracağı zulüm ise, kulların birbirlerine karşı haksızlıklarıdır. Allah bunların hesabını sorar ve zalimleri cezalandırır” (Tefsir-i İbni Kesir: 1/508).
Zalim, Allah’ın hiç sevmediği insandır. Zalimler Kur’an-ı kerim’in ifadesiyle Allah tarafından lanetlenmiş insanlardır: “Biliniz ki, Allah’ın laneti, zalimlerin üzerinedir.” (Hûd Sûresi: 18).
Şunu hiç bir zaman unutmayalım ki “Zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah’ı vardır.” Hem mazlumun duası ile Allah arasında hiçbir perde olmadığını Allah’ın Resulü (S.A.V.) beyan buyurmuştur:
“Mazlumun yakarışından korununuz. Çünkü onun yakarışının Allah’a ulaşmasına engel olacak hiçbir perde yoktur.” (Muhtar-ül Ehadis: 5).