Muharrem Günay

OĞUL BABAN GELİRSE HEMEN ÇAĞIR HA…

Muharrem Günay

26 Mart 2012 Pazartesi 03:00:00
  Kır, pala bıyıklı, ihtiyar ayakkabı tamircisi bir yandan işini yaparken, diğer yandan da misafiriyle sohbet etmektedir. Sohbet döner dolaşır, Çanakkale’ye gelir! Ve ihtiyar nemli gözleriyle Çanakkale’ ye ilişkin hikayesini anlatmaya başlar. Rahmetli babam, Hafız Ali, Çanakkale’de kaldığında, anamın karnında yedi aylıkmışım; onu tanıyamadım! Bir fotoğrafı bile yoktu! O günler çok zor günlerdi! Seferberliğin sıkıntıları, Kuvayı Milliye zamanı, işgal yılları, kurtuluş, yokluk, sıkıntı… Çocukluğum hep ekmek peşinde koşmakla geçti. Ama anam, benim çocukluğumdan itibaren her sokağa çıkışta, her nereye giderse gitsin, yanıma gelir ve şöyle derdi: “Oğul, ben pazara gidiyorum. Baban gelirse hemen çağır ha.. Ben komşuya gidiyorum. Baban gelirse hemen çağır ha..”Aradan yıllar geçti. Anacığım ihtiyarladı. Gene hep değneğini kaparak bana gelir ve “Baban gelirse hemen çağır ha..” diye tembihlerdi. Gün geldi ağırlaştı. Ölüm döşeğinde bizimle helalleşti. Bana iyi baktınız, hakkınızı helâl edin” dedi. Sonra bana döndü, yavaşça, “Baban gelirse ona, annem hep seni bekledi de” dedi ve birden irkilerek doğruldu, kapıya bakıp gülümseyerek, “Hoş geldin bey, hoş geldin” diyerek ruhunu Allah’ına teslim etti… Evet, Böyle hikayeler yalnız bu ülkede, ve yalnız Türk Milleti’ tarafından yazılır!
İNSANLIK DERSİ :
Çanakkale Savaşlar’ında savaşıp, bir kolu ile bir ayağını kaybeden Fransız Generali Bridges, yurduna döndükten sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor: “Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirsiniz. Hiç unutmam. Savaş sahasında döğüş bitmişti. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zayiat vermişlerdi.Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutamayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeride kendi göleğini yırtmış onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtası ile şöyle bir konuşma yaptık: – Niçin öldürmek istediğin askere yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi: “Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı. Birşeyler söyledi, anlamadım ama herhalde annesi olacaktı.Benim ise kimsem yok. İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün”. Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı.O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşlarımı dondurduğunu hissettim. Çünkü, Türk askerinin göğsünde bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutan ot tıkamıştı. Az sonra ikisi de öldüler…”
Fransız Generali BRIDGES
Çanakkale Savaşları komutanı.
EDİNCİKLİ MEHMET ER
“Edincikli Mehmet Er’in bir top mermisinin parçaladığı kolundan kanlar içerisinde bir et parçası sarkmaktadır. Yalvarırcasına:
“Komutanım ne olur şu kolumu kes!”
Sağ eliyle yakaladığı ve tuttuğu sarkık kola bakan Teğmen donmuştur. Edincikli Mehmet Er tek ve emin sesi ile tekrarlar:
“Allah Aşkına, Allah Rızası için kes şu kolumu!!!”
Bu ilahi cümleleri emir gibi işiten Teğmen Saip, bıcağı kola kola vurur. Gık bile dememiştir, Edincikli Mehmet.Bir sağ elindeki kola, bir ileride Allah! Allah! nidaları arasında çarpışan erlere bakar ve kolu fırlatır: “Bu kol vatana feda olsun,” der. Yerdeki et parçalarından başını kaldıran Teğmen’in karşısında kimse yoktur. Çünkü, Edincikli, Hakla alış verişe başlayınca herşeyi, acıyı, özlemleri unutuyor, rahmet deryalarında, tecelli dalgalarında yıkanıp arınırken, kolunun fani bedenden ayrılma işlemini duymuyordu. O ateş, o yangın fakat getirilmez feryatlar içinde, edincikli bu cehennemi ateş altında kendinden geçti. Bir avuç istek ve özlem halinde yandı, tüttü.Edincikli Mehmet, çoktan kolunun öcünü almak için vatan için Allah için hücum saflarına katılmıştı.Alayların içine karışır, teke tek vuruşur. Onu durdurmak mümkün değil artık, yine harikalar gösterir, bire bir dövüşür, bire on dövüşür, bire yüz dövüşür… Allah’ın yardımıyla haklamadığı kafir kalmaz. Ama kaderden kaçılmaz ki! Kolunun kopmasıyla kaybettiği kan onu halsiz düşürmeye başlamış Edincikli’ye şimdi de şehitlik mertebesi ekleniyordu. Güzel yüzü soldu, sarardı, canı teninden süzüldü… Gözü dünyaya kapandı ve Rahmet-i Rahmana kavuştu..
“Teğmen SAİP
Çanakkale Savaşlarından
12. Alay 1. Bölük Komutanı

Yazarın Diğer Yazıları