Nifak, infak ve münafık aynı kökten gelen kelimeler olup NEFEKA kökünden türemişlerdir. Nifak-Münafık gönlü delik deşik, bölük, köstebek yuvası gibi paramparça gönlü perişan insan demektir. Münafık iki yüzlü, gerçek yüzünü göstermeyen hatta yüzü olmayan, yüzsüz insandır. İnfak ise zengin bir müslümanın fakir bir müslümanın gönlüne yardım etmek/infak etmek yoluyla kimsenin görmeyeceği bir yol bulmasıdır. Nifak, İnfak ve Münafık kelimeleri arasında işte böyle bir bağlantı vardır ki münafıkların alametlerinin anlatıldığı ayetlerde münafıkların infak etmeyen, cimri insanlar olduğu vurgulanır. Zaten insanların Müslüman olmadıkları halde Müslüman görünmeleri de mal tutkusu ve menfeat sağlama düşüncesinden doğmaktadır. Mekke toplumunda insanlar mümin ve kafir olarak inanç bakımından iki kısıma ayrılırken Medine döneminde bir üçüncü tür ortaya çıktı. Bunlar Müslüman görünerek Müslümanlıktan ve Müslümanlardan fayda temin etmek isteyen, yani dinden ve dindarlardan geçinmek isteyen Münafıklardır. Bu anlamda hangi yer ve zamanda yaşarsa yaşasın dinadar görünerek, dinden ve dindarlardan geçinme peşinde olan insanlar isterse oruç tutsun, isterse namaz kılsın gerçekte münafıktırlar.
Sevgili Peygamberimize göre Münafığın alameti üçtür.
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Münafığın alameti üçtür; konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde hainlik eder.” (Buhârî, İman: 25; Müslim, İman: 25)
Müslim rivayetine göre şu ek de vardır:
“Oruç tutup, namaz kılar ve Müslüman olduğunu iddia etse bile”(Cem’ul Fevaid: H No:8099)
Bazı âlimlerin dediği gibi, münafık kelimesinden amaç, hadiste geçen alametleri ahlak ve adet haline getirendir Çünkü nadir de olsa birçok Müslüman da bu hatalara düşmektedir Diğer bazı âlimlere göre de amaç “ameli münafıktır”; ancak İmam Müslim’in rivayetindeki “Oruç da tutsa, namaz da kılsa ve Müslüman olduğunu da iddia etse bile” eki büyük bir tehdit oluşturmaktadır
Münafıkun suresinin ilk sekiz ayeti münafıkların özelliklerinden bahsederken kalan üç ayette infaktan söz edilir. İnfak etmek, yani malını garibanlarla, ihtiyaç sahipleri ile bölüşebilmek münafıklığın panzehiridir. İnfak etmemek ve cimrilik münafıklığın en önemli belirtileridir. Çünkü cimri kendisine emanet olarak verilen mallardan infak etmemekle hem fakirin hakkını gasp etmiş, hem de kendisine emanet olarak verilen mala/emanete hıyanet etmiş olur ki hadislerde emanete hıyanet en önemli münafıklık alameti olarak gösterilmiştir.
“Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ın zikrinden (ibadet ve itaatinden) oyalayıp alıkoymasın. Kim bunu yaparsa (onlar yüzünden Allah’ın zikrinden/kulluk görevlerinden gaflet ederse) işte onlar, hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” (63/Münafıkun-9.)
“Birinize ölüm (belirtileri) gelip de: “Ey Rabbim! (Ne olur) beni yakın bir vakte kadar (öldürmeyip) ertelesen de sadaka versem ve iyilerden olsam!” demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcayın.” (63/Münafıkun-10.) [bk. 6/27; 7/53; 14/44; 23/99-100; 32/12; 42/44]
“(Bilin ki) Allah, hiçbir canı, eceli geldiği zaman, asla geri bırakmaz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberi olandır. (63/Münafıkun-11)