“İmanca mü’minlerin en olgunu, ahlâkı en güzel olup, aile fertlerine karşı en, yumuşak, lütufkâr davranandır. (Tirmizı ve Hâkim rivayet etmiş; Buhârî sahihtir demiş, Tirmizî de hasen olduğunu söylemiştir.)
Ebû Davud’un Ebû Hüreyre’den rivayeti de:
“Hayırlınız, çoluk çocuğuna hayırlı olanınızdır.” şeklindedir.
Beyhakî’nin rivayeti ise:
“Hayırlınız kadınları için hayırlı olanınızdır” şeklindedir.
Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.)buyurdu:
“Allah katında kötü ahlâktan daha büyük günâh yoktur. Çünkü kötü ahlâk sahibi, bir günâhtan çıkmadan diğerine düşer.” (Hadîsi, Esbehânî mürsel olarak rivayet etmiştir.)
Ebû Hüreyre radiyallâhu an’den Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurdu:
“Mü’minin keremi (cömertliği, ululuğu ve bütün iyilikleri) dînidir. Mürüvveti (mertlik ve insanlığı) aklı, hasebi (soyluluk ve asaleti) güzel ahlâkıdır,” (İbn-i Hİbbân, Hâkim ve Beyhakî)
Ebû Zerr radiyallâhu anh’den, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem (kendisine hitaben):
Yâ Ebâ Zer, ne tedbir gibi akıl, ne haramdan kaçınmak gibi vera’ ve ne de güzel ahlâk gibi hasebolur. (Tedbir, bir işin sonunu düşünerek başarısını sağlama çaresine başvurmak. Vera; haramdan kaçınmak ve din buyruklarına bağlılık de¬mektir. Haseb, ahlaki üstünlük demektir.) (Îbn-İ Hibbân Sahihinde rivayet etmiştir)
Ebû Hüreyre radiyallâhu anh’den:
Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle duâ ederdi: “Allah’ım ayrılık ve bozgunculuktan, iki yüzlülük ve kötü ahlâktan Sana sığınırım.” (Ebû Dâvud ve Neseî)
Câbir b. Abdullah radiyallâhu anh’dan: Resûlullah sallailâhı aleyhi vesellem Cebrail’den, Allâhu Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu haber vermiştir:
“Muhakkak şu (islâm Dîni) benim razı olduğum bir dindir. Ona ancak cömertlik ve güzel ahlâk yaraşır. Sahibi bulunduğunuz müddetçe bu dîni, bu iki huy ile güzelleştirip şereflendirin (takviye edin).” (Hadîsi, Taberânî Evsafında rivayet etmiştir.)
Hazret-i Âişe radiyallâhu anha’dan: Resûl-i Ekrem sal¬lallâhu aleyhi ve sellem:
“Kötü insanlardan birisi de, şerrinden dolayı insanların kendisinden sakındığı kimsedir. (Mâlik Muvatta)
Ebud-Derdâ radiyallâhu anh’den, Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Kıyamet gününde (ameller tartılırken) mü’minin mîzânında güzel ahlâktan daha ağır (gelecek) bir şey yoktur. Şüphesiz ki Allâhu Teâlâ kötü huylu, çirkin sözlü kimseleri
sevmez.*’ (Tirmizî)
Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Benim katımda en sevimliniz ve kıyamet gününde meclisime en yakınınız, ahlâkı en güzel olanınızdır. Sizden en sevmediğim ve kıyamet gününde meclisimden en uzakta kalacak olanlar: kibirli, ağız eğerek gösteriş için lügat parçalayan ve çok konuşan kimselerdir. Ashab: “Yâ Resûlallâh, bunlar kimlerdir? Diye sordular. “Kibirlenip böbürlenen kimselerdir” cevabım verdi. (Tirmizî)
Hazret-i Ebû Zerr,
Resûlullâh salla’llâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu:
“Nerede olursan ol Allâh’dan kork ve kötülüğün peşinden hemen iyiliği yetiştir ki, onu silip yok etsin. Ayrıca insanlarla da güzel geçin.” (Tirmizi)
Zâriü’l-Kaysî radiyallâhu anhden: Peygamber Efendimiz Münzir-i Eşecc’e:
“-Sende Allahu Teâlâ’nın sevdiği iki (güzel) meziyet vardır: Onlar da hilm ve teennidir. Münzir-i Eşecc:
— Yâ Resûlallâh, bu güzel huylan ben mi edindim, yoksa Allâhu Teâlâ mı beni bu iyi huylar ile yarattı? Dedi. Peygamber Efendimiz:
Allâhu Teâlâ seni bu hasletler ile yaratmıştır, buyurdu.
Münzir-i Eşecc:
— Hamd O Allâhu Teâlâ’ya ki, beni Allah ve Resulünün sevdiği iki haslet üzere yaratmıştır.” Dedi.” (Ebû Dâvud ve Tirmizi)
Not: (Abdü’l-Kays kabilesi Peygamber Efendimizi ziyarete geldiklerinde vasıtalarından iner inmez hemen Peygamberimizin elini, eteğini öpmeğe koştular. Fakat bunların reisi olan Münzir-i Eşecc üstünü başını temizleyip beyaz bir cübbe geydikten sonra huşu’ ve tevazu’ içinde Peygamberimizin huzuruna çıkınca Peygamber Efendimiz bu hadîsi buyurmuşlardır.)