“Eûzübillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm
“Vemâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemin “ (Enbiyâ/ 107) “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik”
“Yâ eyyühennebiyyü innâ erselnâke şâhiden ve mübeşşirân ve nezîran. Ve dâiyen ilallâhi bi iznihî ve sirâcen münîrâ… (Ahzap suresi/ 45-46) “Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeci, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle Allah’a çağıran ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.”
PEYGAMBER NE DEMEKTİR?
Peygamber Farsçadan dilimize geçen bir sözcük olup, “haber veren ve haber getiren, anlamına gelir. Terim olarak peygamber, “Allah tarafından gönderilen, onun emirlerini, öğütlerini ve vereceği her türlü bilgiyi insanlara ulaştırmakla ve açıklamakla görevlendirilen kimselere” denir.
Nebi ve resul ne demektir?
Kuranıkerim’de peygamber sözcüğünün yerine “nebi” ve “resul” kelimeleri kullanılmıştır. Arapçada nebi “haber veren”, resul ise “elçi, mesaj taşıyan kimse” anlamındadır. Terim olarak Nebi: Allah’tan vahiy almış, ancak kendisinse ayrıca ilahi bir kitap verilmemiş olan peygamberlerdir. Nebiler kendisinden önce gelmiş olan resullerin kitaplarını tebliğ etmişler ve açıklamışladır. Örneğin Hz. Nuh, Salih, Yunus peygamberler nebidir.
Resul: Allah tarafından kendisine vahiylerden oluşan bir kitap gönderilen peygamberdir. Resullere nebi de denir. Ancak her nebiye resul denmez. Örneğin, Hz. Musa, Hz. Muhammed hem nebi, hem de resuldür.
Peygamberimizin Soyu
Âlemlere rahmet ve bereket olarak gönderilen, Allah’ın en sevgili kulu, son ve en büyük Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.) bir saadet güneşi olarak doğdu. Kurumuş topraklar su ile yeşerdiği gibi Peygamberimizin gelmesiyle insanlık yeniden hayat buldu.
O’nun kalplere yerleştirdiği iman ışığı sayesinde kalplerden yanlış inançlar silindi, cehaletin yerine ilim, zulmün yerine hak ve adalet, kin ve düşmanlığın yerine insan sevgisi, acımasızlığın yerine şefkat ve merhamet geldi. Gerçek anlamda İslâm kardeşliği kurularak toplum barış ve huzura kavuştu.
Nasıl ki her insanın mensup olduğu bir soy ve millet varsa Hz. Peygamberimizin de mensubu olduğu bir soy ve millet vardır. Fakat Peygamberimizi bir soya ve millete indirgemek uygun değildir; Çünkü O, âlemlere rahmet olarak gönderilmiş, milletler üstü bir peygamberdir. Hz. Muhammed’in Hz. İbrahim’in soyundan geldiği bilinmektedir. Sevgili Peygamberimiz hadislerinde “Ben İsa’nın İncil’de geleceğimi müjdelediği ve atam İbrahim’in Allah’tan dua ederek soyumdan bir peygamber gönder dediği peygamberim” demiştir.
Yahudiler ve Hıristiyanlar ısrarla Hz.İbrahim Peygambere sahip çıkarak kendi milli peygamberleri olarak gösterme gayreti içerisindedirler. Oysa bu iddialar hem dini hem de tarihi açıdan yanlış ve sakat iddialardır.
İbni Abbas (R. A.) dan yapılan sahih rivayete göre: Necrân Hıristiyanlarından bir topluluk ile Yahudi din adamlarından bir kurul, Resûlüllah (A.S.) Efendimize gelerek bir açık oturum düzenlemesini arzu ettiler. İbrahim Peygamber hakkında tartışmak istiyorlardı. Yahudiler, İbrahim Peygamberin Yahudi olduğunu, Hıristiyanlar da onun Hıristiyan olduğunu iddia etmeye başladılar.
Âl-i İmran Suresi 65-67. Âyetler, onların bu konudaki tartışmalarının gerçek bir dayanağı bulunmadığını, bilgilerinin de çok yetersiz olduğunu açıklar anlamda idi. (İbn Kesir- Fethu’l Kadir-Lübabu’t-Te’vil Tefsirleri)
Adı geçen ayetlerde şöyle buyruluyor:“Ey Kitap Ehli! İbrahim hakkında niçin tartışırsınız? Tevrat da, İncil de ancak ondan sonra indirilmiştir. (Bunu da) akletmiyor musunuz?(Al-i İmran/65)
İşte siz böylesiniz; haydi bilginiz olan şey hakkında tartışıp durunuz, ama bilmediğiniz şey hakkında niye tartışırsınız?! Allah bilir, siz bilmezsiniz.(Al-i İmran/66)
“Mâ kâne ibrâhimü yehûdiyyen velâ naSrâniyyen velâkin kâne hanîfen müslimen. Ve mâ kâne minel müşrükîn(e).” (Al-i İmran 67)
“İbrahim ne Yahudi, ne de Hıristiyan idi; ama Hakk’a yönelmiş tertemiz katıksız bir Müslimdi, Allah’a ortak koşanlardan değildi.” (Al-i İmran/67)
Sevgili Peygamberimiz her fırsatta Hz. İbrahim aleyhisselam ile övünmüş ve ona “ATAM“ demiştir. Sevgili Peygamberimiz zaten Peygamberlik gelmeden önce Hz.İbrahim’in dini olarak Kur’an’da bildirilen “Haniflik“ üzere idi.
Not: Arapça ayet metinlerini Türkçe harflerle yazarken sad harfi büyük S, peltek zel ve peltek se harflari küçük ve koyu olarak (z,s), s,z harfleri küçük renksiz , Zý harfi büyük Z ile, Tý harfi büyük T, te harfi küçük te, Dat harfi büyük D, dal harfi küçük d ile gösterilmiþtir.