İmamı Gazali diyor ki: Ahlakın en mükemmeli, edebin en üstünü, Dinde edebtir. Bir Müslüman için amaçlanan mertebeye ulaşmak, ancak Allah’ın emirlerine uymak ve Peygamberler Peygamberi Hz. Muhammed’in edeplerine, ahlakın tâbi olmak iledir.
Peygamberin sünnetini terk ederek, başka yollara sapanların âhiretteki durumları Kur’an’da şöyle anlatılır:
Yevme tugallebu vucûhuhum fîn nâri yekûlûne yâ leytenâ eTa’nâllâhe ve eta’ner resûlâ(resûlen). ( Ve kâlû rabbenâ innâ aTa’nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe eDallûnes sebîl(sebîlâ). (33/Ahzab/66-6767)
“O gün o (her inkârcı) zalim, ellerini ısırıp: “Keşke ben, peygamberle beraber kurtuluş yolunu tutsaydım” diyecek. (bak. 33/Ahzab/66-67) Yazıklar olsun bana! Keşke falanı dost edinmeseydim; Andolsun ki, bana o, (Kur’an) gelmişken, beni zikirden (Allah’ı anmaktan ve Kur’an’dan) o saptırdı. Zaten şeytan, (darlıkta) insanı yalnız ve yardımcısız bırakandır.” (25/Furkan 26-29) “O gün, onların yüzleri ateşte evrilip çevrilirken; “Ah! Keşke biz, Allah’a itaat etseydik, Peygamber’e de itaat etseydik” diyecekler. Ve diyecekler ki: “Ey Rabbimiz! Doğrusu biz, efendilerimize ve büyüklerimize (onların isteklerine, hevalarına ve çağırdıklarına) uyduk, (onlar) da bizi (hak) yoldan saptırdı.” (33/Ahzab/66-67) (karş. 2/Bakara/165-167)
“İnsanlardan bazıları Allah’tan başkasını Allah’a denk tanrılar edinir de onları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah’a olan sevgileri ise (onlarınkinden) çok daha fazladır. Keşke zalimler azabı gördükleri zaman (anlayacakları gibi) bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi. İşte o zaman (görecekler ki) kendilerine uyulup arkalarından gidilenler, uyanlardan hızla uzaklaşırlar ve (o anda her iki taraf da) azabı görmüş, nihayet aralarındaki bağlar kopup parçalanmıştır. (Kötülere) uyanlar söyle derler: Ah, keşke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydı da, simdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık! Böylece Allah onlara, islerini, pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak gösterir ve onlar artık ateşten çıkamazlar. (2/Bakara/ 165–167) (Bk. 7A’raf/36-39; 16/Nahl/27; 28/Kasas/62-66; 33/Ahzab/66-68; 34/Sebe/22; 37/Saffat/22-35; 38/Sâd/55-61)
Ebu Râfî (r.a) ‘den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Benim emrettiğim veya nehyettiğim bir konu kendisine iletildiğinde sakın sizden birinizi, koltuğuna yaslanmış olarak, “biz onu bunu bilmeyiz. Allah’ın kitabında ne görürsek ona uyarız, o kadar” derken bulmayayım.” (Ebu Davud, Sünnet 5; Tirmizi, İlim 10; İbn Mace, Mukaddime 2 (Tirmizi “bu hadis hasen bir hadistir” demektedir.) (Devamı Yarın)