Muharrem Günay

SANIK ZALİMLERE EĞİLİM, YAKINLIK GÖSTERMEYİNİZ-2

Muharrem Günay

20 Kasım 2015 Cuma 02:00:00
  (Dünden Devamı)
İmâm-ı Rabbâni Hazretleri buyururlar ki:
“İki dini tasdik eden dahi şirk ehlinden sayılır. İslâm hükümleri ile küfrü bir araya getirmeye teşebbüs eden dahi müşriktir. Hâlbuki küfürden teberri etmek (uzaklaşmak, yüzçevirmek) İslâm’ın şartıdır. Şirk şaibesinden sakınmak tevhiddir…”
Hinduların büyük bildikleri günlere ta’zim, Yahudilerce bilinen adetlere uymak, küfrü icap ettirir. Nitekim ehl-i İslâm’ın cahilleri, bilhassa kadınlar, küffârın belli günlerindeki küfür merasimini icrâ etmektedirler. Bunları kendileri için de bayram kabul edip, kızlarının ve kardeşlerinin evlerine onlar gibi hediyeler yollarlar… Böylelikle o merasime tam manası ile îtina ve îtibar ederler.” İslâm’da bunların hepsi şirk ve küfür alametleridir. (Mektubat-ı İmâm-ı Rabbânî, 3/41))
Yine Mektubât-ı Şerife’nin 1. cildin 266. mektubunda şöyle buyuruyorlar:
“Bir defasında, bir hastanın ziyaretine gitmiştim. Ölümü yaklaşmıştı. Haline teveccüh ettiğim zaman gördüm ki kalbi şiddetli zulmet içinde. Her ne kadar bu zulmetin kalkması için teveccüh ettiysem de kalkmadı. Çokça teveccühten sonra bilindi ki, bu zulmetler, kendisinde saklı duran küfür sıfatındandır. Bu sıkıntıların kaynağı dahi küfür ehli ile dost geçinip durmasıdır. Bana malum oldu ki bu zulmetlerin def’i (kaldırılması) için teveccüh yerinde bir iş değildir. Zira onun bu zulmetlerden temizlenmesi, küfrün cezası olan cehennem azabına bağlıdır. (Yani o günahlardan temizlenmesi için cehennemde yanması gerekir) ve bana malum oldu ki, onda imandan bir zerre miktarı mevcuttur (yani onda az da olsa iman vardır ve son nefesinde imanını kurtarmıştır) ve bunun bereketiyle cehennemde ebedi kalmaktan kurtulacaktır.”
Kur’an-ı kerim konuya son noktayı şöyle koyuyor:
“Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar.” (Ali İmran:100)
Allah’ın Dostuna Dost, Düşmanına Düşman Oldunuz Mu?
Bir Kudsi hadiste Cenâb-ı Hak kuluna şu soruyu soruyor:
“Sen benim yolumda herhangi bir dostu dost edindin mi? Her hangibir düşmana benim için düşmanlık güttün mü? “(İhya 2.cilt:394,Tuğra Neşriyat yayını)
Rivayete göre, Allah Teâlâ Hz, Musa’ya şöyle vahyetmiştir:
– Ey Musa! Benim için hangi ameli yaptın?
– Ya Rabbî! Senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekât verdim.
– Namaz senin için delildir. Oruç senin için koruyucu bir kalkandır. Sadaka senin için gölgedir. Zekât senin için nûrdur. O halde bütün bunlar senindir. Benim için hangi ameli yaptın?
– Ya Rabbî! Sadece senin için olan bir ameli bana öğret.
– Ya Musa! Acaba benim bir dostuma hiç dost oldun mu? Acaba benim yolumda hiçbir düşmana düşman oldun mu? Bunun üzerine Hz. Musa bildi ki, amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir.
Allah Teâlâ’nın Musa aleyhiselama olan vahyinden de anlaşılacağı gibi namaz kılan mü’min Allah için sevmeli, Allah dostlarına dost; Düşmanlarına düşman olmalı ve onlara buğz etmelidir.
(Son)

Yazarın Diğer Yazıları