Muharrem Günay

SELÇUKLULAR DEVLETİNİN KURULUŞU VE TUĞRUL BEYİN KIZILELMASI 'ŞARK VE GARP SULTANLIĞI'

Muharrem Günay

İslâmiyet’in Oğuzlar ve Karluklar arasında yayılması, doğurduğu sonuçlar açısından tarihte çok önemli bir yer işgal eder. Selçuklu ve Osmanlı devleti Oğuzlar, Karahanlılar devleti ise Karluklar tarafından kurulmuştur. Büyük Selçuklu devletine adını veren Selçuk Bey, Oğuzların Üçoklar koluna bağlı Kınık boyundan Dukak adlı bir beyin oğludur. “Rasonyi’ye göre Selçuk adı “küçük sel” manasına gelir. Diger taraftan P.Pelliot, kelimenin ‘Salçug’ şekli ile Türkçede “mücadeleci” manasında olduğunu ileri sürmüştür ”(Kafesoğlu, İ, 1992, s:247) .
Dukak Bey Oğuzlar devletinde ordu komutanıydı. Selçuk Bey’in babası Dukak, rüyasında göbeğinden bir dal çıktığını, her tarafı saran dalların göklere yükseldiğini görmüş ve bu rüyanın tabirini yapan Korkut Ata da Dukak’a soyundan gelecek olanların Cihan Padişahı olacaklarını ve Cihan Hâkimiyetini gerçekleştireceklerini müjdelemiştir.
Dukak Bey’in ölümünden sonra oğlu Selçuk Bey, Subaşı (ordu komutanı) oldu. Oğuzların büyük bir bölümü Selçuk Bey’e bağlıydı. Oğuz Yabgusu ile Selçuk Bey’in arası açılınca, Selçuk Bey kendisine bağlı olan Oğuz Boyları ile Yenikent’den (Yengi kent’ten) ayrılarak Seyhun ırmağı kıyısındaki Cent şehrine geldi. Cent şehri, Türk illeriyle İslâm ülkeleri arasında olan bir sınır şehriydi. Selçuk Bey ve kendisine bağlı olan Oğuz Boyları bölgedeki diğer Müslüman Türklerle kaynaştılar. Burası Yabgu idaresinin zayıf bulunması ve İslâmiyet’in yayılması dolayısıyla, onun için çok müsait bir yer idi. Yabgunun Cend şehrine hâkimiyeti sadece yılda bir defa gelen memurların vergi alması şeklinde beliriyordu. Bu sıralarda İslâmiyet’in hızla yayılması ise daha mühim bir sebep yaratıyordu. Aslında 200.000 çadır halkının, yâni birkaç milyon insanın 960 yılında, birden İslâm dinini kabulleri tarihi bir dönüm noktası mânâsına geliyordu. Nitekim Çu vadisinde ve Orda şehrinde “bir Türkmen meliki” ve Dokuz-Oğuzlara (Uygurlara) komşu “bir Türkmen ülkesi” Melik üt-Türkmen ve Arz ut Türkmen Müslüman olmuştu. Mervezi’nin kaydettiği Mâveraünnehir ve Hârezm gibi İslâm ülkelerine yakın bulunan Oğuzlar Müslüman oldukça onlara “TÜRKMEN” denilmiş ve artık bu isim İslâm memleketlerine göçen Oğuzlara ad olmuştu (Turan, O, 1993, s:66-67.)
Bu sırada ve bu durumda kabilesi, tâbileri ve hayvan sürüleri ile Cend’e gelen Selçuk yeni dinin üstünlüğü ve cazibesi yanında onun bahşedeceği siyasi imkânları da çok iyi kavramış gözüküyor. Nitekim Cend’e varınca adamları ile müşâvere ederek “Yaşamak arzusunda bulunduğumuz bu ülkede halkın dinine (İslâmiyet’e) girmezsek kimse bize katılmaz ve yalnız bir cemaat halinde kalmağa mecbur oluruz” demiştir. Bu görüşler sonunda Hwarizm tarafına, Selçuklular zamanında kumaşları (Zendenîcî) ile meşhur olan ve Buhara’nın şimalinde (kuzeyinde) bulunan Zandak (Zandana) şehrine adam gönderip vâliden kendilerine İslâmiyet’i öğretecek din adamı istediler. Bu teşebbüs Selçuk tarihinde olduğu gibi Türk-İslâm tarihinde de büyük bir dönüm noktası teşkil eder ve Selçuk’a da Selçuklu İmparatorluğu’nun kurucuları arasında birinci mevkii verir (Turan, O,1993, s:67).
