Muharrem Günay

Namazı Kazaya Bırakmak

Muharrem Günay

Kazaya Kalan Namazlar Nasıl Edâ edilir?
Bir namazın eda şekli nasılsa kazası da aynı olur. Mesela seferde iken dört rekâtlı bir namazı kaçıran kimse bunları ister seferde isterse asli vatanına döndükten sonra kaza ederken iki rekât olarak kaza eder. İkamet halinde tam olarak kılınması gereken namazları kazaya bırakan kimse de bunları hazarda veya seferde yine tam olarak kaza eder.
Namaz Kaza Edilirken Bir Sıra Gözetilmesi Gerekir Mi?
Eğer namazı kaza edecek kişi tertip sahibi ise, kaza namazı ile vakit namazı arasındaki sıraya uymak gerekir. Tertip sahibi değilse, bu namazı kaza etmeden diğerlerini kılabilir.
Bir kimsenin tertip sahibi sayılması için altı vakitten fazla namazı kazaya kalmamış olmalıdır. Vitir namazı dâhil altı vakit namazı kazaya kalınca tertip sahibi olmaktan çıkar. Bir kimse ne kadar namazının kazaya kalmış olduğunu bilmese, galip olan kanaate göre hareket eder. Eğer böyle bir karara varamazsa, borcundan kurtulduğuna kanaat getirinceye kadar kaza namazı kılması gerekir. . (Prof. Dr. Hamdi DÖNDÜREN, Delilleriyle İslam İlmihali s.388–393.)
Böyle bir durumda her vaktin arkasından o vaktin kazasını kılmak gerekir. Böylece her gün beş vakit namazın ardından bir günlük kaza namazı kılınmış olur. Bu miktarı ikişer, üçer defa kılmakla dilediğimiz kadar artırabiliriz. Amaç bir an önce borçtan kurtulmak olmalıdır.
Kaza namazı kılan kimsenin yanında cemaatle vakit namazına başlanırsa, namazını tamamlamadıkça cemaate iştirak edemez. Kaza namazları üç kerahet vakti dışında her vakitte kılınabilir. Bunlar: Güneşin doğma, batma ve zeval (güneş tam tepedeyken) vaktidir. Kaza namazıyla meşgul olmak nafile namazla meşgul olmaktan daha önemlidir. Fakat beş vakte bağlı olan sünnetler müekked olsun gayri müekked olsun bundan müstesnadır. Yani sünnetleri terk ederek, bunların yerine kazaya niyet etmek uygun değildir.
Aksine bu sünnetlere niyet edilmesi daha uygundur. Hatta kuşluk ve teheccüd namazı gibi haklarında hadis bulunan namazlar da böyledir. Bunlara da bu şekilde nafile olarak niyet edilmesi evlâdır. Çünkü bu sünnetler farz namazlarını tamamlar. Ayrıca bunların telafisi mümkün değildir. Kaza namazlarının ise belirli vakitleri olmadığı için telafileri mümkündür.
Kaza Kılacağım Diye Sünnet Terk Edilmez
Farz namazlarını kazaya bırakarak günaha giren kimsenin, bu günahtan kurtulmak için sünnetleri feda etmesi uygun değildir. Böyle bir kimsenin fazla ibadet yaparak Yüce Allah’ın affına sığınması gerekirken, kendisi için Rasulullah (s.a.)’ın şefaatinin tecellisine vesile olacak bir kısım sünnetleri, nafileleri terk etmesi nasıl uygun olabilir? Hem farzları kazaya bırakmak hem de vakit namazlarını sünnetten tecrit etmek iki kat kusur olmaz mı?
Fetvaya esas olan görüş budur. Bu görüş Ömer Nasuhi BİLMEN Merhuma aittir. (Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslam İlmihali S.,388-393.)
Peygamberimiz (sallallahü aleyhi vesellem) efendimiz öğle namazının sünneti için: ”Kim öğleden önce dört rek’at namazı terkederse şefaatıma nâil olamaz” buyurmuşlardır. Buharî’den başka bir cemaat tarafından Ummü Habibe (r.anha) dan rivayet edilen hadis-i şerifte, Ummü Habibe şöyle demiştir:”Rasulullah (sallallahü aleyhi vesellem)’den işittim şöyle buyurdular ”Müslüman bir kul her gün farz namazlardan başka nafile olarak on iki rek’at namaz kılarsa, Allah onun için Cennette bir köşk bina eder.”
Sabah namazının sünnetinden sonra “Allah katında en faziletli namaz Cuma gününün cemaatle kılınan sabah namazıdır.” (Silsilet-ü sahiha) Aişe (radıyallahu anha) den rivayet edilmiştir ki resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Her kim, on iki rekât sünnet namazına devam ederse Allah ona cennette bir ev yapar; öğlenin farzından önce dört rekât ve sonra iki rekat, akşamın farzından sonra iki rekat, yatısının farzından sonra iki rekat ve sabahın farzından önce iki rekat.” (Tirmizi, Salât:306, h. No:414, Nesef, Kıyamülleyl: 1795–2 796)
Bunun yanında kaza namazı olan Müslümanın sünnet ve nafile namazları kılmayarak öncelikle kaza namazlarını kılmasının gereğini savunan İslam âlimleri de vardır. Bizce en doğrusu hem kazaya kalmış namazların hem de günlük sünnet ve nafile namazların birlikte kılınmasıdır.

Yazarın Diğer Yazıları