Muharrem Günay

ŞEFKAT PEYGAMBERİ HZ. MUHAMMED YAZILARI 19-1

Muharrem Günay

20 Şubat 2012 Pazartesi 02:00:00
  HZ. PEYGAMBERİMİZİN ÜMMETİNE ŞEFAATİ
Denildi ki: Günlerden bir gün, Resûlullah (S.A.V.), Hz. Ebûbekir; Ömer, Osman, Ali, Fatıma ve Ayşe (Allah’ın rızası cümlesinin üzerine olsun.) ile oturmakta idiler. Hepsi de resûlullah’ın huzurunda bulunuyorlardı…
Resûlullah (S.A.V.) birden (şiddetle) ağlamaya başladı… Öyle bir ağlayış ki (dayanılmaz.)…
Bunu (gören) Hz. Ebubekir şöyle dedi:
Anam, babam sana feda olsun Yâ Resûlallah! Niçin ağlıyorsun?
Resûlallah (S.A.V.) buyurdular ki:
Ümmetimin önünde uzun ve zor bir yol, omuz-larında bir yük, ve bir çok da ma’siyetleri bulunmaktadır. (Ahrette azâba girerlerse) ben nasıl ağlamayayım!
Hz. Ebûbekir bundan duygulanarak:
Yâ Resûllah! Sen gönlünü hoş tut! (Allah bana izin verirse) Kıyamet gününde Ümmetinin âsileri hakkında durum vahimleşirse (günahlarının taşınmasını hafifleştirmek için) Onların günahlarının yarısını yüklenirim.
Resûlallah (S.A.V.), Ebûbekir’i senâ (Tahsin ve taltif ve dua) etti.
Sonra Peygamber (S.A.V.) efendimiz, Hz. Ömer’e teveccüh ederek; Şöyle buyurdu:
Yâ Ömer! Ebû Bekir (R.A.)ın sözlerini işittin.. Günahkar ümmetim hakkında sen ne yapacaksın?
Hz. Ömer şöyle cevap verdi:
Yâ Resûlallah! Ebû Bekir’in yapmayı va’d ettiği (şefaat9 kadarına benim gücüm yetmez. Allah (C.C.) bana izin verirse, ben de ümmetinin günahlarının üçte birini yüklenirim, dedi.
Resûlallah (S.A.V.) Hz. Osman’a dönerek şöyle buyurdu:
Yâ Osman! Benim ümmetim (in günahları) hakkında sen ne yaparsın?
Hz. Osman şöyle cevap verir:
Yâ Resûlallah! Ben Hz. Ömer’in yaptığı kadarını yapamam.. Allah bana izin verirse, ben ümmetinin günahlarının dörtte birini yüklenirim.
Resûlallah (S.A.V.), Hz. Osman’ı senâ (Tahsin ve taltif ve dua) etti.
Sonra, Resûlallah (S.A.V.) Ali’ye ikbal ederek şöyle buyurdu:
Yâ Ali! Ümmetimin günahkarları hakkında sen ne yapacaksın?
Hz. Ali de şöyle cevap verdi:
Allah izin verirse, ben elimden gelen bütün iyiliği yapacağım! Yarın Kıyamet gününde Sırat Köprüsü’nün her iki tarafını tutup âsî ümmetinin Cehenneme girmesine mâni olacağım. Durum şiddetlenirse, onların her birinin yerine ben ateşe gireceğim. Onları Cehenneme sokmayacağım… der.
Resûlallah (S.A.V.), Hz. Ali’yi senâ (Tahsin ve taltif ve dua) eder.
Sonra Hz. Peygamber (S.A.V) efendimiz (zevcesi/eşi) Aişe’ye dönerek, şöyle buyurdu:
Yâ Âişe! Günahkâr ümmetim hakkında sen ne yapacaksın? Sen onların anasısın! Ananın evladına himmeti (merhameti) gerekir.
Hz. Âişe (r.a.):
Hz. Fatıma’nın huzurunda, benim bir şey söylemem gerekmez, dedi.
Hz. Fâtıma (Resûlallah’ın kızı) şöyle cevap verdi:
Sen anasın; evladın anası huzurunda önce konuşması doğru olmaz.
Hz. Âişe şöyle dedi:
Hz. Muhammed Mustafa’nın, hakkında: “Fâtıma benden bir parçadır” diye buyurduğu kızının, huzurunda ben nasıl önce konuşurum?
Hz. Fâtıma (r.a.) şöyle cevap verdi:
Resûlallah (S.A.V.)’in, hakkında: “Şayet beni göremezseniz, dininizin yarısını (veya üçte birini) şu Hümeyrâ (Âişe) den alınız (öğreniniz)” buyurduğu kimsenin huzurunda ben nasıl konuşurum? (o zaman):
Hz. Âişe şöyle dedi:
Allah’a yemin olsun ki senden önce konuşmayacağım!
Bu sefer:
Hz. Fâtıma (r.a.) Resûlallah’a (dönerek) şöyle der:
Ey babacığım! Ümmetinin hesap günü Mizân’ın başında dururum.
Peygamberi zi^şan (A.S.V.):
Ey babasını ruhu, Ey gözünün bebeği (söyle günahkar ümmetim hakkında) ne yapacaksın (orada) Hz. Fâtıma şöyle cevap verir:
Allah (C.C.)izin verirse, ve ümmetinin günahları, sevaplarından ağır gelirse; (Evlâdımın mânen önceden bildirilen din yolundaki akıbetlerine göre) (oğlum) Hasan’ın zehir bulaşmış gömleğini çıkarır, sevap kefesine korum. Eğer ağdırmazsa bu sefer oğlum Hüseyin’in kanlı gömleğini ilâve ederim. Yinede tamam olmazsa, başımdan başörtümü çıkarır; saçlarımın örgülerini çözerim; Ümmetinin sevaplarının ağdırılması için başörtümü kefeye koyarım! (Ve ağır gelinceye kadar beklerim.) (Devamı Yarın)

Yazarın Diğer Yazıları