Selçuk Bey kuracağı devletin temellerini burada attı. Selçuk Bey, Oğuz Yabgusu’nun memurları vergi toplamak üzere Cent’e geldiği zaman, Selçuk: “Müslümanlar kâfirlere haraç vermez” düşüncesi ile memurları kovarak yabguya karşı cihada başladı. (Kafesoğlu, 1992 s:249) Selçuk, Yabgu’ya karşı üstünlük sağladı ve onun Cent’deki hâkimiyetine son verdi.
Samanoğulları ile Karahanlılar arasında çıkan savaşta Samanoğulları tarafında yer aldı. Bir süre sonra Karahanlılar Samanoğulları devletine son verdiler.(999) Samanoğullarının toprakları Karahanlılar ve Gazneliler arasında paylaşıldı. Bu arada Selçuk Bey’e bağlı olan Oğuzların durumu zorlaştı. Gazneliler Horasan’ı ele geçirdi. Mâveraünnehir’in siyasi açıdan karıştığı bir dönemde Selçuk Bey Cent şehrinde öldü. (1009) Selçuk Bey’in yerine Arslan Yabgu geçti. Selçuk Bey’in Arslan Yabgu’dan başka, Mikail, Yusuf ve Musa adında üç oğlu daha vardı. Mikail’in oğulları Tuğrul ve Çağrı Beyler, tıpkı Gök-Türkler zamanında Bilge ve Kültigin’in amcaları Kapağan’ın etrafında birleştikleri gibi onlar da amcaları Arslan Bey’in etrafında toplandılar.
Gazneliler Türk devletinin hakanı Gazneli Mahmud, Arslan Yabgu’yu Hindistan’a yapacağı bir seferi bahane ederek yardıma çağırdı. Bu daveti kabul eden Arslan Yabgu’yu hile ile tutuklatıp, Hindistan’ın Kalincar kalesine hapsetti. Arslan Yabgu, Anadolu Selçuklularının atası Kutalmış Bey’in babasıdır. Arslan Yabgu’nun tutuklanması üzerine kardeşi Mikail Beyin oğulları Tuğrul ve Çağrı Beyler Oğuzların başına geçtiler.
Dağılan Oğuz Boylarını toplayan Tuğrul ve Çağrı Beyler Gaznelilere saldırdılar. Savaş Selçukluların zaferiyle son buldu. Arkasından Gazne Sultanı Mesut’un üzerlerine gönderdiği büyük bir orduyu bozguna uğrattılar. Selçuklular Horasan’ı ele geçirerek Nişabur’a girdiler. Tuğrul Bey burada büyük bir hükümdar olarak karşılandı ve adına hutbe okuttu; bağımsızlığını ilan etti. Abbasilerin başında sadece dini bir sembol durumuna düşmüş olan Halife Kaim biemrillah Tuğrul Bey’e elçiler göndererek hükümdarlığını tanıdı. (1038)
Selçukluların Horasan’ı ele geçirmeleri ve Tuğrul Bey’in kendi adına hutbe okutmasını içine sindiremeyen Gazne Sultanı Mesut büyük bir ordu ile Horasan’a yürüdü. İki ordu Merv yakınlarında Dandanakan denilen yerde karşılaştılar. Selçuklu ordusu sayıca az olmasına rağmen, Tuğrul ve Çağrı Beylerin komutasında çok hızlı hareket ederek, Gazne ordusunu bozguna uğrattılar. (1040) Gazne topraklarının büyük bir bölümü Selçukluların eline geçti. Tarihçiler 1040 tarihini hem Büyük Selçuklu Devletinin hem de Türkiye Devleti’nin kuruluşu olarak kabul ederler. Bu arada Abbasilere ait olan İran, Suriye, Filistin gibi Abbasi toprakları Selçukluların hâkimiyetine geçmişti. Böylece Cenâbı Hakk’ın Kur’an’da, Peygamber Efendimizin hadisi şeriflerde işaret buyurduğu olaylar ardı ardına gerçekleşmeye başlamıştı. Artık kılıç Türklerin elinde idi.

Yazarın Diğer Yazıları