MÜ'MİN MALINI ALLAH YOLUNDA HARCAR, MÜNAFIK İSE DİNİNİ İMANINI MAL BİRİKTİRMEK İÇİN HARCAR
Muharrem Günay
Mevlânâ, dünyanın gerçek yüzünü şöyle ifâde eder:
”Bu dünya hayatı, rüyâda define bulmaya benzer. Sabah kalkınca ne define kalır, ne de başka şey!.. Ölümle daldığı uykudan uyanmış bulunan insanoğlu da hakikat ile rüyayı birbirinden ayırır ama nâfile!.. Elde bir şey kalmamıştır”.
Mesnevî’de, bu dünyaya dalanların boş hayal ve hülyâlarla, paha biçilemez ömürlerini nasıl heder ettikleri de şöyle tasvir edilmektedir:
”Dünyaya gönül verenler, tıpkı gölge avlayan avcıya benzerler. Gölge nasıl onların malı olabilir? Nitekim budala bir avcı, kuşun gölgesini kuş zannetti de onu yakalamak istedi. Fakat dalın üzerindeki kuş bile bu ahmağa şaştı kaldı.”
Bu gün sahibi olduğumuz mallar dün bir başkasına aitti. Dedelerimizindi; onlara da babalarından kalmıştı. İstesek de istemesek de, versek de vermesek de bilelim ki; bir gün ya o mallar bizi terk edecek, ya da biz onları terk etmek zorunda kalacağız. Ya bir iflasla, bir felâketle o mallar bizi terk edecek, ya da bir ölümle biz onları bırakıp gideceğiz. Bu iki seçenekten başka bir imkânımız yoktur.
Zaten bu inançta olmayan insanlar, Allah’ı mülkün sahibi bilmeyen, kendilerini mülke sahip zanneden insanlar zırnık bile veremezler. Böyle inananların, böyle düşünenlerin vermeye, verebilmeye asla güçleri yetmez. İsteseler de veremezler böyleleri. ‘Ama mülkün sahibi Allah’tır, bu elimdekiler, bu cebimdekiler benim değildir, bunlar Allah’ındır, ben zaten Allah’ın olanı Allah yolunda, Allah’ın kullarına veriyorum!’ diyebilen kişi infak edebilecektir. Mülkün Allah’a ait olduğuna iman eden kişi verebilecektir.
Yukarıda meali verilen Hadid suresi 7. ayetteki İnfakın anahtarı istihlaf kelimesidir. İstihlaf, Hulf, halife kelimelerinden meydana gelir.
Yeryüzünde bizi kendi halifesi olarak yaratan Allah, Bizden halifesi ve vekili olarak, yarattıklarından infak etmemizi emrediyor. Bu nedenledir ki; yeryüzünde tüm mahlûkata karşı, özellikle de insanlara karşı tam manasıyla ilahi sıfatların temsilcisi gibi hareket etme durumundayız. Sanki bir müessesenin vekil harcı gibi çevremizdeki herkesin ihtiyacını gidermekle yükümlüyüz. Böyle olmasaydı Allah “ İnfakı, size verdiğim nimetlerden verin.” Emrini bu tarzda açıklamazdı.
Allah’ın yarattığı ve bize emanet olarak verdiği nimetlerden gerektiği gibi infak etmezsek, halifelik görevini yerine getirmemiş oluruz.
Cimrilik münafıkların ortak özellikleridir. Münafık infak etmeyen, infak etmesini sevmeyen, mülkün gerçek sahibini bilmeyen, tanımayan insan demektir. Zaten münafık, nifak ve infak sözleri aynı kökten gelmektedirler.
Mü’min ile münafığın dünya malına bakışı tamamen birbirine zıttır. Mümin malını din ve Allah yolunda harcayan; münafık ise dinini ve imanını mal biriktirmek için harcayan insan demektir.
İnfak etmeyen, zekâtını vermeyen insan, fakirin hakkını gasp etmekle aynı zamanda kul hakkına tecavüz etmiş ve haram yemiş olur. Bu konuda Abdullah bin Ömer:
“Oruç tutmaktan tüy gibi, namaz kılmaktan yay gibi olsanız haramlardan ve şüpheli şeylerden kaçınmadıkça Allah o ibadetlere dönüp bakmaz” demiştir.