Muharrem Günay

Onlar İman Ederler Ve Sözlerinde Dururlar

Muharrem Günay

Muttakinin ilk ve temel vasfı imandır. Çünkü iman, takvanın esası, takvâ ise imanın binasıdır. Temelsiz bina kurulamayacağı gibi, sadece temele de bina denilemez. Aksi takdirde eksik olmaktan kurtulamaz. Muttakilerin iman özelliği diğer âyetlerde de birçok defa yer almakta, hatta bazen iman edenler ile muttakiler birbirleri yerlerine kullanılmaktadır. "İşte bu kitap, kendisinde hiç şüphe yoktur; muttakiler için hidâyet (yol gösterici) 'dir. Onlar (muttakiler) ki gayba iman ederler " (Bakara 2/ 1-2)

Bu ayet (Bakara 177) takva sahibi/muttaki olmanın birinci şartının iman ondan sonra da amel olduğuna dikkat çekilmektedir. Bir ibadet önce imana dayanmalı, bilinçli ve şuurlu bir şekilde yapılmalıdır. İmana dayanmadan ve bilinçsiz/şuursuz bir şekilde yapılan ibadetler ibadet sayılmazlar. Muttakilerin en belirgin özelliklerinden biri de namazı ikâme etmeleridir.  Kur'ân-ı Kerîm'de müteaddit defalar muttakilerin, mü'minlerin bu özellikleri vurgulanır: "Bu (Kur'ân) kendisinde hiç şüphe olmayan ve muttakiler için hidayet rehberi kitabtır. Onlar gaybe iman eden ve namazı ikâme edenlerdir." (Bakara 2/2-3).

"Sen yüzünü muvahhid olarak dine çevir. Hepiniz O'na dönün, O'ndan ittika edin; namazı ikame edein , müşriklerden olmayın?" (Rum30/30-31).

"Âlemlerin Rabbine teslim olayım (diye) ve namazı ikâme edin ve o (Allah'a)na ittika edin diye emrolunduk" (En'âm, 6/ 71,72)

Ayette imanın esaslarından sonra namaza, zekâta/mallarımızı Allah yolunda harcamaya dikkat çekildikten sonra muttakiler için “söz ve ahitlerine bağlı kalırlar, yoklukta, sıkıntıda ve savaşta sabrederler” denilmektedir. Şimdi bunlar üzerinde duralım.

Onlar Sözlerine-Ahitlerine Sadık Kalırlar

İslâmiyet ahde yani verilen sözün yerine getirilmesine büyük bir önem vermiş, verilen sözün tutulmayışını Münafıklığın en büyük alâmetlerinden saymıştır. 

Kur’an-ı Kerim de müminlerin özellikleri sayılırken onların ahde vefa gösteren kimseler olduğu belirtilmektedir.

“Onlar ki Allah’ın ahdini yerine getirirler, verdikleri sözü bozmazlar.” (Ra’d 13/ 20)

“Onlar ki, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.” (Müminun 23/ 8; Mearic 70/ 32)

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki: “Münafığın alâmeti üçtür. 1. Söylediği zaman yalan söyler. 2. Sözünde durmaz. 3. Emanete hıyanetlik eder.”

İslam ahlakının en önemli prensiplerinden biri olan ahde vefa veya ahde riayet” Sözünde durmak, verdiği sözlere bağlı kalmak, özü ve sözü doğru olmak” anlamlarına gelir.

Sufiler, bezm-i elest’ te Allah’ın rab olduğunu ikrar etmeyi ahid, bu taahhüde bağlı kalmayı da “ahde vefa” kabul etmişlerdir. (Bkz. A’raf 7/172)

Yüce Allah, “Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’ a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin.” (Nahl16: 91) “Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü (söz veren) sözünden sorumludur.” (İsra 17: 34) Buyrukları ile ahde vefa gösterilmesini istemekte; emirleri yoluyla ve peygamberleri aracılığı ile insanlardan ahid aldığını bildirmektedir. Kur’an’ da Allah ile kulları arasındaki ahitleşmeden bahsedilerek ,”Ey Âdemoğulları! “Ben size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi ?” (Yasin 36/60,61); “Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın” (Nahl 16/91) buyrulmuştur.

İlahi beyanı ile Allah adına verilen ahdin bozulmaması istenmiş; Allah ile yaptıkları ahitlere sadık kalanlara , “Allah’a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat verecektir” müjdesi verilmiş; Ahdini yerine getirmeyenler ise; “Onlar, Allah’a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah’ın korumasını emrettiği bağları (İman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir.” (Bakara 2/ 27) diye tarif edilmiştir.

Yüce Rabbimiz, “Siz bana verdiğiniz ahde sadık kalın ki ben de size verdiğim ahdi ifa edeyim.” (Bakara 2/ 40)  Buyurmuştur. Ayet-i kerimede açıkça belirtildiği gibi kul ahdine sadık kalınca, Allah karşılığını verecektir.

Bakara suresi 177. âyette takva sahipleri/muttakilerin söz verdikleri ve ahitleştikleri zaman sözlerini tutmalarına ve ahitlerine/antlaşmalarına bağlı kalmalarına dikkat çekiliyor. Saf suresi ikinci ve üçüncü ayetlerde de yapamayacağımız şeyleri söylememeye dikkat çekiliyor ve yapamayacağı şeyleri söylemenin ve sözünde durmamanın Allah katında nefretle karşılandığına dikkat çekiliyor.

“Yâ eyyühellezîne âmenû lime tegûlûne mâ lâ tefalûn ( e ) Kebura megten ındallâhi en tegûlû mâ lâ tefalûn ( e )” (Saf 61/ 2-3)

Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?  Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.” (Saf 61: 2-3)

Bakara suresi 224, Maide suresi 1 ve Rad suresi 20. ayetlerde de verilen sözlere, yeminlere ve ahitlere bağlı kalmaya dikkat çekilmiştir.

“Yemin etmek suretiyle, Allah’(ın adın)ı, iyilik yapmanıza, (kötülüklerden) sakınmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel yapmayın. (Böyle yapmışsanız, keffâret ödeyerek yaminizi bozun), Allah her şeyi işiten bilendir” (Bakara 2/ 224)

“Ey iman edenler! Akitleri(n geregini) yerine getiriniz…” (Maide 5/ 1)

“Onlar, Allah'in ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardır.” (Rad 13: 20)

Yazarın Diğer Yazıları