Cenâb-ı Hakk yüce kitabımızda. “Hakikat, biz onu Arapça bir Kur’an indirdik (manalarının derinliğine iyice) akıl erdiresiniz diye.” (Yusuf: 2, Zuhruf.3, ) buyuruyor. Mü’minun ve Mearic surelerinde ise bir Mü’minde bulunması gereken özellikler anlatılırken ; ‘Onlar namazlarını muhafaza ederler (Vellezînehüm alâ salâtihim yühâfizûne)(Mü’minun: 9), ‘Onlar güzel huy ve ahlak sahibi olarak namaza devamlıdırlar (Salât-ı dâimidirler)’ (Ellezînehüm alâ salâtihim dâimune)(Mearic:23) buyrulmaktadır. Meryem suresi 59. Ayette ise ‘Namazın zâyi edilmesinden’ söz edilmektedir. Türkçemizde bir şeyi zâyi etmek: “kaybetmek, yitirmek, telef etmek, işe yaramaz hâle getirmek” mânalarına gelir.
Ayetlerdee geçen “Onlar namazlarını korurlar/muhafaza ederler; Onlar namaza devam ederler” ifadesi; kötü iş ve fiilleri terk edip, namazla elde ettikleri sevapları ve güzel ahlakı yitirmezler, salih ameller işlemeye devam ederler demektir. İşte böyle namaz kılan Mü’minlerin namazları “Salâtı dâimi” olmuş olur. Kılmış oldukları namaz selamla bitmez; Selamdan sonra da devam eder. İslâm âlimlerine göre sadece bedenleri ile namaz kılanlar, namazı edâdan selamla çıkarlar, hakikat ehli ise selamla namazı devam ettirmeye girerler. Nitekim Mü’minler yüce kitabımız da namazı bitirdikten sonra da Allah ile bir ve beraber olmaya ve devamlı olarak Allah’ı zikretmeye davet edilirler:
“Artık namazı bitirdiğiniz zaman ayakta iken, otururken ve yanlarınız üzerinde (uzanmış) iken Allah’ı zikredin …” (Nisa 4: 103) “(İşte) o (akl-ı selîm sahibi) kimseler ayaktayken, otururken, yan taraflarına yaslanarak yatarken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler (ve derler ki:) “Ey Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın. Seni tenzih ederiz, bizi ateş azabından koru.” (Ali imran 3: 191)
Ankebut suresi 45. Ayette ise ibadetler içerisinde ‘Namazın en büyük ibadet’ olduğuna, ‘Hayâsızlıktan, ahlaksızlıktan ve kötülükten alıkoyduğuna’ dikkat çekilir ve şöyle buyurular: “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı ikâme et. (Dosdoğru, hakkıyla ve cemaat halinde kıl.) Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir.(Ankebut:45)
Namaz ibadetini yerine getirdiği halde, kimin huzurunda olduğunu bilmeden, şuursuz bir şekilde, gaflet içerisinde namazda olanlar ve namaz kıldıkları halde kötü huy ve alışkanlıkları işlemeye devam edenler işte bunlar namazı zâyi edip, işe yaramaz hâle getirenlerdir. Bunlar Maun suresinde ki “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki onlar namazlarında gâfildirler (Feveylün lil musâll’ine an salâtihim sâhûn) (Mâun:4-5)” hitabının muhatabı olanlardır.
Namazın gerçek anlamda ikame edilmesi ve namaz ibadetinin hakkıyla yerine getirilmiş olması için:
1. Namazın ferdin ve toplumun ahlâki, ticâri ve siyâsi hayatına hâkim olması, kötü huy ve alışkanlıklardan uzaklaştırması;
2. Namazın cemaatle kılınması ve toplumda birlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu oluşturması,
3. Zekâtın verilmiş olması; çünkü Kur’an-ı kerimde 32 ayette namazla birlikte zekât ve sadaka kavramı “Namazı ikâme et, zekâtı ver. Egımissalâte ve etüzzzekat’ şeklinde yan yana geçer.
4. Allah’ın huzurunda olunduğunun bilinmesi, ‘Sen ‘nu görmesen de O seni görür’ anlayışı ile namazda olunması,
5. Namazda okunan başta Fatiha olmak üzere, sure ve duaların manalarının bilinmesi ve bu manaların düşünülerek namaz ibadetinin yerine getirilmesi gerekir.
Kur’an-ı Kerim de Yüce Rabbimiz; “Namazı kılın/ikâme edin”(Bakara:43), emriyle namazın kıyamı; “Onlar namazların devam eden kimselerdir.” (Mearic:23); (Müminun: 9) ayetleriyle devamı; “Onlar namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir”(Mearic: 34), âyetiyle namazın korunmasını ve hayata hâkim olmasını; Meryem suresi 59. Ayetiyle kötü iş ve ameller işlenerek zâyi edilmemesi; “Namazı igâme ederler.” (Bakara: 3,) , “Gereği gibi kılarlar” (Enfal:3), Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler”(Mü’minun:2) ayetleri ile huşuu ve igâme edilmesi ; “Şüphesiz ki namaz müminler üzerine belli vakitlerde farz kılınmıştır”(Nisa:103) ayetiyle belirli vakitlerde kılınması; “Rükû edenlerle beraber rükû edin” (Bakara:43) ayetiyle cemaatle kılınması emir ve tavsiye edilmektedir.
Bir toplumda, namazlar, camilerde ve namazgâhlarda toplu olarak kılınmış olsa da namaz toplumu ıslah etmemişse, birlik, dayanışma ve yardımlaşma duygularını oluşturmamışsa o toplumda namazın ikamesinden söz edilemez.