Namaz, imânın en verimli ve en yararlı ürünlerinin başında gelir. İmânın tahkik derecesinde kalbde köksalmasına yardımcı olan amellerden biri hiç şüphesiz ki namazdır. Kılınması farz ve farziyetini kabul imânın gereğidir. Terki büyük günah, farziyetini red ve inkâr ise küfürdür..
Namazı terk etme konusunda Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
“Kim ki namaza aldırış etmez, kılmaz sa Allah celle celalühü ona altısı dünyada, üçü ölüm zamanında, üçü kabirden kalkıp çıkacağı zaman olmak üzere 15 türlü ceza verir.
Dünyada Uğrayacağı Altı Ceza
1- Ömrünün bereketi gider 2- Yüzünden Cenab-ı Hakk, salih kullarının simasını siler (güzelliğini, nurunu) yok eder. 3- Diğer amelleri-ne de ecir, sevap verilmez. 4- Cenab-ı Hakk, duasını kabul etmez. 5- İyi kulların duasında onun nasibi olmaz. 6- Mahlûkat ona saygı ve itibar etmez.
Öleceği Zaman Üç Musibet
1- O kişi zelil-perişan olarak, 2- Aç kalarak, 3- Susuz olarak ölür. Ne kadar su içerse içsin kanmaz ve yine susuz olarak ölür.
Kabirde Uğrayacağı Üç Musibet
1- Allah C.C. onun kabrini daraltır ve kaburgaları bir birine geçinceye kadar kabir onu sıkar. 2- Allah C.C. onun kabrinde ateş yakar. 3- Cenab-ı Hakk, ona kabirde bir ejderha musallat eder, sabah namazını terk ettiğinden dolayı ona sabahtan akşama kadar işkence eder. Öğle namazından dolayı da ona öğlen vaktinden ikindiye kadar ve böylece her namaz için o namazın vakti çıkıncaya kadar işkence edilir.
Kıyamet Günü Uğrayacağı Üç Musibet
1- Cenab-ı Hakk, onu cehenneme sürükleye-rek götürecek birisini musallat eder yüzüstü onu cehennem ateşine atar. 2- Cenab-ı Hakk, hesap zamanı gazap, (öfke ile hoşnutsuzluk ile) nazar eder ve bir bakışı ile yüzündeki etleri dökülür. 3- Allah C.C. onu pek şiddetli bir hesap ile hesaba çeker ve sonunda cehenneme atılmasını emreder ki, ne kötü bir yerdir orası.
Namazı Sadaka Ve Zekât İle Desteklemek
Kur’an-ı Kerim’de. Zekât, 28’i namazla birlikte olmak üzere 32 yerde zekât emri bulunmaktadır. Zekât verme emrinin hemen namazın ardından, namazla birlikte“egimissalate ve êtüzzekat” şeklinde emredilmesi ayrıca dikkate değerdir.
Yüce Allah, “Onlar ki gaybe iman edip namazı dürüst kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.” ”(Bakara/3) Dedikten sonra yine Bekara suresi 110 ve 261. âyetlerde şöyle buyrulmaktadır: “Namazı gereği gibi kılın. Zekâtı verin ve hayır işlerden nefisleriniz için önden her ne gönderirseniz, Allah katında onun sevabını bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görücü ve karşılığını vericidir.” (Bakara/110)
Zekat Vermeyenin Namazı Kabul Olmaz
Bilindiği gibi Kur’an-ı Kerim’de “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin” emri, sık sık, ikisi bir arada geçmektedir. Bunun hikmeti namazın Allah’a karşı yerine getirilmesi gereken bir emir zekatın ise aynı zamanda kullara karşı yerine getirilmesi gereken bir görev olmasındandır. Bu iki ibadet bütün ibadetlerin temeli ve özüdür. Yüce Allah, “Namazı dosdoğru kılın, zekatı da verin” buyurmaktadır. Bu ayete göre, namaz ile zekat arasında bir ilişki vardır ve zekatını vermeyenin namazı kabul olmaz, ancak olsa olsa borç ödenmiş olur. Çünkü zekatını vermeyen zengin, fakirin hakkını gasp etmiş ve haram yemiş demektir.
Kur’an’a göre Cehennemlik olanlara sorulu-yor: “Sizi şu cehenneme sürükleyip-iten nedir?” Onlar: “Biz namaz kılanlardan değildik” “Yoksula yedirmezdik.” Dediler. (Müddessir Suresi, 42–44)
“Güzel bir söz, gönül alma ve mağfiret (bağışlayıp iyi davranma), arkasından eza gelen (başa kakılan) bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah Gani’dir, Halîm’dir. (2/BAKARA-263)