Muharrem Günay

SABAH UYKUSU RIZKA MANİDİR

Muharrem Günay

Sabah erken kalkmak, hayra, berekete sebep olur. Erken kalkanın nasibi gür olur. Sabah namazını kılmayan vücudunun hayrını göremez. Hadis-i şerifte buyrulur ki:
“Hak Teâlâ rızıkları, fecr ile güneşin doğacağı vakitler arasında verir.”
Rızıkların dağılması sabah namazından sonra olur. Manevi rızıkların dağılması ise ikindi namazından sonradır. Bunun içindir ki sabah namazı vaktinde ve ikindi namazı ile akşam namazı arasında uyumak mekruhtur. Bu vakitlerde ve akşam ile yatsı arasında uyumamak lazımdır. Öğleden sonra bir miktar uyumak sünnettir. Buna “Kaylûle uykusu” denir.
Çok uyumak hem dünyada hem de ahirette insanı fakir eder. Sabah uykusu, acizlik, tembellik, gevşeklik ve unutkanlık getirir. Bu bakımlardan sabah namazına kalkıp namazı kılmanın hem bu dünya hem de ahiret açısından çok büyük faydaları vardır.
“Sabah namazını kılan kimse, Allah’ın ahd-ü emânındadır. Allah ise ahd-u emenından dolayı sizden bir şey istemez.”(Buhari ve Müslim, S.Muhammed Hakkı Hazr. Sırlar hazinesi, Terc: Celal Yıldırım, s:83) Allah emanetinde olan insanı her türlü zarardan korur.
– Sabah Namazından Sonra Zikir Etmek
Zikir’de bir ibâdettir. Allah’ın varlığını, birliğini, her türlü noksanlıktan, beşerî sıfatlardan münezzeh bulunduğunu kalbden dile aktarmak, kalble dili bu hususta birleştirip bütünleştirmektir. Allah’ı her dem anmak, O’nun Celâl ve Cemal sıfatlarını dile getirmek ne büyük şeref ve ne yüce bir ibâdettir!.
Kur’ân-ı Kerîm’de zikrin önemine temas edilerek şöyle buyuruluyor .-
“Ey İmân edenler! Allah’ı çokça zikredin (anın), O’nu sabah akşam teşbih edin.” (Ahzab Sûresi Âyet: 41-42.)
“Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Râd13:28)
Zikrin en önemli yanı, kul Allah’ı anınca Allah’ın da onu anması onu rahmetiyle yadetmesidir. Kur’ân’da özellikle bu husus açıklanmıştır.
“Artık. beni anın, Ben de sizi (rahmet ve gufran ile) anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.” ( Bakara 2: 152.)
Kudsi Hadîste ise şöyle buyurulmuştur:
“Ben kulumun beni zannettiğinin yanındayım (kulum Beni sandığı gibi bulacaktır). Beni zikrettiği zaman Ben onunla beraberim. Kulum beni kendi nefsinde anarsa, Ben de onu kendi katımda anarım. Kulum beni bir topluluk içinde anarsa, Ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. Kulum bana bir karış yaklaşırsa Ben ona bir arşın yaklaşırım; o bana bir arşın yaklaşırsa Ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kulum bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak giderim.” ( Buharı – Müslim.)
Zikir üç türlüdür. 1- Dil ile zikir: Sübhanellah, Lailahe illallah, Allah demek gibi; 2. Beden ile zikir: Namaz kılmak, oruç tutmak gibi, 3. Kalb ile zikir, her an Allah (c.c.) ile bir ve beraber olmak ve biz onu görmesek te O’nun bizi gördüğünü düşünerek bir hayat yaşamak.
Celal Yıldırım da zikri şu şekilde açıklamıştır:
“Zikir yalnız Allah’ın Celâl ve Cemal sıfatlarını, anmak, tehlîl ve tekbîr, teşbih ve tahmîdde bulunmak değildir. Helâl ve haram sınirlannı bilmek, aldığına ve sattığına dikkat etmek, tezgâh başında, masada, tarla ve bahçede, fabrika ve atelyede Allahı hatırlayarak dosdoğru iş görmek te zikirdir.” (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/256.)
Ali bin Ebû Talha ise bu hususta İbn Abbas (r.a.) Hazretlerinin şöyle bir açıklamada bulunduğunu nakletmiştir:
“Allah (c.c.) ne kadar bir şeyi kullarına farz kılmışsa, mutlaka ona belli bir sınır çizmiştir ve kullan için o hususta özür imkânı tanımıştır. Ancak zikir için ne sınır koymuş, ne de özür kabul etmiştir : “Ayakta iken, otururken yanlarınız üzeri yatarken Allah’ı anınız…” buyurmuştur. Bu durumda gece ve gündüz, eyleşik halinde ve yolculukta, karada ve denizde, sağlıklı günlerde, hastalıklı durumlarda ve zenginlik devrelerinde Allah’ı anmamız gerekir.” (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslâm Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/256.) İbni Abbas(r.a.)’ın anlattığı zikir türü kalp ile zikir hâli olup her an Allah (c.c.) ile beraber olmaktır.
Sabah namazından sonra güneş doğup bir mızrak boyu yükselinceye kadar zikir etmek sonra da kalkıp iki rekât işrak namazı kılmak sünnettir.
Enes (r.a.)’dan:
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:
“Kim sabah namazını cemaatle kılıp da güneş bir mızrak boyu yükselinceye kadar Allah’ı zikir ederse, sonra kalkıp iki rekât namaz (işrak namazını) kılarsa, onun için tam bir hac, tam bir umre sevabı yazılır.” Tirmizî bu metni naklettikten sonra Hz. Peygamberin üç kere “tam bir hac ve umre sevâbı” dediğini de aktarır. (Tirmizî, Ebvâbu’b-Salât, 412 (hadis no: 586). Aynı anlamda bir hadis Tabarânî tarafından da nakledilmiştir. (Tabarânî, Süleyman b. Ahmed, el-Mu‘cemu’l-Kebîr, thk. Hamdî b. Abdilhamid es-Selefî, Musul 1983, XXIV, 406.
Namaz kılmanın mekruh olduğu vakitlerde, Peygamber sallallahu aleyhi veselleme salâtü selam getirmek, dua okumak, tesbih çekmek Kur’an okumaktan efdaldir.” (Şiratü’l – İslâm, sayfa: 184)

Yazarın Diğer Yazıları