Muharrem Günay

SELÇUKLULAR DEVLETİNİN YIKILIŞI VE OĞUZLAR TÜRKMENLER

Muharrem Günay

Selçuklu devletinin asıl ve temel unsuru Oğuzlar-Türkmenlerdi. Selçuklu devletinin birinci ilkesi Türk Cihan Hâkimiyetini gerçekleştirmek ve dünya egemenliğini kurmaktı. Devletin ikinci ana ilkesi ise Türkmenlerin göçlerini yönlendirmekti. Giderek kalabalıklaşan Oğuz boyları yeni ülkelere ve özellikle Anadolu’ya göç etmeğe başlayınca Selçuklular bunları Müslümanlaştırarak sınır boylarına yerleştirdiler. Türkmenler Selçuklu devleti ve orduları için depo görevi görüyorlardı, fakat çıkardığı kargaşalıklar ve disiplinsiz tavırları ile de devletin gücünü zayıflatıyorlardı.
“Tuğrul Bey, Alparslan ve Melikşah gibi ilk büyük Selçuklu sultanları için Anadolu’nun fethi, bir yandan kesif Türkmen muhacereti (göçü) baskısı ile ve onlara yurt bulmak zarureti ile yapılmakta, bir yandan da kendi devletlerini, Müslüman halk ve ülkelerini istilâ ve asayişsizlikten korumak maksadını gütmekte idi ki, Anadolu’nun Türkleşmesi bu iki başlı siyaset ve gayretlerin neticesi olarak tecelli etmiştir. Bu iki cepheli siyaset yanında Selçuk hükümdarları, İslâm’ın sultanı ve hâmisi sıfatı ile onun eski ve yenilmez düşmanı Bizans imparatorluğuna karşı Türkmenleri gönderir ve orduları ile bu göçlere yol açarken, aynı zamanda, İslâm’ın cihad mefkûresini ve Türklerin kadîm Cihan hâkimiyeti ideallerini de gerçekleştiriyordu.” (Turan, 1993, s:115)
Her ne kadar devletin asıl ve temel unsurunu Türkmenler oluştursa da, Türkmenler devletin ve ordunun önemli mevkilerine getirilen Türk olmayan unsurlardan şikâyetçi idiler. Sultan Tuğrul Bey zamanından beri devletin önemli mevkilerine başta Nizam-ül Mülk olmak üzere İranlı vezirler ve idareciler getirilmiş, devletin temel unsurunu oluşturan Oğuz-Türkmen kitlesi ikinci sınıf insan muamelesine maruz kalmışlardı. Devleti idare edenler de bu durumdan haberdardı ki Nizâmülmülk bu konuda:
“Her ne kadar Türkmenlerden bıkkınlık geldi ise de sayıları çoktur. Bu devletin kuruluşunda çok hizmetleri ve emekleri vardır ve sultanın akrabalarıdır” (Turan, 1993, s:115) diyerek yukarıdaki tespitin doğruluğunu ispatlamıştır.
Nizâmülmülk’ün Türkler hakkındaki düşüncesi bir başka kaynakta şu şekilde yer almıştır: “Alparslan’ın veziri olarak görev yapmış olan Nizâmülmülk’ün, Türkmenler için kullandığı çok önemli bir ifade bulunmaktadır:
“Her ne kadar -sayıları çok olan Türkmenlerden üzüntü husule gelmişse de, onların devlet üzerinde çok hakları olmuştur. Zira devletin başlangıcında hizmetler etmişlerdir ve sıkıntılar çekmişlerdir. Sonra akraba cümlesindedirler. Bu sebeple onların oğullarından 1.000 kişiye ekmek (nân) yazılmalı, saray gulâmları tarzında onları tutmalıdır” (Nizâmülmülk, Siyâsetnâme, 2018. s.87)
Yukarıda geçen ifadeye göre Türkmenlerden dolayı devletin başının ağrıdığının, bizzat vezir Nizâmülmülk tarafından aktarılması, dönemin Türkmenlere bakış açısını göstermesi bakımından son derece önemlidir. Her şeye rağmen yine de Selçuklu hanedanı ile Türkmenlerin akraba olarak zikredilmesi, bunun bilinci ile de Türkmenlere yaklaşıldığını bize göstermektedir.
Türkmenler adına söylenmesi gereken önemli bir husus, onların Selçuklu hizmetinde çok büyük faydalar sağladıklarıdır. Örnek vermek gerekirse 1071 ile 1079 tarihleri arasında Selçuklu emiri olarak görev yapmış olan Atsız, Mısır Fatımî Halifeliği’ne ait sınırlardan biri olan Filistin’de, Büyük Selçuklulara tabi bir Türkmen beyliği kurmuştur. Türkmenler arasından kapsamlı ve tarihe iz bırakacak derecede girişimlerde bulunan komutanlar da çıkmıştır. Melikşah’ın sultan olduğu sıralarda Anadolu’daki fetihlerle uğraşan Artuk Bey’i bu cümle etrafında belirtebiliriz (Kefesoğlu. 1973, s.27).
Tuğrul Bey, Alparslan ve başkaları, daima yanlarında ve buyrukları altında bulunacak sadık ve itaatkâr bir kuvvete sahip olabilmek için, Türkistan’dan Endülüs’e kadar olmak üzere, İslâm âleminin her ülkesinde hânedanlar tarafından kabul edilmiş olan “Memlük” usûlünü benimsediler. Daha Gazneliler ile mücadele sırasında birçok Türk memlûkün Selçuklular tarafına geçtiğini biliyoruz. Devletin kurulmasından sonra gerek Gaznelilerden, gerek Deylemlilerden mühim sayıda Türk memlûkün Selçuklu hizmetine girdiği muhakkaktır. Tuğrul Bey, Alpaslan itaatli, terbiyeli, muhite intibak etmiş olan bu memlûkleri çabuk kızan, sert mizaçlı, yaltaklık-yalakalık bilmeyen soydaşlarına tercih ederek onların ileri gelenlerini yüksek mevkilere getirdiler. M.H. Yınanç’ın dediği gibi, “Tuğrul Bey ve Alparslan’ın Memluk sistemini benimsemelerinde başta vezirler olmak üzere, İranlı devlet erkânının mühim bir rolü olmuştur ”(Sümer, Oğuzlar,1992, s:96).
“Alparslan memluk emirlerini mühim mevkilere çıkarırken öz kavminden olan beyler Suriye’de Arap hükümdarların hizmetine girmeğe başlamışlardı ki, böyle bir hadise hiç bir kavmin tarihinde görülmez. Türkmenler için yapılan şey onları Bizans ucuna yollamak ve orada başlarına ya bir Selçuklu şehzadesi geçirmek veya onları bir Memlûk emirinin buyruğuna vermekti” (Sümer, Oğuzlar, 1992, s:97).

Yazarın Diğer Yazıları